tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2018 Çarşamba

Sanat Bizim Var Oluş Mücadelemiz - Kadıköy

Geçen seneye ait plak günleri tanıtım görseli


Kadıköy Belediyesi kurumsallaşan kültür politikasını her sene daha öne çıkartıyor. Bir çok alanda olduğu gibi sanatta da son kalelerden olan Kadıköy, çevre ilçelerden hatta karşı yakadan   sanatçıların taleplerini karşılayıp "sanatsız kalan bir ülkenin hayat damarlarından biri kopmuş demektir" sözünün sahibi güzel  insan büyük önder Atatürk'ün öngörüsünde sanatı var ve  değerli kılmaya devam ediyor.

Bu, şaka değil büyük bir mücadele.

Sanat geçmişe sahip çıkıp geleceği yaşamak, sonsuz bir soyutlukta somut sonuçlar elde ederek o verileri yönetmek bu anlamda belki de.

Bir çok kültür merkezi ve açık alanda halka etkinlikler sunarken , sanatı koruyup sanatçıyı platformlarda bir araya getirip birlik sağlamak. O arada da habire "o niye öyle bu niye böyle o niye olmadı bu niye olmadı şu benim tanıdığım " larla mücadele edip yapıcı eleştirileri cımbızla almak.

Yazarken kolay yaşarken  neşeli bir zorluk olsa gerek.

Kültür Müdürü onun bunun tanıdığı, çok tiyatro izler sanatsever bi abimizdir şeklinde biri değil. Bir çok alanda önemli çalışmaları olan mütevazı bir profesör. Maça 1-0 galip başlatan bir unsur bu.

Sinematek kurdu bu sene. Bana göre en baba olay bu.

Çocuklara özel kültür merkezi var artık : Halis Kurtça Kültür Merkezi


Karikatür Evi var nerde görülmüş?


TESAK var sahilde hemen...felsefe seminerleri efsane efsane...!


Barış Manço'nun  evi var müze..Türkiye'nin en çok gezilen müzelerinden o. Çocuklar seviyor Barış Abi'lerini.


Barış Manço Kültür Merkezi var gençlerin çok katıldığı eetkinlikler düzenleyen.Uluslarası seminerleri, festivalleri ve en çok da sergileri  güzel.


BMKM'de Fenerbahçe Müzesi'nden özel seçkilerle muhteşem bir sergi açılmıştı mesela


Kozyatağı Kültür Merkezi var o kadar hane odaklı yerde buram buram konserler - harika tiyatrolar, şehsına münhasır kitap günleri bile düzenleyen  sunan.


CKM zaten marka olmuş, anlatmaya hacet yok.


Yeldeğirmeni  Sanat var, Asya yakasının Aya İrini'si olmuş caz ve klasik müzik sunuyor  programlar son derece seçkin.


Süreyya Operası'ndan bahsetmemek olur mu?O apayrı bir yıkılamayan kale.    Hala her koltuğunun dopdolu oluşu içimde umudu  bahar dalı gibi çiçek çiçek tutan sebeplerden biri zaten.



Konserler,sergiler,tiyatrolar,her yaşa özel "yaptım işte" lik değil her anlamda özenle hazırlanan etkinlikler, seminerler,festivaller,paneller, özel çalışmalar, projeler, STK 'ların etkinlikleri,amatörler....herkes her şey  burada.

Seviyorum ben Kadıköy Belediyesi'ni.

Şimdi Özgürlük Parkı'nda Yetişkin Festivali var. Oyunların her biri özenle seçilmiş. Ücretsiz etkinliği sizler kaçırın istemedim.

Sanat bizim var oluş mücadelemiz.

Siz de var olun  ....

http://www.kadikoy.bel.tr/documents/file/dosya/E-prg_BuyukTiytFest-03.jpg

11 Ocak 2018 Perşembe

Kültür Sanat

Buralarda yokken azcık kültür-sanat takıldım.

Bir kaçını anlatayım:

1-) Hizmetçi -

Hizmetçi, 2016 yılında vizyona giren, Güney Kore yapımı erotik psikolojik gerilim türündeki bir Park Chan-wook filmi. Başrollerini Kim Min-hee, Ha Jung-woo ve Kim Tae-ri paylaşmaktadır

Film 3 bölümden oluşuyor. 3'ü de birbirinden keyifli ve ilginç. İlk bölümü izlediğinizde bir öykü izlemiş oluyorsunuz. İkinci bölümü izlediğinizde ilk bölümde bildiğiniz her şeyi farklı algılıyor ve kaşlarınız yukarı kalkmış , keyifli bir "a-aaa" silsilesi içerisinde debeleniyorsunuz. Üçüncü bölümde ise aynı hikayeyi izliyorsunuz ama ilk izlediğiniz anlarda olmayan sahne ve bilgilerle bezenip, yarısını duyduğunuz bir cümlenin tamamını işitip tabloyu ancak görmüşsünüzcesine. Daha evvel hiç böyle bir film izlememiştim ve erotik bazı sahneleri olsa da buraya filmin adını alıp sizlere önermeye karar verdim. Gerçekten ilginç ve hoş bir film.


2-)Borusan Quartet - Süreyya Operası







Birinin kemanında bir ses vardı..dünyaya sadece onu dinlemek için gelmiş olabilirim. 300 yıllık mıymış ne. Konser ne zaman başladı ne zaman bitti  haberim olmadı. Kendimi "bilerek" kaybettim nağmelerde.

3-) İDOB yeni Yıl Konseri - Süreyya Operası


Sonunu çocukların cıvıltılı sesleri ile süsledikleri bir çok  harika ses ve müziğin, dansın ve ezginin yer aldığı  eşsiz bir konserdi. Gittiğim için kendimi  şanslı hissediyorum.

4-) Bayrak - İDT


Sahne arası verildiğinde oyuncular sahnede halen filan değişik yanları yok değil ama Devlet Tiyatroları oyunları neden bu kadar kasvetli olmak zorunda ...İlk yarı bittiğinde yanımda birlikte gittiğim insanlar olmasa çıkıp giderdim ay içim daraldı yemin ediyorum. Oyuncular iyi oyun da muhtemelen iyidir ama gönlüm daraldı, bittiğinde dedim ki iyi ki bitti. Sonu ve yorumu  izleyiciye bırakan nitelikli ve bana göre kasvetli bir tiyatro. İkinci yarı sürprizlerle dolu. 



      (2 Perde / 1 Saat 50 Dakika)
Berkun Oya’nın yazdığı Bayrak’ta, polisiye bir cinayetle bir ailenin trajik çöküşünün öyküsü anlatılır. Hayatın içinden yakından tanıdığımız öykülerin  yeni bir anlayış ve estetik arayışla çağdaş bir görünüm kazandığı bir oyun Bayrak. Karısını öldüren oğullarının eve gelmesiyle birlikte Anne ve babanın, yaşamları bir anda alt üst olur. Oğulların eşleriyle yaşadıkları mutsuz ilişkiler üzerinden aile kavramı, iletişimsizlik ve şiddet olguları sürprizli kurgu ve içeriğiyle sorgulanır. Sıradan bir karı koca ihanetinin cinayetle son bulan sıra dışı öyküsünde sahte ve gerçek olanın ikiliği de önemli bir tartışma konusudur.

“Başkasının çocuğu olsaydı ne yapardın, soruyorum sana, senin çocuğunu öldürseler ne yapardın, herkes birinin çocuğu…”

“Senin kardeşin benim kalbime burnunu soktu!...Oltalar suyun altında karıştı.”

5-) Fatih Erkoç Caz Konseri:

Öyle bir sesim olsa hiç susman hep şarkı söylerdim. Bir de beyefendi...bir de kibar.
  

Başka da bişi demiyorum.




15 Mayıs 2017 Pazartesi

E Hadi O Zaman



Hayallerine kavuşunca insan aşk bitermiş. Öyle derler.
Suskunluğum, artık elimin hayallere-gerçeklere-yaşama ait satırlara gitmeyişinin sebebi bu değil.

Elim gitmiyor iki satır yazmaya. Hani yazı yazmak bir kenara dursun, odama gelenle iki kelam etmek zulüm. Ağzımı açasım, anlatılanı dinleyesim yok.

Öyle bir kaçtı tadım, öyle bir içime dinginliğe döndü gözlerim.

Bugün de kendimi zorlayıp iki kelam yazmazsam blog mefta olacak. O yüzden zorlana zorlana yazıyorum. Şeytanın bacağını kırayım ki arkası gelsin diyorum. Çünkü  kendi sözcüklerime açık değilse de kapım bu ara buradaki insanları, anlattıklarını ve hayatlarını özlüyorum.

Arada ne mi yaptım?

Çok sinema, çok konser, çok tiyatro,çok panel.
Çok sıkıntı,çok  sevinç, çok neşe, çok kızgınlık
Ama asıl en çok suskunluk...kimsenin kolay kolay fark edemeyeceği.

Anlatırım, bi sürü şeyi anlatırım.
İş ki şeytanın bacağını kırıp bugün iki satırla solmakta olam mai'me can vereyim.

Sevgilerimle...

19 Nisan 2017 Çarşamba

Özne



Bazen kendime "ne yapıyorum ben " diye sormuyorum değil
Çılgın saçmalıklar ülkesinin baş kahramanıyım adeta
Hayatımı anlatan binlerce tümce içerisinde bırakın özne olmayı, sıfat olmaktan bile yoksun bir  varlık..ben.

Bekir Coşkun'un dünkü muhteşem köşe yazısı gibiyim.
Altı astarı tek kelime varlığım, ama içi dopdolu.

Siyasetten dem vurmayacağım.
Eminim Müjde benim yerime de boll bol yapmıştır bunu :-)

İKSV film festivaline bol bol  katıldım, kimini sevdim kiminde aman Allah oldum , hatta birini unutmak istiyorum.
Bol bol tiyatroya gittim.
Bol bol yürüdüm.
Bol bol resim çektim.

Mart flörtözleri




Seçimde görev aldım.
HAYIR dedim dağa taşa göğe yere..memleketin geri kalan çoğunluk kesimi gibi yani. Hani en az %60'ımızım dediğince gür bir sesle.

Kızdım çok kızdım.
Sabahına toparlandım.
Vazgeçmedim, hazırım.

Bir de kedi aldık.
Evdekiler 3 ben 1..demokratik bir seçim de olsa yenilmek zoruma gitti.


Şimdi 14 Şubat doğumlu bir Tesla (okul çağındaki çocuk isim koyarsa böyle olur) ile hayat devam ediyor kaldığı yerden.


Hala baharlara inancım solmadı, hala Atatürk'ün izinde bir Cumhuriyet çocuğuyum.

22 Mart 2017 Çarşamba

39. Basamak



Bunu size anlatmadan geçemeyeceğim:

Aslında bir hafta oldu sanırım. Nehir iş yerimdeyken palaspandaras gelişen olaylar sonucu akşam eve gitmek yerine bir baktım Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi'nde 39. Basamak oyununun izleyicileri arasındayım. Yaklaşık 700 kişilik salon hıncahınç dolu. Hazırlanarak gitsem bu kadar neşelenmiyeceğim. Bir de azcık mızıldansa da beni kırmaya kıyamayan meleğim yanımda. Çok istiyorum onun da izlemesini:oyunla ilgili muhteşem şeyler duydum.Küçük tatlı  elini avuçlarımın arasına aldım, dünyanın geri kalanının tamamını en ufak bir suçluluk duymadan rahatlıkla zihnimden sildim veeeeeee perde!



Bülent Şakrak, Engin Hepileri ve Demet Evgar ve Okan Yalabık


Eserin orjinali Alfred Hitchcock'a ait.JOHN Buchan’ın yazdığı, Patrick Barlow’un sahneye uyarladığı ‘39 Basamak’ adlı oyun, bundan 9 sene önce Mehmet Ergen’in çevirisi ve Mehmet Birkiye’nin rejisiyle Kent Oyuncuları tarafından sahnelendiğinde yer yerinden oynamış


Oyun interaktif. Okan Yalabık  çok sevecen değil, arada üsturupla seyirciyi azarlıyor. Müstehak mı? Bilmem ki..eğlenmeye gitmişiz azarlanmaya değil. İçten içe kızıyorum anlayışsızlığına,hak vermiyorum ama onu  canlı kanlı karşımda görmenin heyecanı baskın. Bozmayacağım keyfimi. Nehir, ona sormadan bilet almamın  verdiği  sitemkarlığı çoktan bırakmış. Fincan fincan açılmış gözleri ile sahneye Pargalı'sına bakıyor  ve oyun başlıyor. 



Bir saniye mi tempo düşmez?
Aynı adamı  elindeki 3 şapkayı değişe değişe 1'er saniye ara ile 3 farklı karakter olarak kabul ettirir mi sanat size?
Gülmek ve heyecanlanmaktan ağzınızı hiç kapatmadan izler misiniz bir oyunu  onca süre

Oyuncuların demeçlerinde dedikleri gibi...tam bir deli mizahı bu.


Demet Evgar oyunun telifini satın almış yıllar önce. Bir gün oynayacaklarına inanmış. Kendilerinin de keyif aldıkları o kadar belli ki oynarken siz bu  neşeli hızlı akışın dışında kalamıyorsunuz zaten imkansız.

Oyuncuların biri kisi değil hepsi harika.Peki ya "cömertlikte sınır tanımayan" Demet Evgar'ın güzelliği....aman Allah'ım dedim kaç kere.


Çok güldük çok eğlendik çok beğendik çok takdir ettik.
Sahneyi kullanışları ve aksesuarları apayrı bir harika
Gitmeyen varsa durmayın mutlaka gidin.


Nehir, hayatımda gördüğüm en güzel tiyatroydu dedi
12 yıllık hayatında kıyas yapabileceği kadar çok tiyatro izlettirdiğim için kendimle gurur duydum.
Bir sanatçı yetiştirmeyi başarabilecek miyim bilmem ama iyi birer tiyatro izleyicisi yetiştirdiğimden eminim çocuklarım adına.

16 Şubat 2017 Perşembe

GEZERSEM ÖYLE BÖYLE DEĞİL FENA GEZERİM



Yazamadım çünküüü koş koş  koş koş...bakınız nerelere takıldım bir haftada:

SİNEMA:







Vizyona girdiği gün  gitmeyi çok istedim ama toplantıya katılmam gerekiyordu gidemedim. Geçen sene kapıları kırıp içeri girenler aklımdaydı ama  bu sene sakin bir toplulukla girdim sinemaya çok şükür.








Film bu sefer kitaba daha uygundu. Daha cüretkardı. Renklerin büyüsü, görsel bütünlük kesinlikle beni etkiledi:çok doğru kullanılmıştı.Daha evvel de dedim : 20 ya da 30'lu yaşlarda izlesem farklı  algılardım  ama bu yaşta, Türkiye gündemi ile yoğrulmuş ve yorulmuş beynim ile sadece çekimlerin güzelliği beni heyecanlandırdı ve keyif aldım.

Mr Grey beni güldürdü. Filmi izlerken karısının kıskanç olduğu ile ilgili okuduğum şeyler aklıma geldi ve gerçekten gülmekten kendimi alamadım. Anastasia ilk filmden daha iyiydi. makyaj uzmanlarını mı değiştirdiler bilmiyorum ama ne yaptılarsa bu sefer kız gözüme güzel göründü. Kim Bassinger'i görünce de "zalımsın zaman" demekten kendimi alamadım.

Gidin, izleyin;keyif alacağınız bir film, güzel zaman geçireceksiniz.

TİYATRO:


Tiyatro Martı'nın "Demir" oyununa gittim. Güzin Özyağcılar oyunu alıp götüren kişi.Seyirciyi de sahneye bağlayan ipler onun elinde.Eski jenerasyon ile yeni jenerasyon arasındaki farkı bariz izliyorsunuz. Oyun güzel ama ağır denilebilecek nitelikte. Kalitesine yaraşır dolulukta değildi salon..üzüldüm.



KONSER:


"Aşka Adanmış Şarkılar" KKM 14 Şubat etkinliği idi. Yeğen (Mert) bende ya, oğluşumla  gittik konsere. Şems Trio ve bir konuk sanatçı  vardı sahnede. Yeşilçam filmleri konsept alınmış, ekip süper, salon tıklım tıklımdı. Her parçayı çok büyük bir beğeni ile  dinledim. Konser bittiğinde neden bu kadar kısa diye hayıflansam da saate baktığımda tam bir saat sürdüğünü hayretle gördüm. Salonun merdivenleri bile doluydu. Tebrikler Kozyatağı Kültür Merkezi.

FESTİVAL:



Kadıköy Kış Sanat Festivali'ne katıldım. Bilet yerine kitap isteyen Türkiye Gençlik Akademisi  bir grup pırıl pırıl genç insandan oluşuyor. Şahane de bir program düzenlemişler.

İLK GÜN:


  • Yalnızlık Senfonisi –Perdesiz Sanat

• Madox ile 3 gece tiyatro gösterimi
• Dans
• Müzik Performans)

İKİNCİ GÜN:

• Seramik workshop
•     Beckett tiyatto
• Folklor Gösterisi - Karadeniz
• Tango

Ayrıca bakımevlerinde kalan çocukların resimlerinden de sergi açmışlar.
Açılış konuşmasında  da gözlerim doldu (basında yer almış alıntı oradan)

"Kısa vadede hepiniz Türkiye Gençlik Akademisi’nin faaliyetlerini yakinen göreceğinize ben yürekten inanıyorum. Bizim buraya çıkma amacımız bu festivali gerçekleştiriyor olma amacımız bize çok eskilerden gelen bir emanet, bir vazife hatta Türk gençliğin birinci vazifesini yerine getirmek için Kış Sanat Festivali organizasyonu yapılmıştır. Bu vazife bize 1923 yılından kalan bir emanettir. Bazı zamanlar vardır. Elinizi taşın altına sokmanız gerekir. Bazen küçük ya da büyük olmanız çok da önemli değildir. Ve bazen Hz. İbrahim’e karınca olmak gerekir o suyu taşıyan. Ve o günler geldiği zaman ne yanmaktan korkmamız gerekiyor ne de ezilmekten. Türkiye Gençlik Akademisi’nin bundan sonra herhangi bir üyesi ve herhangi bir gönüllüsü hiçbir zaman korkmayacaktır. Birinci vazifesini yerine getirmekten yılmadan usanmadan kaçmaya devam edecektir"

SERGİ:




"Ahşaba Dokunmak" sergisinin açılışına katıldım. Sergi çok güzel ve ahşabın insana huzur veren büyüsü estetikle birleştiği için benim bi ayrıca hoşuma gitti. 

 

1 Şubat 2017 Çarşamba

YAŞAMAK VAR YA...



Haberlerde belli surat ve belli seslerden arındırdım kendimi.
Ohhhhhh..Heidi'nin büyükbabasının  çatıkatında uyanıyorum sabahları..öyle bi kendime geldim.

Sabahları  peynir kızartanım da olsa horon tepe tepe geleceğim iş yerime.


Tiyatro , konser, anma,sinema..sanata dair ne varsa (Kadıköy'de yaşamak  avantaj ve ayrıcalığı ile) kucaklıyorum hepiciğini. 

KADIKÖY BELEDİYESİ MURAL İLE ŞENLENMİŞ BİR DEVLET KURUMU..BAYILIYORUM

Misal, bu akşam CKM'de yapılacak olan Barış Manço Anma'sına gideceğim kıvırcığımı alıp ;andolsun ki durmayacağım yaşamaktan ve yaşadıklarımdan keyif almaktan.


Bir kere denizin ortasında motorlar çarpıştı Yunan misali denize dökülüyorduk Üsküdar-Beşiktaş hattında
İki kere zehirlendim.
Çocukken annem elinde saat sabaha çıkarmıyım diye başımda beklemiş günlerce..menenjit hariç çocuk felci dahil  her bir halt beni bulmuş

Vukuat çok efendim..kaç kere araba çarptı saymaya bile tenezzül etmiyorum artık.

Yani diyeceğim o ki: Bunca bunca kere top direkten dönmüş;KURTULUŞ SAVAŞI ve ÇANAKKALE SAVAŞI'nda şehir düşenlerin torunuyum ben.

Yemez dostum yemez böyle manyak gündemler bombalar şunlar bunlar: ömür Allah'ın verdiği kadar. ne korkacam? Kimi bir terör saldırısında ölür kimi gülmekten ölür, kiminin yanında bomba patlar kiminin boğazına makarna kaçar..sebep değişse de belirleyen değişmez:ömür Allah'ın verdiği kadar.



Bu akşam Barış Manço anmasındayım,
Yarın sinemaya gideceğim.
Cuma akşamı tiyatro biletim var,
Cumartesi sabahı muhtemeldir ki yine sinemaya giderim.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış..şaşarım !


Çiçek ektim..filizlendi
Kar ayazı kışı, kış ardındaki baharı müjdeliyor..


Her şey  çok güzel olacak.