Charlotte Lucas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Charlotte Lucas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2026 Cumartesi

Gerçek Hayat Öyküleri : Matematik- Dans-Eğitim Sistemi


 Bir süredir tanırdım ama hayat  öyküsünü bilmezdim.

Yine bir hafta sonu yine iş yerinde yine konuklar sürpriz sürpriz kapıdan girerken (bunu hiç sevmiyorum)  B  de geldi. (Gerçek hayat öykülerinde isim  kullanmıyorduk kuralı sürüyor)

Basit bir hayat aslında..beni büyüleyen ve paylaşmak istediğim.

B bir öğretmen. 
Ortaokulda başlayan aşkı ile evlenmiş ve genelde o  dönem aşıklarının hazin akibeti  onları da bulmuş : boşanmışlar.

Bir kızı olmuş, ayrılmışlar. Bir süre bekar yaşayınca aile " artık evlenmek ister misin" demiş. Yaş  genç. Evet demiş o da. E tamam biz sana birini bulduk,  bebeğin doğumunu yaptıran ebenin kızı. Olur demiş. Evlenmişler.

Bu noktada Jane Austin'in müptelası olduğum romandan bir alıntı yapacağım. 

Elizabeth Bennet, sevgili dostu Charlotte Lucas ile ,Jane hakkında konuşurken  Charlotte şu  felsefi  sözü  sarf eder : 

"Evlilikte mutluluk tamamen bir şans işidir. Tarafların karakterlerini evlenmeden önce ne kadar iyi bildiklerinin ya da birbirlerine ne kadar benzediklerinin, alacakları keyfe en ufak bir katkısı olmaz. İnsanlar evlendikten sonra daima birbirlerinden yeterince farklılaşarak paylarına düşen sıkıntıyı yaşarlar; bu yüzden hayatını birlikte geçireceğin kişinin kusurlarını evlenmeden önce olabildiğince az bilmek en iyisidir."

B, gözü kapalı bir adım atmış ama aile evladını tanıyıp iyi bir seçim yapmış  gerçekten. 50 seneyi aşkın zamandır  2.  eşi ile B. Bir de ondan  evladı olmuş. Her iki evladını da birlikte bakıp büyütmüşler. İkisi de muhteşem kariyer yapmış ikisi de çok mutlu evlilikler yapmış  evlatlarının.

İlgimi çeken küçük olanı.
Okulda had safhada başarısızmış.
İte kaka ilkokul bitince meslek lisesine verelim kararı  alınmış zira çocuk yok yani geçemiyor sınıfı. 


Matematik -fizik  Elm Sokağı Kâbusu çocuk için. Meslek lisesinde zor şer bir yerleri kazanmış ama o arada kendi gayreti ile aileden gizli gitar dersleri almaya başlamış. Baba ilgili  tabii , adam eğitmen. Takip edince yakalamış. Destek vermiş. Bir süre sonra gitar  hocası babayı çağırmış. Benle işiniz bitti, ne biliyorsam öğrettim sünger gibi çekti. Artık Konservatuvara vermelisiniz...

 Üniversite sınavında limit altı kalmış çocuk.. bizim eğitim sisteminde bir çöp..başarısız. Ama konservatuvara girmiş limit mi ne düşürülmüş o sıra.Yetenek ok ama bilgi zayıf,  sanat tarihi bilmiyor. Hoca tutalım demişler. Hoca 10.000 istemiş o yılların parası. Baba açmış hesap defterini göstermiş. Demiş  hocam...2500 TL var ; nem varsa vereyim yardım et oğluma. Hoca da etmiş yardım gerçekten. Çocuk girmiş konservatuvara.

Sonra bir akdeniz kentinde yarışmaya gitmek için babasından destek istemiş  maddi.  Baba darda. Demiş oğlum bari ilk 3'e girebilir misin. O da  baba ben 1. olacağım demiş.




Getirmiş kupayı vermiş de babasına.Yurt dışından bir  dünya  starı  çocuğu fark etmiş. Aile sadece gidiş uçak biletini alabilmiş. Çocuğu alıp  yurt dışına götürmüşler ve eğitime devam edilmiş kalan her şey  karşılanıp.


Çocuk şimdi bir dünya starı desem  yeri. Yurt dışında gezmediği  yer yok ve hala girdiği her yarışmada birinci. Türkiye'de kurduğu okul da hem ülke çapında hem yurt dışında birinciler yetiştiriyor. Eşi,  tamamen farklı bir  alanda - tamamen matematik başarısına dayalı bir sektörde dünyanın  en önemli şirketlerinden birinin Türkiye müdürü.

İlk eşinden olan kızının  da fotoğraflarını gösterdi : yurt dışında harika bir iş kurmuş ve evlatları da orada. Anne-babadan  ellerini hiç çekmemişler deli gibi birbirine bağlı aile.

                                            

Ve onlar da çok mutlular....

Matematik bilmeyeni "başarısız "kabul eden  bugünün aptal sistemine tokat gibi bir cevap  bu öykü.



Eğitimci bir babanın -  güçlü ve akıllı  bir  kadının  kurduğu yuvanın  "dengeli" birlikteliklerinin yansıması.


Dün akşam Prof Dr Emre KONGAR'ın bir konferansına katıldım. Sosyoloji ve tarih bilgisinin insana - topluma neler kattığını gördüm.

Hitler'e gaz odaları yapan da mühendisti.  Sadece matematik- fen bilimleri kimseye fayda sağlamaz.

Neyse B ve ailesini  anlattım bugün size.

Beni  mutlu ettiler

Dedim siz de mutlu olun, yazayım ben bunu.

Sistemi de sorgulamak lazım.

B.ktan gündemi ile insanı yoran ülkemiz gündeminde duyulmadık mutluluklar ile günümü aydınlatan B 'yi minnetle  yolculadım.


14 Ocak 2016 Perşembe

Yüzyıllar Süren Kandırmaca



























Üniversitedeydik. Mini etekli, su yeşili gözlü altın saçlı kız herkesin gözdesiydi. Bir gün geldi aşık oldum dedi. Bir gün geldi imam nikahı kıydık dedi. Bir gün geldi başı kapalıydı. Bir gün geldi, gülümsemesi cesur ve kırgın,dayanağı sadece gururu oldu.

Bana sorarsanız kandırılmıştı.

Lisedeydik.
Hollanda'dan gelmişti yeni komşular yaz tatili için. Kızları yapılıca , temiz yüreki biz yaşlarda bir kızdı. çevreyi gezdirelim diye bizim yukarı tepelere çıkardık onu. Mahallenin düzlüğünde futbol oynayan gençler vardı. Yaş, kime aşık olsam yaşı. Oradan birine takıldı. Oğlan fazla çabuk aşık oldu. Aile ne olduğunu anlamadan 18. yaş gününün ertesi gününe nikah kıydılar.Hollanda'ya gittiler. Hukuki süre dolup oğlan ora vatandaşı olunca ertesi gün terk etti arkadaşımı. Biri mutlu aldırmaz öteki intiharın eşiğinde.

Bana sorarsanız kandırılmıştı.

Vergi iadesi fişleri biriktirdiğimiz yıllardı. Bana fiş getiren arkadaşlarımdan biriydi. Baktım umumi genelev fişi. Dedim manyak mısın?Dedi manavdan elma almak gibi..bu da ihtiyaç ne kızıyorsun Hemşire ve düzgün hayatı olan bir  kız gönül verdi ona, evleniverdiler.Kız uçan kuştan kıskanıyordu onu, sanki hazineydi mübarek. Facebooktan buldum seneler sonra oğlanı. Boşanmışlar. Hemşire ,mevsim elmalarıyla başedememiş.

Bana sorarsanız o da kandırılmıştı.

Okulda  yeni gelenlerden kardeş seçer, eski kitapları verip ilk dönem için yol gösterir ve zorluk çekmeden adapte olmasına yardımcı olurduk. Bana düşen kardeş pos bıyıklı, 1.90-1.95 boylarında Deniz gezmiş gocuklu bir hayli sol görüşlü biriydi. Küçük kardeş gel kitap bulalım dediğimde "eğilir" bana bakardı ve herkes çok gülerdi. Heybetinden ve asi bakışlarından etkilenmeyen yoktu.Aşık oldu.Kız benden bile kısaydı ve dünyanın kalan yarısı gibi benden zayıftı.Yani tam bir sürahi bardak halindeydiler.Bir gün kız elinde kaynar  çay bulunan bardağı "kardeşimin" başının üzerinden teğet geçecek şekilde duvara fırlattı ve avaz avaz "benim dediğimi yapacaksın" dedi.  Bizim aslan başını eğdi. Evlendiler.

Hepimiz kandırılmıştık :-)

Jane Austin'in Aşk ve Gurur kitabında Charlotte Lucas'ın Lizzy'e evlilik hakkında ettiği bir çift laf var ki 44 yaşına gelince, o satırları ilk okuduğumda duyduğum sakin isyandan eser kalmadığı gibi sonuna kadar da hak veriyorum.

Jane ve Mr Bingley hakkında konuşurlerken Charlotte  Lizzy'e şöyle diyor:




 Ve çok sevdiğim Gibran da şunu söylüyor:


EVLİLİK:


Yeryüzüne birlikte geldiniz ve sonsuza dek birlikte yaşayacaksınız,
Ölümün ak kanatları günlerinizi bölene dek birlikte olacaksınız,
Tanrı'nın suskun anıları katına eriştiğinizde bile birlikte olacaksınız,
Ama bırakın da bunca beraberliğin arasında biraz boşluklar olsun,
Ve Tanrısal alemin rüzgarları esip dolanabilsin aranızda,
Birbirinizi sevin, ama sevginin üzerine bağlayıcı anlaşmalar koymayın,
Bırakın yüreklerinizin sahilleri arasında gelgit çalkalanan bir deniz olsun Sevgi
Birbirinizin kadehini onunla doldurun ama aynı kadehe eğilip içmeyin,
Ekmeğinizi bölüşün, ama aynı lokmayı dişlemeye kalkmayın,
Şarkı söyleyin, dans edin, eğlenin birlikte, ama ikinizin de birer Yalnız olduğunu unutmayın,
Çünkü lavtadan dağılan müzik aynı, ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır,
Yüreklerinizi birbirine bağlayın ama biri ötekinin saklayıcısı olmasın,
Çünkü ancak Hayat'ın elidir yüreklerinizi saklayacak olan,
Hep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın,
Çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır,
Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez....

HAMİŞ: Evliliğimde bir sorun yok, bu yazının sebebi o değil. Hani akıllara gelirse diye önden önden açıklama yapayım dedim.



Lakin genel itibarı ile kabul etmek lazım ki aşk hayat mutluluk kavramlarınıhayatımıza yanlış kaıdan sokmak konusunda toplum seferber vaziyette.44 yaşında anlıyorsunuz ki sağlam aldatıldık.