su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2016 Çarşamba

Sen Bilirsin


Sen bilmiyorsun ki YOLCU  nerden gelmiş.
Hangi dikenli yollarda yalın ayak koşturmuş da hangi denizleri yüzerek geçmiş
Mecbur kaldın mı ki hiç susuz olduğun halde önündeki tastan su içmemeye

Uğraşıp duruyorsun can yakmaya
Yanan kendi canın değil mi aslında..

İnsanın gözlerine gitmiyorsa gülüşündeki ışık, kalbinin ayaz boşluğundan bizi sakınsın Allah.



Dönüp bakıyor İNSAN olan can yakmaya uğraşana; tepine tepine bir kocaman toz bulutu oluşturmuş bir şaşkın
Ego diye buna diyorlar herhalde

E sen de eylen bakalım
3 günlük dünyanın 3. gününde kim olacak yanında?


18 Ekim 2016 Salı

Yangın Yerinde Orkideler - Tiyatro

Cuma akşamı "artık derslerim çok ağır ,zamanım yok" diyen sevgili kıvırcığımı  ve ona bağlı olarak anaokuldan beri birlikte tiyatro akşamları yaptığımız kızım gibi sevdiğim sevgili Su'yu kadro dışı bırakarak Nehir'imle tiyatro sezonumuzu açtık.

Tabii ki Musahipzade balkonundan yer alıp Yangın Yerinde Orkideler'e gittik.
Damağımda o  özlemişliğin  bildik tadı ama aynı zamanda  Şehir Tiyatrolarından atılan değerli sanatçılarımızdan dolayı duyduğum öfke, gittik Zuzu'm ile Musahipzade'ye.



Tiyatro seyircisi bana hep farklı gelmiştir. Kendimi hep,özel ve saygın bir topluluğa ait hissederim orada olduğumda. Hele de Nehir ile ilk başbaşa tiyatromuz olunca iyice bir hoş hissettim yalan yok.

Gittik koltuğumuza oturduk. Tiyatro da başladı. Seyrettik.


Yok..sevemedim.
Ne oyuncularda o eski şevk ve neşe var ne oyun akıcı bir oyun.
Sarhoşu oynayan oyuncu bir yerde sahnede kapak işareti yapıyor, Nehir bi orayı çok sevdi çünkü çok güldü.
Tiyatro bitince , Musahipzade'nin hemen yanındaki kokoreççiye gidelim mi diye sordum adet edindiğimiz üzere. Onu bile istemedi canımız.


Bir heves bin heyecan geldik.
Neyse tiyatro sezonunu açtık diye kendimizi teselli ede ede eve döndük.
Bu hafta da "Aldatmak" a gideceğiz..bakalım o  nasıl?

Yabancı oyunlar oynanmayacakmış artık.
.ok yemişsiniz siz.
Güzel olan ne varsa içine etmekte eşsizsiniz.

Bu da öyle bi tiyatro yorumu oldu :-) Hoşgörün

YANGIN YERİNDE ORKİDELER
Yazan: MEMET BAYDUR
Yöneten: HÜLYA KARAKAŞ
Dramaturgi: ERGÜN ÖZDEMİR
Sahne Tasarımı: ALMİLA ALTUNSOY - CİHAN AŞAR
Kostüm Tasarımı: ALMİLA ALTUNSOY
Işık Tasarımı: MAHMUT ÖZDEMİR
Müzik: CİHAN KURTARAN
Koreografi: ÖZGE MİDİLLİ
Efekt: NESİN COŞKUNER
Süre: 1 SAAT 30 DAKİKA / 2 PERDE
OYUNCULAR
CAN ERTUĞRULEMİN ANDERASLAN SAĞLAMGÖZDE İPEK KÖSEÖMER BARIŞ BAKOVAZÜMRÜT ERKİN

13 Şubat 2015 Cuma

Şimdi Mevsimi Mim'i


Bayılıyorum Mim'leri okumaya ve cevaplamaya. Sevgili Buralı Olmayanlar Lokali beni mimlemiş hem de çok sevdiğim konuda güzel, ilginç soruların olduğu bir mim ile. Onun cevapları kadar güzel ve sıcak oldu mu cevaplarım bilmiyorum ama büyük bir keyifle cevapladım hepsini.

Eee..yeter mi ?

Yetmez!


1. Kışın okumalık favori bir kitabın var mı?

Her mevsim okuduğum, durup durup okuduğum,aklıma geldikçe okuduğum kitabım var tabii. Hem de bir çok kitabım var ama en favorisi Aşk ve Gurur. Doyamadım okumaya.

2. Kapağı mavi olan bir kitap?

Şibumi..Trevenian

*Artık ıstıraplarını sessizce çekmeyi öğrenmişti. Yüksek rütbelilerin ilk öğrenmesi gereken şey!
*Daha sonra kurtlarla sofraya oturanın kendisini konuk mu yoksa yemek mi saydıklarını asla bilemeyeceklerini öğrendi.
*korkaklar her zaman cesur insanlardan daha tehlikeli olurlardı.Bir kere sayıları daha fazlaydı. Sonra,arkadan vururlardı. Vurdukları zaman da kötü vururlardı. Çünkü kurtulursanız öc alacağınızdan korkarlardı.

3. Yılbaşı ağacında yıldız olarak kullanabileceğin bir kitap?

Hermann Hess-Narsizz ve Goldmund.
hem Goldmund adından mütevellit parlar, hem bu kadar ağır giden roman sonunda şraaaakk diye bi tokat patlatıyor yıldızlar uçuşuyor gözlerinizin etrafında.


4. Kış tatili için mükemmel olan bir kurgusal dünya?

Gri'nin 50 Tonu ve serisi.
Bi kere sağlam bir kurgu, gerçekle alakası yok
Bi de kışın iyi gider kanımca :-p )

5. Birlikte kış tatiline gideceğin bir kitap karakteri?

Gandalf tabiikisi :-)) Birincisi "
Ben Gizli Ateş'in bir hizmetkarıyım. Geçemezsin! " diyen o.Asasından ateş çıkartan o..kışın üşüme riski kalkar ortadan.Bi de hayli sürprizlerle dolu bi cici amca,çok seviyorum ben onu :-)

6. Bu sene için listende olan bir kitap?

Savaş ve Barış..klasiklerden okumayı hep isteyip bir türlü elime almadığım serisi.Bir dost ödünç verdi, bir an evvel okumalıyım onu.

7. Favori tatil içeceğin, atıştırmalığın ve filmin?

Su..benim her mevsim favori içeceğim sudur :-)
Atıştırmalığım peynir. Bir gün peynir ağacı çıkacak içimden.Her nevi peynir,her yiyecekle beraber yenir ve gidip gelip minik küpler halinde hapıdık hapuduk yenilir.
Favori filmim zamanla değişebiliyor, uzun zamandır (kızımın tüm kınamalarına rağmen) Twilight.
Niye mi?
Bilmiyom :-(

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Yengeçmişcesine




































































Sabahın taze saatleri. Gün kirlenmemiş,gönül yorulmamış.Su berrak,rüzgar dingin,güneş parlak henüz.

Çayı koydum tomurcuğu tam kararında; başka hiç bir şeye bakmadan,kıymeti geri gelmezliği ile payelenmiş zamanı ziyan etmeden kendimi sahile attım.

Su berrak,sakin,davetkardı.Aceleyle denize koştum ve vücut ısım dengelensin diye hiç beklemeden maiye daldım. Suyun üstünde esaretteymişim de ancak yuvama kavuşmuşum gibi tamamlanmış bir neşeyle çarptı kalbim.Ciğerim müsaade ettiği sürece denizin altında süzülmeye devam ettim.Sonra suyun üzerine çıktım.Güneş ışıkları kıyıdakileri sadece ısıtırken denizde altın tozu rengine bürünüp neşeyle dansediyordu.Biraz sırtüstü biraz normal yüzüp biraz  ayaklarım yere değmeksizin yürüdüm mai deryanın içinde. O kadar güzeldi ki beni kucaklayan serinlik, hiçliğimi hatırlatan yere çökmeyiş bir toz zerresi gibi yukarıda asılı kalış.

Şamadıraya ulaştığımda keyifle kıyıyı seyre koyuldum.Yavaş yavaş hareketlenen sokaklar, denizden korkup annesinin kucağına sığınan çocuklar, bizi daha iyi görmek için daha da yükselmiş güneş..sonra gözlerim denizin dibine takıldı.Cam gibiydi su....berraklığı , o derinlikte bile denizin dibini izlemeyi sağlıyordu. İrili ufaklı yengeçlerin telaşla koşturmacalarına güldüm ilkin. Seyrederken o kadar eğlenmiştim ki farkına varmadan neşeyle attığım kahkaha, sahilden bir iki başın bana dönmesine neden oldu. Sonra dalgaların biçimlendirdiği kumların güzelliğine bakakaldım.Baktığım tabloda aynı olan ,sabit kalan hiç bir şey yokken bu eşi benzeri olmayan ahengin mimarına sevgi ve sadakatle sarsıldı kalbim. Sonra kumda uzun yollar katedildiğini fark ettim izlerinden.Uzun ama düz olmayan çizgiler vardı. Baktım, deniz minareleri külahları tepelerinde kimi yavaş kimi koşturmacalı seyyah etmişler kendilerini.Suyun dibindeki kumda iz bırakmak..ne muhteşem bir şey suyun bunu yok etmemesi, ne saygı deniz minaresinin var oluşuna diye düşündüm. Bir kaç uzun yosun parçası dalgaların ritmine ayak uydurmuş telaşsız,sakin bir müziğe ayak uydurur gibiydi Onları izlerken içimden dansın ezgisini yakalamaya çalışıp ritim tuttum, bu sefer kontrollü ve kıyıdakileri kendime baktırmayacak  sessiz kahkahalarım eşlik etti beceriksizliğime.

Denizin altında insanoğlunun tüm övüncünüyerle bir eden kusursuz bir ayrı alem-hayat var. Kontrol edilmesi mümkün olmayan deniz.Hem hayat hem ölüm deniz. Mavi deniz,yeşil deniz,siyah deniz...Rengine vurgun kokusuna hayran olduğum deniz.Ağlasam gözlerimden akan deniz.Gülsem dinginliği gönlüme vuran deniz.

Gönülsüzce şamadıranın iplerini bıraktım ve yeniden yüzmeye koyuldum sahile doğru. Çocuklarım,ailem deniz gibi sonsuz bir mavilik bana. Gidip krep yapmalı, evde melekler kadar masum bir uykuda demlenen çocuklarımı uyandıklarında sevecekleri şekilde donatılmış bir masayla karşılamalıyım. Denizin dibinde koşturan bir yengeçmişcesine yan yan koşturararak ve kesinlikle neşeyle  yola koyuldum.

29 Haziran 2014 Pazar

Dilek

Aayyyy, bi hayalim daha gerçekleşti.
Dilek perisi kulaklarını dört açmış beni dinliyo olmalı bi yerlerde
3-4 gün Nehir'imle başbaşa hem de Kumla'da hem de mavinin göbeğinde
Tamam, ufak tefek olumsuzluklar yok değil ama gözümün göresi yok


Oturduk Sünger Bob'dan sonra Kaçak Gelinler'i izliyoruz

Normalde asla yapmayacağımız şeyler
Parmak kale ile şişe kapağından maç yaptık
Para çevirmece oynadık
Okey oynadık,papazkaçtı,pişti

Bisiklete bindik gidebildiğimiz yere kadar  

Tabu tam bi felaketti
Anne Hacı Bektaşi Veli Amca kim?
Anne gensoru biyolojik terim  mi
vs vs vs
Gülmekten gözlerimden yaş getiren masum sorularına kurban olduğum

Selin geldi yatağında uyuyor ya İstanbul'da
Ohhh çam ormanında nefes alır gibiyim
Ciğerim açıldı, göğsüm genişledi yine

Güzel ve sevdiğim şarkılar söyleyesim var
Güneş bi bulutların arkasında bir önünde ,eğleniyor besbelli
O'ndan  haber almış besssbelli
"Yeniden" şarkısındaki gibi "yeniden" bulmuş kaybettiği birşeyi tesadüflerine karmaşık labirentinde.

Yürüyüş vakti hadi bakalım
Durgun sular pislik tutarmış
Hareket etmeli...severek,isteyerek.

22 Nisan 2014 Salı

Hüzme

Suyun üzerinde seken taş gibi tüm anılara tek tek dokundu özlem...sonra uzaklarda gözden kayboldu.Yarattığı dalgalar büyüyerek gönül telinde o isimsiz şarkıyı seslendirmeye devam ettiler.

Ah zaman...

Sevmenin,sevebilmenin zaferini kim alabilir gönülden? Bazen Pıtırcık bir genç kızın anne oluşunu izlemekte sevgi, bazen dağların zirvesini çıplak ayak aşan genç bir kadının zarif sadeliğine duyulan hayranlıkta, bazen ise suskunluğun içinde çığlık çığlığa.

 Dalı kırmakla uzaklaşır mı baharlar?

hayır sanmayın ki beni unuttular
hâlâ arasıra mektupları gelir gerçek değildiler birer umuttular..Attila İlhan