sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2017 Çarşamba

Katarakt

KADIKÖY BELEDİYESİ'NİN BAHÇESİNDEN..BUGÜNE DAİR






Bahardı ama ayaklarım acıyordu. 
Katılmam gereken etkinlik için yürüdüğüm güzergahın güzelliğini görmeye çalıştım.
Bahariye'den Çilek Sokağa indim.
Hava bahar, yüzler şendi.
Renklerin hepsi birbirinden güzeldi.
Güneş ılık ve sevecen, umut taze ve canlı.


Aklım babamda, kalbim babamda..ne kadar zorlasam görmüyor gözüm hiç bir şeyi.
Altıastarı katarakt ameliyatı..namı diğer "hiç bişi değil"

Katarakt ameliyatı önemsiz ve hiç bir şey değil ama babam önemli ve her şey benim için.

Güneşim de o  rüzgarım da o
Hele babam için sesi titremiş annem
Zaten küçücük bişi


Birbirine bağlı,mutlu,güzel bir aileysek biri güneş diğeri  göğün ta kendisi değil mi?


Kıyamadım ikisine de
Gurbet..adın bet

Konuştum ,sordum,yürüdüm,gittim..ama "baban iyi eve gidiyoruz"u duyana kadar ben bugünü yaşamadım.



Allah'ım,

Açlıkla,pislikle,yoklukla,sevdiklerimizin acısıyla sınama

Madem sınayacaksın,

Çok para ile sına. Tası tarağı alıp , çantamı omuzuma vurup gemi ile dünya seyahatine gideyim. Kibre kapılacak mıyım diye sına beni.ardıma dönüp bakarsam namerdim.

Allah'ım,

HAYIR'ların sevinci ile sına beni mesela. Bak bakalım deliriyor muyum? Delirmem ama delirtmezsem namerdim.


Babiş...anne
Saçınızın tek teline, bir gülüşünüze kurban olurum ben.

29 Mart ..öldürdün beni.

27 Eylül 2016 Salı

SSS...Sanat Sistem Sınav


Tiyatro mevsimi açıldı olley.. ama artık  çocuklarım benimle tiyatroya gelmek istemiyorlar. Oysa 3 yaşına bastıkları o güzel günden itibaren her ay en az bir kere tiyatroya getirdim ben onları..hatta arkadaşlarını..hatta sınıfı.

Şimdi biri TEOG biri başka sınav sisteminin kıskacında. Anne zaman yetmiyor  sızlanmalarındalar. ya spordan alacağım onları ya  sanattan eksik kalacaklar. Sistemin ebesine en derin saygılarımı bir kez daha yolluyorum taaaaaaa can-ı gönülden.

Selin'ime ısrar edemedim ama Nehir'e bi kerecik gelirsin canım, çıkışta kokoreç yer kızkıza kafa dağıtırız dedim. Anası kılıklı, istemese de çok sert hayır diyemedi. Arada bir olmak kaydıyla olabilir dedi ne yapsın.




Özel tiyatrolar pahalı geliyor bana. İki çocuk , bir de Su var Selin'in arkadaşı teee anaokulundan beri bizle gelir ve bu hepimizi XXXLLL mutlu eder çünkü onu çok severiz. Hep balkonda ve aynı koltukları alırım. Orada olmayı daha çok sevdiklerini net bir şekilde fark ettim. Oyundan sonra onlarla konuşmayı severim, oyun esnasında onları izlemeyi de severim.Muzur sahnelerde Su ile Selin'in çaktırmadan birbirlerini dürttüklerini görüp  ben de çaktırmadan gülümserim,  kendilerine bir şey çağrıştıran sahnelerde dirseklerini birbirlerine dokundurmalarını ama tüm bu "neşeli genç kız" tepkilerinin ardından oyun sonunda yaptıkları ince gözlemleri, derin değerlendirmeleri, saygıyı severim. Nehir'in  bazen sıkılıp ufuldamasını, adaletin yerini bulduğu oyun ve sahnelerde, neşeyle dans edilen oyunlarda heyecandanbulunduğu yeri bile unutuşunu severim.

Neyse çocuklar, ben , yol, çıkışta yemek...bütçe meselesi bu: bir kişi 25 oldu mu gidemiyoruz ne yapayım? Ben de hem oyunları hem sahnelerini sevdiğimden, hem de evime çok yakın olduğundan e tabii bir de bütçeme daha uygun olduğundan İBB Şehir Tiyatrolarına gidiyorum. Genelde de Musahipzade'ye. Politikalarını sevmiyorum, sanatçılara yaptıklarından nefret ediyorum ama ayağımı tiyatrodankesip sanata vurmak istedikleri baltaya da destek olacak değilim.

Bu ay için kendime bilet aldığım oyun "Yangın Yerinde Orkideler":



..Orkideleri hep bir "ballad" olarak düşündüm. Hakkı yenmişlerin, hayatın-toplumun- yerleşik düzeninin kıyısına itilmişlerin, uyurgezerlerin, mutsuzların, sırtından yaralıların, alkoliklerin esrarkeşlerin, yalancıların, masal anlatıcılarının, gezginlerin, kaybedecek hiçbir şeyi olmayanların, filmleri balkondan ya da hususiden değil, birinciden yani en ön sıralardan seyredenlerin, dünyaya kekremsi, ekşi bir sırıtışla bakanların, sis ve dumanlar içinde yaşayanların, bilgiye ve bilgisizliğe aynı tiksintiyle yaklaşanların, bütün bunlara rağmen, ya da birazda bunlardan ötürü insan kalmayı becerebilmiş olanların şarkısı olsun istedim Yangın Yerinde Orkideler. Memet Baydur, 1990- İstanbul

Nehir ile bana bilet aldığım oyun ise " Aldatma"

 Çağdaş İngiliz tiyatrosunun en önemli yazarlarından Harold Pinter, Aldatma'da "kadın, kocası ve sevgilisi" üçgeni çerçevesinde, çok katmanlı aldatma olgusunu irdelerken; güç, hırs, tutku, dostluk, aile gibi kavramları özgün tiyatro dili ile sorguluyor.

Bir de 30 Eylül'e kadar kullanmam gereken 3 adet sinema biletim var. Şu, fırsat sitelerinden almışım zamanında. Bunca iş yoğunluğu ve koşturmaca arasında "nereye gidecem, nasıl gidecem" diye mızıldansam da içimdeki muzur keçi keyifle sinemalarda ne var diye bakınmaya başladı bile.


Sanat ile dolu kaliteli yaşam standartları ve çocuklarımız için zamanı böle yara parçalaya mücadeleye devam.. İnsan anneyiz biz di mi?

23 Mayıs 2016 Pazartesi

Sınama

Allah'ım dedim caaan-ı gönülden.

Bilge'nin bloğunu okuyunca tüm korkularım  su yüzüne çıktı.
Su yüzüne çıkmaları az geldi, gelip yapıştılar boğazıma.
Nefes alamadım korkudan.

Camdan dışarı baktım bir süre Pazartesi'nin yoğunluğu ile bunalmışken hepsinden sıyrılıp çaresiz, korkmuş. Unuttum tüm raporları,yapılacakları,ertelenmeyesiceleri..

Allah'ııım dedim.



Beni ve sevdiklerimi;
Açlıkla,pislikle,yoklukla,sevdiklerimin acısıyla,sevmediklerinin acısına sevinecek kibirle,başımın öne eğilmesiyle sınama.
Şart mı sınaman?
Sınama.

Çok para ile sına beni Allah'ım
Bakalım rivayetlerdeki gibi yoldan çıkıp sapıtıyor muyum?




Deli gibi malım mülküm, bir yanı yeşile bir yanı maviye bakan  Londra meydanı kadar balkonlu köşküm olsun.


Bakalım kibre kapılıyor muyum?


Bu makus talihine yenilmiş göbek gitsin vampir Bella gibi bişi olayım..

Bakalım kendimi şaşırıyor muyum?

Sevdiklerimin sevinci ile tamamlansın tüm mutluluklarım
Çocuklarım, ailem,annem,babam,kardeşlerim,yeğenlerim....

Allah'ım
Nolur uzun hayırlı nefis bir hayat ver bana ve beni sınama dedim.

Şu memleketin haline bak..sınandık sınanacağımız kadar zaten
Daha sınama
Amin.


9 Mayıs 2014 Cuma

Aslında Herkes Kendi Sınavını Veriyor Hayatta















Ağlamasa iyiydi...
O zaman daha katlanılabilir olurdu her şey
O zaman belki ben ağlayabilirdim rahat rahat
Ama çok ağladı..pıtırcık misali  döküldü yaşlar bahar tazeliğindeki yanaklarından
O ağladı..ben öldüm çaresizlikten.


Çok paramız yok bizim
Çok zeki-özel çocuğumuz var
Bu memlekette paradoksun , kendini talihe bırakmanın dikalasını yaşarsınız böyle bir karışımda.
Girdiği sınav ilk defa önemseyerek girdiği bir sınavdı Selin'in
İlk defa başarısız oldu bir sınavda
Kabul edilmedi
Tüm kördüğümleri açacak bir kapıydı...olmadı.

Hay TEOG'unuza da eğitim sisteminize de egonuza da yalanlarınıza da diye  patladı içimdeki yanardağ
Siyasettekilerden nefretim katmerlendi
Yaşadığımız şeylerden, yaşattıklarından nefret ettim  bin kez daha

Sınavı kazanamamışsın dediğimde önce sustu tepkisiz kaldı
Tumbler'a bakmaya devam etti
Sonra odasına çekildi
Sonra ağladığını duydum
Kapının  önünde çaresiz kalakaldım  kendi ellerimi kendim tutarak karanlıkta


Aman ne var ki  sadece bir sınav.....değil işte!

Hayırlısı olsun...elbette

Önemliydi bu sınavı kazanması ..onun için de benim için de
Başarı  çığlıkları için değil...bu kaostan çıkabilmesi için önemliydi
Daha nereye kadar yetecek gücüm onun niteliklerine uygun bir yerde eğitim görmesine...geleceğine
Talih çarkının dönüşünü izlemek ne yorucu bilmez yaşamayan kimse

Derviş değilim ki ben
Bakmayın aşk olsun dediğime
Aşk olsun derviş selamıymış..aşkolsun dediğim bile dağlar ardına attı kendini
Derviş değilim ki ben

Selin'im,kuzum,bebeğim
Saçının her buklesinde yenilendiğim
İlk göz ağrım, portakal çiçeğim, ilk aşkım
Dedim sana geçecek bu da...geriye dönükse başı yürüyemez ki insan yolunda
Alacağımız dersi alıp ,yarınlara inanıp devam etmeliyiz koşmaya
Tek mevsimin insanı değiliz sen ve ben
Mutluluk , umut  yazda kışta,sonbahar ve ilkbaharda
Annen yanında baban yanında
Bir çok güzel seçenek var, dahası da olacak yakında
Sil güzel gözünün inci yaşını
Üzme annen olacak bu tombul ve sevecen kadını

Selin geldi sarıldı bana, uzun süre yattık kucak kucağa
Konuşmak bazen gerçekten yetersiz anlamsız eksik donuk
Sen ensesindeki bukleyi içine çeke çeke koklayıp  öpersin. Seni seviyorum sözcüğü gibi her yerde kullanılıp renkleri deforme olmuş anlamlar yaymaz gönüllere. O içini çeker ve başını göğsüne sokuşturur.Annem varlığın dünyamı ısıtıyor, senle tamamlanıyorum demenin en vurgulusunu nakşeder sana.

Sabah okula yolladım onu
Yağmur damlaları etrafında neşe ile dansediyordu kızımın
Hayat kaldığı yerden devam ediyordu
O gülümseyerek gitti

Ben ise akşamın hüznü  içimde gülümseyerek el salladım dudaklarımda inandırıcı bir neşeyle
Ağlamasaydı iyiydi
O ağladı..ben öldüm çaresizlikten

 Ama anneysen sen
Güldüreceksin onu yeniden..ve hayat başlamalı kaldığı yerden




8 Kasım 2013 Cuma

Bir Minik Fırtınaydı..Geçti

Ama ne gelirdi ki elimden onu çok sevmekten başka?

Hayatın müdahale edilemeyecek alanlarından birinde yine burnundan alevler saçan ejderhaların saldırısına uğramıştım. Selin(13) en yakın arkadaşının hiç yoktan başkası ile yakınlaşıp kendisinden uzaklaşmasından dolayı üzgünötesi gözyaşları döküyordu. Yüzümde "her şey kontrolümde bebek!" tebessümü ile onu dinlesem de döktüğü her gözyaşı taze karın üzerine yağan yağmur misali beni yok ediyordu. O anlatmayı sürdürdükçe derdini bana dökmesine minnettar dinlemeyi sürdürdüm. Habire , es vermeden sınavlara girmekten, habire deli gibi ders çalışmaktan,sevdiği dizilerden-kahramanlarından-kitaplardan-sinemalardan kısacası hayatın ona ayrılmış paydasından hiç bir şeye dokunamadan uzak kalmaya isyan etmişti. 

Araya girip sorularını cevaplamak ve teselli etmek, yanlışları ve doğruları sıralayıp arada yerini almasını sağlamak için çıldırsam da sustum.Dinlemekten çok anlatmayaydı ihtiyacı, boyun eğdim.O boşaldı ben doldum ama yine dayandım sustum. "Aşkım" yerine "akkım" derdi bebekken. Hiç yoktan aklıma geldi.Altını temizle,karnını doyur ..uyusun işte ne güzeldi o günler dedim içimden."Büyüsün" demek gafletinde bulunduğum her gün için kendime içtenlikle beddua ettim.



















Sınav sistemini değiştiremezdim..arkadaşlık ilişkilerinde seçtiği kişilerin ona yakın olmasını yapay ve geçici sağlamak gelirdi elimden...onu çok sevmekten başka yapabileceğim bir şey yoktu. Onu varlığımın her zerresi ile kana kana sevdim.Ağlayabildiği ve anlatabildiği için Allah'a şükrederek sınır tanımaksızın,herhangi bir tanıma sığmaksızın kızımı daha da çok sevdim.

"Kardeşin var,biz varız" dedim sonra. Arkadaşların mevsimler gibi,gelir ve geçerler.İz bırakabilirler, çok keyifli olabilir yaşananlar hiç sevmeyebilirsin getirdiklerini...ama kardeşin güneş gibi;gece olsa senin için ay aydınlatan gündüz olsa güneşi parıldatan o. O hep seninle,o hep seni seven, o bu dünyaya senin için gelmiş olan,o senle tamamlanıp seni tamamlayan.


Söylediklerinin hepsinde haklı olsan da herkes bu filmi yaşıyor,senarist de biz değiliz.O zaman uyum sağlamak olsun ilk işimiz...Telafisi olmayan bir dönemde yok yere hata yapmayalım,bu sene son sınavdan sonra senle beraber alemi dağıtalım :-)

Gülümsedi ve sakinleşti; şimdi dağlarda eriyen karların gürültülü ,coşkun ve kontrolsüz akan suları ile çağlamıyordu..ritmi gittikçe sakinleşen,akışı mırıltıya dönmüş tatlı bir nehre dönüştü.

Odasına çekildiğinde daha ne yapabilirdim diye düşündüm.Gülmeye ve o ortamdan uzaklaşmaya ihtiyacı var...bir kez daha işten çıkartıldığımı, işsiz olduğumu ona söylememekle ne iyi ettiğimi düşündüm. Sonra anne kalbindeki acil durum eylem planı sandığını açtım ve tam da aradığım şeyin orada olduğunu gördüm. Derhal işleme koyuldum.

Aradan yarım saat geçtiğinde Selin'e ve Nehir'e 2 hafta sonrasına Komedi Dükkanı için bilet aldığımı, Tolga Çevik'i izlemeye gideceğimizi söyledim. Çığlıklar, heyecanlı küçük kesik cümleler,tekrar çığlıklar,birbirlerine ve bana sarılışlar havada uçuştu. 


Şu işsiz parasız halimde bir dünya param gitti ama umurumda da değil,vallahi değdi.

Gece, uyurken yanına gidip izledim ağlamaktan kızarmış burnu ile uyuyan kıvırcık saçlı prensesimi..dudaklarının kenarındaki o miniminnacık tebessümün sahibi olmak bana haz verdi...yorgun bir kadın,güçlü bir anne,ikircikli düşüncelere dalmış bir insan olarak geceye daldım yıldızlara bakıp çok eski şarkıları hatırlayarak.