evren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2026 Cuma

Avatar: Ateş ve Kül

 


Dün 3 kere bilet aldığım  halde bir türlü  gidemediğim Avatar filmine gittim.

3s 17dk 
Yönetmen James Cameron

Oyuncular: Sam Worthington, Zoe Saldana, Sigourney WeaverOrijinal adı 
Avatar: Fire and Ash

Planlama yapabilecek bir hayatım olmaması ne hazin. Son an kararları ile her şey.

"Bir merhaba demeye uğradım" ile başlayan randevusuz ziyaretçiyi ayaküstü ekarte  edip yağmurun altında koşar adım sinemaya yetişmek için fırladım işten.

Lafı gelmişken,  randevu almadan  gelenler beni kızdırıyor. Saat olmuş 16:30 "bir merhabaya geldim"ler ise deli ediyor.

Avatar'ın ilk filmlerini de beğenerek izlemiştim.

Hevesle girdim salondan içeri.

Film yine  çok ama çok ama çok başarılıydı ve yine  zaman zaman görsellere zaman zaman  akışa yerleştirilen" kilit" mesajlarla  doluydu.

Bir ilginç olan şey de,  film boyu "insanlar kaybetsin bu savaşı"  diye içimden tüm  gönlümle seslenişimdi.

Yüzüklerin Efendisi'nde de öyleydi ya... İnsanın yetinmezliği ve sadece insanda olan başka hiç bir  canlıya aldırmayışı felaketler zincirini yaratan şey.



Film süresince nefes almıyorsunuz.  Teknoloji - makyaj -  simgeler tüm güçleri ile size sunuluyor. Temelde iyi ve kötünün, ışık ile karanlığın savaşı. Dinin hangisi  olduğu  önemli değil : tüm dinlerde bahsedilen ateş ve ona hizmet edenlerin  zafere vardık sandıkları anda uğradıkları yenilgi. İyilerin,  iyilikte ısrarlı olanların, her koşulda sevgiyi-iyiliği-doğru olanı yapmayı hatırlayanların  en güçlü akışı bile sonunda değiştirebildiklerini anlatıyor.


Yaratıcının - evrenin suskunluğu, kötülüğün - ateşin  gücünden kaynaklanmıyor.

Işık  hep geri gelir..filmde beni en çok etkileyen ve asıl mesaj olduğuna inandığım cümle oldu.

Ateş ile su, iyi ile kötü,sevgi ile öfke, vefa ile aymazlık,doğru ile yanlış  Avatar'ın  rengarenk dünyasında savaştı durdu.

Yerde gökte ne varsa bir araya  geldi "haydi" denilip kötüye karşı savaş söz konusu olunca.

Film bitti mi..bence ardı gelecek.

Bir daha gitmeyi isterim doğrusu. Uzun ve keyifli bir izleyişti. Hem bir daha gidersem yanımda cep telefonu ile oynayıp duran ve sinirimi zıplatan o sarsuk şahıs da olmaz.

bu arada ben hep çubuk krakerin büyük paketinden ve birbuçuk litre su alır girerim  sinemaya. Çubuk krakeri iki  paket aldım. Paket aynı içinin yarısı yok.

Kuyruklu mavi bir dev olmak mı lazım mutlu  olmak  için bilmiyorum....

Bildiğim, evlerimizdeki minik mutluluklar olmasa hayata tahammülün azalacağı, kocaman mutsuzluklardan yorulmuş bir topluma dönüştüğümüz



15 Temmuz 2018 Pazar

Zahit



Şu okuduğum kitaptan bahsetmiştim ya (tık) henüz devam ediyorum okumaya ama bitirince yazayım'a sabredemedim diye.

Orada geçiyordu bu, türküyü kulak aşinalığı duyduğumu hatırladım.

Sözlerinin anlamına baktım ilk defa.

Bir şekilde benimbenle buluşmama yarenlik ediyor evren ama durun bakalım yok nereye çıkacak...

Türkünün sözleri aşağıda. Bulabildiğim söz açıklamaları ise şu şekilde :

Zahid Bizi Tan Eyleme

Hak İsmin Okur Dilimiz
Sakın Efsane Söyleme
Hazret'e Varır Yolumuz

Başlayalım: Zahid; dindar, sofu, yobaz, kısacası ortodoks (tutucu) anlamına gelir. Tan eylemek, doğru olarak ta’n yazılmalı, ayıplamak, suçlamak, kötülemek anlamındadır. Muhyi burada bağnazlara bizim hakkımızda yalan dolan yayma (efsane söyleme) bizim de dilimizde Hakk (Allah) vardır, yolumuz Hazret’edir demektedir. Hazret ile bir olasılık Hz. Muhammet’tir.


Sayılmayız Parmağ İle
Tükenmeyiz Kırmağ İle
Taşramızdan Sormağ İle
Kimse Bilmez Ahvalimiz

İlk bakışta biz çokuz, tükenmeyin, bizi aramayın, halimizi sormayın gibi algılanabilir, bu haliyle politik çevrelerce bir anlam ifade eder; fakat, ruhani açıdan irdelediğimizde, siz bizi anlayamazsınız, biz başka bir alemdeyiz deniyor olmalı zira bir sonraki dörtlükte de bu daha bir açıklığa kavuşur. Hakk’ka gidildiğinden, Ali’nin yolunda olunduğundan dem vurulur. ‘Büyük Gaza’ ise insanın kendi nefsiyle yaptığı savaştır. 


Erenler Yolun Güderiz
Çekilip Hakk'a Gideriz
Gaza-Yı Ekber Ederiz
İmam Ali'dir Ulumuz 

Erenlerin Çoktur Yolu
Cümlesine Dedik Beli
Gören Bizi Sanır Deli
Usludan Yeğdir Delimiz

Bazı yerlerde Erenlerin birdir yolu dense de çoğunlukta çoktur yolu diye geçer. Burada ‘Heterodoksi’ devreye girer. Zahidlere karşı çok farklı yollardan yürüyen ancak dedikleri bir olan erenler, veliler, ermişler, dervişler vardır. Halleri, tavırları deli gibi algılanır nitekim bir dönem abdal (bedel ödemiş, ibadetle bir yere gelmiş) kişilerin dilde aptal olması, sükunet kelimesinden türeyen miskin sıfatının da olumlu olması gerekirken zaman içinde olumsuz olmasına bu açıdan bakılabilir. Ortodoksi, heterodoksiye baskın gelmiştir.


Tevhid Eden Deli Olmaz
Allah Deyen Mahrum Kalmaz
Her Seher Açılır Solmaz
Bahara Erer Gülümüz

Burada artık tevhidle birlik düşüncesi (Vahdet-i vücud) vurgulanır, bunun bilinçli bir seçim olduğu açıktır, seherde açılan Gül yeniden doğuşla ilgili olabilir, burada yeniden doğmak (Bektaşilik’te önemli bir kavram) kişinin aydınlanmasıdır.


Muhyi Sana Olan Himmet
Aşık İsen Cana Minnet
Elif Allah Mim Muhammed
Kisvemizdir Dalımız

Himmet burada iki anlamdadır, ilki iyilik; fakat Himmet aynı zamanda Muhyi’nin hocası, üstadıdır. Gelenek üzere, şairimiz kendi imzasını da son dizede atar. Aşıklık (Tanrı Aşkı) ve Hz. Muhammed ile şiir biter. Yazıyı danıştığım bir arkadaşımsa Elif ve Mim’in o dönem için yasaklı olan Hurufilikle ilgili olduğunu belirtti, nitekim baştaki Ta’n eyleme bununla ilgili olabilir.
Muhyi’nin tekkesi yıkılmadan önce Üsküdar’da imiş, eserlerinden bir çoğu ne yazık ki kayıp.

Zahit bizi taneyleme hay hay

Hak ismin okur dilimiz hey canım
Hey canım hak ismin okur dilimiz
Eyvallah hey hey dost

Sakın efsane söyleme hay hay

Hazrete varır yolumuz hey canım
Hey canım hazrete varır yolumuz
Eyvallah hey hey dost
Sayılmayız parmak ile hay hay
Tükenmeyiz kırmak ile hey canım
Hey canım tükenmeyiz kırmak ile
Eyvallah hey hey dost

Taşramızdan sormak ile hay hay

Kimse bilmez ahvalimiz hey canım
Hey canım kimse bilmez ahvalimiz
Eyvallah hey hey dost
Erenlerin çoktur yolu hay hay
Cümlesine dedik beli hey canım
Hey canım cümlesine dedik beli
Eyvallah hey hey dost

Gören bizi sanır deli hay hay

Usludan yeğdir delimiz hey canım
Hey canım usludan yeğdir delimiz
Eyvallah hey hey dost
Şiir
(Biz ha isek siz de ha’sınız
Siz hu iseniz biz de hu’yuz
Haydan gelen Hu’ya gider)
Muhyi sana ola himmet hay hay
Aşık isen cana minnet hey canım
hey canım aşık isen cana minnet
Eyvallah hey hey dost



Cümle alemlere rahmet hay hay

Saçar şu yoksul elimiz hey canım
Hey canım saçar şu yoksul elimiz
Eyvallah hey hey dost

6 Kasım 2016 Pazar

Dr Strange-Sinema


Cumartesi geldiğinde korkunç gündem, güvenlik korkusu, iş yerinde çok kaldığım için evde işlerin birikmesi ve bi milyon daha nedenden dolayı bütün hafta beklediğim film günü gelmesine rağmen sinemaya gidemeyeceğimden emindim.

Oysa ki evren dilekleri kabul ediyor değil mi?

Mızıkdanmadan usul usul "keşke"lenmiş kalbimin sesi duyulmuş olacak ki son anda eşimin de sinemaya gitme isteği sesli ifade edilince şaşkın halde sinemada buldum kendimi. Yaklaşık 27 senedir yanıdığım kişinin sinemaya gitmeyi ilk isteyişi bu ve ben de şaşırdım doğallığıyla.

O "Dağ" filmine bilet aldı ben ise heyecanla beklediğim "Dr Stange" filmine.


Bilim kurgu-fantastik film türünü çok seviyorum ben.
Bu filme de bayıldım netekim.
Süper hüper şahane bişiydi benim için.
Bir daha gideceğim.



Filmin başlangıcı zaten "doğru yerdeyim" dedirtti bana. Boyutların bükülmesi ile oluşan muhteşem döngü görselleri 3 boyutlu gözlüğü gözbebeğime kadar sokmama neden oldu.Oyuncu kadrosu  dörtdörtlük.



Tilda Swinton'un ifadesiz ifadesinin derinliği  Narnia Günlüklerinden beri beni benden alır. Benedict Cumberbatch ise Sherlock'tan beri sempatiyle izlediğim bir cici amca. Keyiflendim haliyle.     


Benedict Cumberbatch...
Chiwetel Ejiofor...
Rachel McAdams...
Benedict Wong...
Mads Mikkelsen...
Tilda Swinton...
The Ancient One

Astral beden, gerçeğe hükmetmek,zihin gücü, farklı boyutlar ,egonun yarattığı körlük, Hay'dan gelen Hu'ya gider'i almak isteyenin gözüne soka soka veren bir mesajı da var . Kullanılan semboller gani. Sırf bunun için bile bir daha izlenebilir benim kitabımda.



Yalnız, hanikimdi o yüzü gözümün önünde adını hatırlayamadım . Western filmlerinde algıyı değiştiren; kötü adam siyah pardesü giyerken her zaman , bir filmde beyaz pardesü giymişti kötü adam ve beyazı iyiliğin simgesi olma algısından çıkartmıştı hani. Neyse, bu filmde de iyi ve kötü mesajları kafa karıştırıcı, metni tersten okuyan bir mesajı var. Bir daha izlemek istememin nedenlerinden biri de bu. Ölümsüzlük-bir'e ulaşıp bütün olma kötülerin daveti. Yaşam ve an içinde anı çoğaltıp var oluşu sürdürmek ise iyilerin. Kahraman  bir olmakla ilgili  çağrının asıl sahibi şeytanla pazarlık yaptığında "yobazları al dünyadan" diyor mesela. Farkında olmadan içimi çekip yüksek sesle "amin" deyivermişim. 

Benim duam yaradana :Allah'ım yobazları al bu dünyadan..amin.


Neyse, kostümler de şahaneydi. Makyajı etkileyici buldum. Filmin içine kütüphaneci ile yapılan espriler yerleştirilmiş, kütüphaneci gülmese de ben çok güldüm. Beyonce esprisi özellikle muhteşemdi.



Ben bir daha gideceğim, fantastik film severler kaçırmayın mutlaka gidin.

Dağ filmi için :
Ben ilk seansa 11'de girdim, eşim 12:15'te.
Dolayısı ile ben erken çıktım ve ilk yarı arasında onu bir göreyim diye bekledim. Çıktığında "hadi gidelim" dedi. İkinci yarıyı izlemedi. 

Bilemedim film mi nahoş o mu sevmedi.