Üniversite yıllarında başka kimleri kimleri dinlerdim ama Nilüfer ve "Sokak Kedisi" apayrı bir yere sahip benim için.
3 Şubat 2026 Salı
Nilüfer - Sokak Kedisi ve Gökyüzü
Üniversite yıllarında başka kimleri kimleri dinlerdim ama Nilüfer ve "Sokak Kedisi" apayrı bir yere sahip benim için.
2 Kasım 2021 Salı
Mai'ye Özlem

Ben geri zekalıyım.
Geçmiş yazılarıma bakıp ağlayan bi ben :-)
İşsiz kaldığım zamanki yazılarıma bakıyorum..o günlerde nasıl zormuş hayat benim için ama ben yine de nasıl dört elle sarılmışım yaşamaya.
Blog yazmanın ve buradaki dost insanların satırlarının ne kadar destek olduğunu, nasıl da kocaman kuleler inşaa edip beni koruduğunu şimdi çok daha net görebiliyorum.
Sevgili Blog Dünyasının artık burada olmayan- hala burada olan tüm insanları : benim beni kaybetmememe yardımcı olduğunuz için hepinize müteşekkirim.
Kaç günlerdir iki satır yazıp dönüş yapmaya çalışıyorum ama ülke gündeminin yansımaları hayatı alt üst ettiği için normalde bir kere ve beş dakikada yapacağınız işi 10 kere ve 5 'er saatte yapıyorsunuz.
Olsun..şikayet mi ettim sanki? Daha çok şey yapmak isterdim ama zaman ve koşullar bu kadarına müsaade ediyor ne yapalım.

Nehir üniversite sınavı senesinde ve hala odak yok.

Selin Erasmus ile İspanya'ya gitti ve çok mutlu.
Özer anneciğii uzun zamandır hasta olduğu için endişe ile Eskişehir'e gitti ve üzgün.
Ben hala bulutları seyredip her sabah gördüğü ağaçları her sabah eksilmeyen bir özlemle selamlayan , gerçek dünyanın kirinden bıkmış gizemlerine ve sürprizlerine doymamış bir şaşkın. Şıkır şıkır giyinip az daha yürüsem şu gökyüzünün altında diye kulaklarında klasik müzik deryası yürüyüp duran bi tip...
amaaan ne bileyim..bi sürü şey oldu anlatsam sabaha kadar yazmam lazım.
Dur bakalım döndüm inşallah diyeyim de bir...
25 Ekim 2020 Pazar
18.038. Günde
50 yaşıma gelmek üzere olduğumu fark ettim her zamanki şaşkınlığımla.
"Sen hiç değişmiyorsun valla Kadriye" diyen arkadaşım yüzündendi dikkatle aynaya bakışım.
Şakaklarımdaki beyazlara gülümseyerek merhaba deyişim, insanların bunu neden dert ettiğini anlayamayışımdı afallayışım. Büyü gibi..öyle güzellerdi ki ışıl ışıl bembeyazlıkları
Şu kozmetik mağazalarının indirimlerine bir göz atayım da kırmızı rujumdan daha kırmızısını üretmişlerse alayım diye gittiğimde "anti aging" kremleri tıkıştırmaya çalışmalarındaki ısrarla daha bir dikkatle bakmıştım aynaya. Onların bende gördüklerini aynada göremeyişim nedeniyleydi şaşkınlığım.
Lise yıllarında annem 40'lı yaşlarını henüz geçmiş iken "ibre 50'ye döndü" dediğinde ona nasıl hayran olduğumu, neredeyse yarım yüzyıl yaşamanın ve onca yılın görmüşlüğünün ne saygın bir şey olacağını düşündüğümü hatırlıyorum.
O yıllarda anneme lila rengi bir hırka aldığımı ve belki Trabzon'da yaşamanın getirdiği bir sakınımla "kaç yaşında kadınım, ben bunu nasıl giyeyim " dediğini hatırlıyorum.
Üniversitenin pilav gününe gittiğimizde makam-mevki ya da iyiyaşantısını masaya yatıran tüm arkadaşlarımı dinledikten sonra sakince "halen yakın gözlüğüm olmadan okuyorum ve halen saçlarımı hiç boyatmadım" dediğim için aldığım onlarca "Allah belanı versin Kadriye" hayatımdaki güzel ödüllerimdendir.
50 yaşıma çok az kalmış.
18.038 gündür yaşıyormuşum.
| 49 | yıl |
|---|---|
| 592 | ay |
| 2,576 | hafta |
| 432,912 | saat |
| 25,974,720 | dakika |
| 1,558,483,200 | saniye |
12 Şubat 2020 Çarşamba
Garson -Gerçek Hayat Öyküleri
10 Eylül 2019 Salı
06
8 Eylül 2019 Pazar
Dila
![]() |
| üniversite 1.sınıf |
Dila adında, aynı semtte oturduğumuz için okula birlikte gidip gelmeyi adet edindiğim bir arkadaş edindim. Bamya kadardı desem herhalde ayıp olmaz. O kadar minnacık ve o kadar zayıf bir kızdı ki kolunu tutarken zarar vermekten korkardım. Koskocaman , koyu renk ve her zaman büyük bir ciddiyete hüznün eşlik ettiği gözleri vardı.
![]() |
| Üniversitem :-) |
Bazen Taksim Parkı'na giderdik birlikte. Ayrı yanlarımız gittikçe keskinleşirken dostluğun derinliği de garip şekilde artar olmuştu. Dertleşir, kimselere anlatamadığımız duygu,düşünce ve sorunları birbirimize anlatırdık. Sanırım o zaman da şimdiki gibi en büyük kriterim "yargılamayış" idi. Hak vermez ama yargılamazdık birbirimizi. Küçük tokatlarla başıma vururken kahkahalarla güler ve saçmalıklarımı onaylamadığını anlatırdı. Ben ise onu yoldan çıkartmak için bildiğim her şeyi dener ama başarısız denemelerimin fark edilmesine de aldırmaz neşeyle devam ederdim uğraşmalarıma. Bir ara aşık oldu. Nedendir bilmem lakaplar takardık , isimlerini kullanmazdık oğlanların. Çingenelerin bakla fallarındaki azgın sex dolu detaylar ikimizin de kulaklarına kadar kızarmasına neden olurdu. Kaderin bir baklanın saçılışında saklı olduğuna inanmak kadar saçmaydı hayatı bildiğini sanmak..henüz bilmiyorduk bunu.
Yaşasın Facebook. Yitirmişken bulduğum onca kişi arasında Dila da var artık. Evlenmiş, çocuğu olmuş; neredeyse tüm Türkiye'nin tanıdığı bir isim artık. Üstelik torpilsiz, tamamen kendi hakkettiği şekilde başardı bunu.Pek haberleştiğimiz söylenemez. Okulun son senesinde çıktıkları çocuklarla evlenmiş hanımhanımcık arkadaşları ile görüşmeyi sürdürmüş ve bana onlar hala sıkıcı geliyorlar. Bir kere bir araya geldik, eskisi kadar kırılgan olmasa da hala çok temkinli bakışları var.
22 Mayıs 2017 Pazartesi
262.800 Saat Üzerine...
13 Mayıs üniversitenin pilav günü vardı.

















































