sakal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sakal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2026 Perşembe

Mobing



Ne garip deneyimler yaşadım şu son bir kaç günde.

Özetle kızçem yeni bir iş  arayışına girince patronu önce "senle ilgili büyük planlarım var" safsatasına girdi, tutmayınca  tehdit, olmayınca hakaret, yetmedi  iş görüşmesi yaptığı yerleri  arayıp "onu almayın"  söylemelerine girişti.

Sebep ne?

Ego bariz ama asıl sebep  çalışan zeki ve nazik bir insanı kaybetmeme çabası.  Bunun için tehdit edip bunca çirkinleşeceğine çalışma şartlarını düzenleyip doğru dürüst bir gelir sağlamak belki onun da elinde değil  ama eminim ki  yol da bu değil.

Yahu 50 yaşında şunu öğrendim : daha görecek çok şey öğrenecek çok şey var bu hayatta. Ben çok şey gördüm demenin yanından bile geçmiyoruz.

Galiba annemlerin dönemi en güzeli imiş.


Ekmeği ekmek, suyu  su, kadının kadın, adamı adam, çocuğu çocuk, büyüğü büyükmüş.

Ne saçma di mi?

Birini  görüyorsunuz: gerçekten kadın mı ya da gerçekten erkek mi diye   bi düşünüp teyit etmek gerek.

Sonra makyaj  ya da estetik ile değişmiş  mi sorusu  geliyor... gerçek hali bir bilmece ya da  hayran olduğunuz güzellik bir aldatmaca. Adı  gerçek mi?

Twitterda bakıyorum  en çok sorulan soru " Grok bu  gerçek mi?"

Son yıllarda iyi ve güzel olan çok şey yitirdik.

Gerçeği yitirmek  en  fenası...

Ama zaten  domino taşı gibi değil mi  ...

Bu saçmalığın bitip  güzel günlerin,  değerli  şeylerin geri gelişini hayal ediyorum bazen.


Mevsimlerin içine edilmemiş..iklimi bile korumak gerek insandan şu günlerde



Sevgi -mutluluk - neşe hakim sabahın ilk ışıklarından itibaren


Gece gökyüzünde yıldızlar görünüyor, aileler bir arada ve yaşamı - deneyimleri paylaşan  sohbetler ediliyor .


Çocuklar ayakları  toprağa basa basa birlikte oynuyorlar. Sınavlar-testler-digital  saldırı altında değiller. İlaç kullanarak dikkatlerini toplamaları,  minnacıkken anksiyete ile uğraşmaları gerekmiyor.

Sokağa çıkıyorsunuz.. dininizden kime ne? Sadece nazik bir "günaydın"  insanlardan almanız  gereken. Kılık kıyafet sakal bıyık  sizi asıl tanımlayan şeyler değil.

İş yerinde mobing nedir ki ...yaşamak bir mobing  halini aldı.

Lanet olsun  yaşamı bu hale getirenlere ve lanet olsun bunu aptalca destekleyenlere.

Sevgilerimle...

26 Temmuz 2018 Perşembe

"A"







Dünyanın belki de en tatlı ve en tasasız gülüşlü kıvırcığıydı.

Babasız büyümenin verdiği hırçınlık   , kavak ağacından hallice boyuyla birleşince ürkütücü olabiliyordu elbette ama gençliğinin tüm delidoluluğuna rağmen belki de sadece bacak boyu kadar olduğum için beni kırmamaya ayrı bir özen gösterirdi.

Bir nevi abimdi.
Bir nevi kardeşiydim.
Bir nevi iki huysuzun   birbirini anlamasıydı.

Annesi yokluktan mı tokluktan mı anlamadığım bir sebeple tarikatlara girdi.
O, sessiz öfkesi ile uzak durdu .

Annesi modern yaşam tarzını belki kendisi de farkında olmadan yavaş yavaş değiştirmeye başladığında , babasız büyüyen her erkek çocuk gibi annesine sahip çıkıp savunmakla modern bir ailede büyüyen her çocuk gibi bu gidişata isyan etmek arasında kaldı.

İkisini de hakkını vererek yaptı.

Türban çarşafa döndüğünde isyanı ağır bastı.

Çarşaf çıktı türbana dönüldü.

Sanırım elde edip edebileceği yegane zafer de bu oldu.

Annesi onu erkenden muhafazakar bir basın organına yerleştirdi . Meslek sahibi olması, gençliğin çağlayan   gidişatı karşısında yanlış yollara sapmaması için belki de gerçekten en doğrusunu yapmıştı.

Gerçek isimleri yazmama konusundaki tutumu sürdüreceğim.

"A" tam da bu dönemde o camiada sevgi ve saygı ile yetiştirilmeye başlandı. Dürüst ve çalışkandı.Hak ettiği şekilde "A"'yı  bağırlarına bastılar.

"A" upuzun boyu  ve gram yağ içermeyen fiziği ile uyumlu olarak sporla da meşguldü. Halen, ciddiyetle asılsa bu alanda isim yapacağını düşünürüm. İyi başlangıçları da vardı çünkü.Cidden iyiydi.

Hırçın kırılganlıkları arasında bir kızı sevdi. Kız da bu ilgiyi karşılıksız bırakmadı. O, dünyanın en tasasız gülüşlerine sahip bir delikanlı idi şimdi. Ben de kendi gençlik çağımın gel - gitlerinde ona buna sevdalı bir şaşkın genç kız.

Bir gün onlarda iken birbirimize sevdiceklerimizden bahsettik.Cüzdanımızda gizlice taşıdığımız resimleri gösterdik. Birbirimize olan sevgimiz  perçinlenmişti, sımsıkı sarıldık.

Hah..tam o noktada film değişti zaten. Annesi koşarak geldi ve birbirimize neden sarıldığımızı sordu endişe ile.  Artık "mutaassıp"lıktan çıkmıştı boyut.  Biz, kardeş gibi büyüyen iki kişi, erkek-kadın olarak görülmüştük. "A"'nın sinirden kıpkırmızı olmuş yüzü ile öfkeli haykırışları, annesinin üzerine üzerine yürüyüşü halen gözümde capcanlı.

Uzaklaştım elbette. Yemeğe oturduğumuzda sürahiden bardağıma su dökmeye uğraşırken kağıt parçaları görmemle sürahide ayetler yazılı kağıtları bulmamla alakası yok mu bu uzaklaşmamım?Elbette var. Annesinin gelen-gideninden hazzetmeyişimle ..bununla da çok alakası var.

Zaman, annesini daha koyu sulara, "A"'yı daha isyan ettiğini sanırken daha boyun eğişe, beni ise tam olarak "ne halt edeceğim şimdi ben" yıllarıma sürükledi.

"A" 'nın evleneceğini duyduğumda şaşkınlıktan donakalmıştım.Tarikattan maddi durumu hallice  birinin kızı ile evleniyordu. Annesinin  baskısı onun itirazlarının çok üstüne çıkmış. Sevdiği kızı geride bırakıp ehli namus olan (!) bu genç hanım ile evleniyormuş. Elbette ki nişanda ya da nikahta bulunmadım. Ancak genç hanımın ailedeki diğer erkeklere el sıkışmak için elini vermediği ve bunun yarattığı infial kulağıma geldi.


Daha sonra bu genç hanım ile konuştuğumda ,evliliği kendisinin de çok istemediğini, sakalı olmayan ve televizyon izleyebilen bir erkek ile evlenmeye zorlanmanın kendisinde hayal kırıklığı yarattığını anlatmıştı.

Dünyanın belki de en tatlı ve en tasasız gülüşlü kıvırcığıydı ilk tanıdığım yıllarda. Sonraki öfkeli adam kim bilmiyordum ama nereden geldiğini görmüştüm.  Koca karanlık bir buluttu hayatındaki iki kadının sığlıkları. Okyanusları yüzmeye hazırlanan adamın  bu sığlıkta boğulmasını izlemek ise berbat   bir şey!


Aradan yıllar geçti. Şimdi karısı ve annesi çarşafa bezer koca siyah örtülere sarınan bir adam var facebooktaki resimde. 

Artık görüşmüyoruz onunla. Her resimde öfkeli sert bakan gözleri var. Kendi gibi upuzun boylu oğulları. Fotoğraflarına baktım, hacca gitmişler;ağı yerlere yakın pantolonuyla kayınbabası, simsiyah annesi, simsiyah karısı ve gülüşünü hayallerini yitirmiş   - kıvırcığı ağarmış saçlarıyla kendisi.

Unutmak Tanrı'nın verdiği en büyük lütuf demişti birisi...
Unutmayı hatırlayabilsem....







22 Temmuz 2018 Pazar

El

Kimse istemedi elini sıkmayı ama ben yine de uzattım elimi içten görünmeye gayret ederek.

Ölü balık  gözleri, terden vıcık vıcık ellerinin bariz kanıtı olan kokusu, çipil sarı sakalı..


Bi muhabbetimiz de yoktu aslında öyle hatıra gönüle kaçıp kendimi zorlayacağım.
Utanmasın dedim, en zayıf noktamdır, insanların utandığını görmeye dayanamam.

Ben o bi kamyon insanın içinde kendimi aşıp elimi uzattım da, na mahremim diye elini bana vermek yerine sol göğsünün üstüne koydu ya adam. Elim havada kalakaldım herkeslerin içinde.

Bir yanda dinci sakalı, bir yandan medeni söylemleri neşeli tavırları. Bilememişim ne olduğunu. Bilemezdim de "namahrem" deyip elimin sıkılmama ihtimalinin olduğunu eskiden böyle tuhaf düşüncelerin olmadığı ülkemde..




Yanındaki atladı elimi sıktı..havada kalan elin kalakalan sahibesine nezaket gösterip incelik yaptı.

Bişi diyemeden yürüdüm gittim yoluma.

Biri bi dost kazandı, biri haltetti  insan kaybetti,biri de yürüdü  yoluna gitti.