Dün 3 kere bilet aldığım halde bir türlü gidemediğim Avatar filmine gittim.
3s 17dk
Yönetmen James Cameron
Oyuncular:Sam Worthington,Zoe Saldana,Sigourney WeaverOrijinal adı Avatar: Fire and Ash
Planlama yapabilecek bir hayatım olmaması ne hazin. Son an kararları ile her şey.
"Bir merhaba demeye uğradım" ile başlayan randevusuz ziyaretçiyi ayaküstü ekarte edip yağmurun altında koşar adım sinemaya yetişmek için fırladım işten.
Lafı gelmişken, randevu almadan gelenler beni kızdırıyor. Saat olmuş 16:30 "bir merhabaya geldim"ler ise deli ediyor.
Avatar'ın ilk filmlerini de beğenerek izlemiştim.
Hevesle girdim salondan içeri.
Film yine çok ama çok ama çok başarılıydı ve yine zaman zaman görsellere zaman zaman akışa yerleştirilen" kilit" mesajlarla doluydu.
Bir ilginç olan şey de, film boyu "insanlar kaybetsin bu savaşı" diye içimden tüm gönlümle seslenişimdi.
Yüzüklerin Efendisi'nde de öyleydi ya... İnsanın yetinmezliği ve sadece insanda olan başka hiç bir canlıya aldırmayışı felaketler zincirini yaratan şey.
Film süresince nefes almıyorsunuz. Teknoloji - makyaj - simgeler tüm güçleri ile size sunuluyor. Temelde iyi ve kötünün, ışık ile karanlığın savaşı. Dinin hangisi olduğu önemli değil : tüm dinlerde bahsedilen ateş ve ona hizmet edenlerin zafere vardık sandıkları anda uğradıkları yenilgi. İyilerin, iyilikte ısrarlı olanların, her koşulda sevgiyi-iyiliği-doğru olanı yapmayı hatırlayanların en güçlü akışı bile sonunda değiştirebildiklerini anlatıyor.
Işık hep geri gelir..filmde beni en çok etkileyen ve asıl mesaj olduğuna inandığım cümle oldu.
Ateş ile su, iyi ile kötü,sevgi ile öfke, vefa ile aymazlık,doğru ile yanlış Avatar'ın rengarenk dünyasında savaştı durdu.
Yerde gökte ne varsa bir araya geldi "haydi" denilip kötüye karşı savaş söz konusu olunca.
Film bitti mi..bence ardı gelecek.
Bir daha gitmeyi isterim doğrusu. Uzun ve keyifli bir izleyişti. Hem bir daha gidersem yanımda cep telefonu ile oynayıp duran ve sinirimi zıplatan o sarsuk şahıs da olmaz.
bu arada ben hep çubuk krakerin büyük paketinden ve birbuçuk litre su alır girerim sinemaya. Çubuk krakeri iki paket aldım. Paket aynı içinin yarısı yok.
Kuyruklu mavi bir dev olmak mı lazım mutlu olmak için bilmiyorum....
Bildiğim, evlerimizdeki minik mutluluklar olmasa hayata tahammülün azalacağı, kocaman mutsuzluklardan yorulmuş bir topluma dönüştüğümüz
Öyle çok öyle çok acı haber aldım ve yüreğim öyle çok öyle çok ezildi ki acıyı yaşayanların acısıyla, bir gece uyandım ve nefes alamadığımı fark ettim.
Unuttuğumu sandığım ne kadar canımı yakan anı ve isim varsa hepsi yatak odamda karşımda duruyorlardı karanlığın içinde.
Ağlamak aklımdan bile geçmedi. Gözlerim yüreğim kavruluyor, hem geçmişin hem bugünün "sevdiklerim" başlığı altındaki her şeyine uzanıp dokunmak ve korumak isteği benliğimi sağlıksız şekilde sarıyordu.
İyi değildim.
Bundan sonrasında hepimizi yaralayan ya da sarsan gelişmelerin benim hayatımdaki detaylı yansımasından bahsedecek değilim.
Bunu , yeterince yapıyor herkes ve basın.
Koruyucu meleğim ortaya çıktı ve kocaman mavi kanatları ile beni sarmaladı. Yani içimdeki yaşama sevinci , içimdeki çocuk, mutluluğu bilen ve saygıyla koruyan yanım..artık ne derseniz deyin adına o koruyucu melek benim için. Mucize beklemenin manası yok, mucize zaten biziz.
İçine sürüklendiğim bu sarmaldan silkinerek çıktım. Haberleri ne sosyal medyadan ne ana medyadan ana başlıklar ve onların da bazıları şeklinde ayıklamadan izlememeye başladım ve Tanrı'dan mutluluk diledim.
Sonra farkına varmadığımı fark ettim. Dünyada hala güzel şeyler de olmaya devam ediyordu ve olmuş olan güzellikleri de unutmaya yeminli gibi göz ardı etmiştim.
Ayda su bulunmuştu..normalde yeryerinden oynamalıydı .
Ve aşk halen hükmünü sürüyordu her şeyin üzerinde.
Severken arka planda endişeleri tutmayı, bir nevi dondurmayı pul bibere batırıp yemeyi öğretti son yıllar bize. Artık hani neredeyse sevmiyorum teknolojiyi deme noktasına geldik: hayatıma getirdikleri götürdüklerinin yanında ne ki?
Sonra da aklıma o film, o şarkı ve her seferinde oturduğum yerden fırlamama sebep olan çıkışları ile o çılgın gösteri geldi.
Hiç tereddüt etmeden açtım izledim.
Bu aralar günde bir kaç kez açıp izliyorum bunu ve sevdiğim başka müzikal alıntıları.
Bu dünyadan güzel insanlar geldi geçti.
Elbirliği ile dünyayı yücelttiler.
Güzel şeyler yaptılar ve bizlere güzel şeyler bıraktılar.
Gökdelenin tepesinden atlayıp yanında bombalar patladıktan sonra saçının tek teli bile dağılmadan inen saçma kahramanlar yerine
hayvanlarla da dost olabilen, gözlerindeki anlamın derinliğinde kaybolup ön dişlerinin ayrık olduğunu göremediğiniz gerçek kahramanlar vardı. Reklam ve algı ile değil emek ve yetenek ile öne çıkmış "sanatçılar" ...
Chaim Topol'a en derin saygılarımla :-)
Teknoloji gelişmemiş ama film kareleri, senkronizasyon, şarkı ile hareketlerin kusursuz uyumu, müziğin rengi saklıydı izlediklerimizde.
Lütfen 5 dakikanızı ayırın ve siz de gülümsemeyi hatırlayın.
Müdahil olup düzeltemeyeceğiniz şeyler için endişelenmek yerine..gülümseyin. Ayrıntılar için bir daha izleyin, daha çok gülümsemek için bir daha bir daha
Zengin bir adam olasaydım
Yüce Allahım, bir çok fakir insan yarattın
Tabi fakir olmanın utanç verici bişey olmadığını biliyorum
Ama gurur duyulacak bir şey de değil
Yani, ufak bir servetim olsa ne olurdu
Zengin bir adam olsaydım
ya yeah yaba daba du ha ha ya ye
Gün boyunca mala vururdum
Eğer varlıklı bir adam olsaydım
Çalışmam gerekmezdi
ya yeah yaba daba du ha ha ya ye
Eğer zengin olsaydım
ya yeah yaba daba du ha ha ya ye adamım
Büyük evler inşa ederdim 1 düzine odası olan
Şehirin tam ortasına
Güzel bir tavan ve yerde de tahta döşeme
Yukarı doğru çıkan uzun bir merdiven olurdu
Ve aşağı doğru gelen ondan da uzun bir merdiven
Ve bir tanede göstermelik öyle duran
Bahçemi tavuklar, hindiler, kazlar ve ördeklerle doldururdum
Şehirdekiler görsün ve seslerinin duysun diye
Çıyaklayabildikleri kadar çiyaklatırdım
Hepsi kendine özgü sesleri çıkarırdı
Kulağında sanki bir davul vuruyormuş gibi gelirdi sesler
Sanki şöyle söylettirirdi "burada bir zengin (piçi) yaşıyor
Zengin bir adam olsaydım
ya yeah yaba daba du ha ha ya ye
Gün boyunca mala vururdum
Eğer varlıklı bir adam olsaydım
Çalışmam gerekmezdi
ya yeah yaba daba du ha ha ya ye
Eğer zengin olsaydım
ya yeah yaba daba du ha ha ya ye adamım
Avradı görürdüm, benim hatunu, zengin bir adamın karısı gibi görünürdü
Düzgün bir çift çeneyle
Yaptığı yemekleri denetlerdim, kalbinin tadına varmak için
Onun tavus kuşu gibi kanatlarını açtığını görürüdüm
Vay, nasılda iyi bir ruh hali içinde
Hizmetçilere sabah akşam bağırırken
Şehirdeki en önemli adamlar bana gelir köpeklenirdi önümde
Onlara tavsiye vermemi isterlerdi
Solomon the Wise gibi
Eğer lütfen, reb tevye
pardon bakarmısın reb tevye
Duruş problemi, yahudi bi din adamının gözüne ilişecek
Ve yanlış ya da doğru cevaplamam çokta önemli olmaycaktı
Eğer zenginsen söylediklerinin doğru sanarlar
Eğer zengin olsaydım yoksun olmaya zamanım olurdu
sinagogta oturup dua etmeye
Ve belki doğu duvarında oturmaya
Ve ilahi kitaplar hakkında öğrenmiş adamlarla tartışırdım birkaç saat
ve bu en tatlı şey olurdu
Zengin bir adam olsaydım
ya yeah yaba daba du ha ha ya ye
Gün boyunca mala vururdum
Eğer varlıklı bir adam olsaydım
Çalışmam gerekmezdi
ya yeah yaba daba du ha ha ya ye
Rabbim, kaplanları ve koyunları kim yarattı
Sen karar verdin ben neysem o olmalıyım
Bu sonsuz planını bozar mı?
Eğer zengin bir adam olsam
If I Were a Rich Man
If I were a rich man,
Yubby dibby dibby dibby dibby dibby dibby dum. All day long I'd biddy biddy bum. If I were a wealthy man. I wouldn't have to work hard. Ya ha deedle deedle, bubba bubba deedle deedle dum. If I were a biddy biddy rich, Idle-diddle-daidle-daidle man.
I'd build a big tall house with rooms by the dozen, Right in the middle of the town. A fine tin roof with real wooden floors below. There would be one long staircase just going up, And one even longer coming down, And one more leading nowhere, just for show.
I'd fill my yard with chicks and turkeys and geese and ducks For the town to see and hear. (Insert)Squawking just as noisily as they can. (End Insert) With each loud "cheep" "swaqwk" "honk" "quack" Would land like a trumpet on the ear, As…