Nehir'imin doğum günü geliyor.
22 olacak artık..
"Aman yetişkin onlar artık"... diiiiiiiiiiilllllllll
22 olacak artık..
"Aman yetişkin onlar artık"... diiiiiiiiiiilllllllll

Dost dediysem, elimde büyüdü 😋 Aynı yerde çalıştık, bekardı o zamanlar. Şimdi iki çocuk babası.
Aradı "yerinizde misiniz" dedi
"Aha? İstanbul'da mısınız" dedim.
"Üsküdar'dayım" dedi . Sesinde gülümsediğini duyuyordum.
"Bugün Çiçekçi pazarı var oraya gidiyordum çıktım işten. Nevmekan Selimiye'de buluşalım" dedim.
Gözlerim foşşş diye doluverdi.
-Ne tatlısınız. Allah razı olsun...dedim.
Gülümsedi. Samimiyetle gülümsedi. "Hepimizden abla" dedi.
Nevmekan'a gittim, birazdan o da geldi. Birbirimizi gördük , becerdik yine buluştuk diye çocuklar kadar şendik açıkçası. O "ben yemeyeceğim , bir şeyler içerim" diyince patates kızartmalarına kendimi boğma hayallerim suya düştü. Sanki haftalardır görüşmemiş olan biz değiliz de az evvel yarım bıraktığımız lafı tamamlıyor gibi hararetle başladık konuşmaya. Sonra saate baktım, Selin'i aradım " Gelsene Ö. Abi'nle oturuyoruz Nevmekanda" dedim. O da çok sever Ö. Bey'i. Muhabbetin dibine vurduk akşamın 9'una kadar.O esnada pazarda olanı anlattım. Selin "anne kocaman adama ne tatlısınız mı dedin sahiden" diyerek kahkahayı bastı. O , öyle söyleyince ben de fark ettim durumun tuhaflığını ama akışta öyle sıcak öyle dostane idi ki sözler, tuhaf gelmemişti doğrusu.Sonra, normal şartlar altında insanlarımızın çoğunluğunun ne asil yüreğe sahip olduğunu ve bu berbat 25 yılın bile içimizdeki iyiliği öldürememesinin de bir zafer olduğunu konuştuk. Onlar sohbete devam ederken şöyle bir baktım da...ikisini de ben büyüttüm resmen yahu.Hüzün...

Kıvırcıklarının her teline kurban olduğum kızım hemen ilk seansa bilet almış bana. Dünyanın tüm gereklerini ve tüm yorgunluklarımızı bi yana iteleyip gittik 13 Eylül'de.
Ben filmin son bölümlerini sinemada izleyebilmiştim. Sonra yaklaşık 50 sefer filan bilgisayar ya da televizyonda izledim.
Sinema sihrin ta kendisi.
![]() |
| en sevdiğim müziklerinden biri bu sahnede..tıklayın ve dinleyin lütfen |
Sesler ne kadar farklı. Ufak bir iç geçiriş sahnenin anlamını ne kadr değiştiriyor ve ben tv ya da bilgisayarda bunu hiç duymuyorum. Hele Forks'a ait o manzaralar var ya.. bırakın filmi durdurup o inanılmaz derinliği izlemeyi, zamanı durdurup doyasıya bakmak bile istiyor insan. Oraya gidip direkt bakabilen şanslı insanlar da var tabii.
Marvel filmlerinde ve twilight türü filmlerde salonda 50 yaş üstü insan neredeyse hiç yok. Bu bazen utandırıyor beni hani salonda tek olmak. Ancak film başlar başlamaz kalan her şeyi unuttuğum için çok sorun olmuyor. Yine de düşünüyorum acaba 50 yaş üstü neden gitmiyor bu tür filmlere, bende bir tuhaflık mı var acaba diye. Tuhaflıklarını seven bir insan olmak ne büyük şans😋
![]() |
| filmdeki bu ev gerçekten de kullanılan bir evmiş ve kimin olduğunu hep merak ettim. |
Bazen yaşamak cidden hoş bişi 😍
| resmi tıklayınız lütfen :) |
Meteroloji kar yağacak dediğinde yüz kere de görmüş olsanız ilk kar tanesini heyecanlanıp cama yapıştırmaz mısınız burnunuzu?
Selin doğduğunda büyüyeceğini ve o büyüdükçe hayatın değişeceğini elbette biliyordum.Zamanın istediğimden çok hızlı akıp gideceğini ve yüzyıllarca yaşasam da ona doyamayacağımı da biliyordum.
Bu nedenledir ki hem Selin hem Nehir doğduktan sonra geceler boyu uyumayıp ya da uyanıp uyanıp onları seyretmeye gidişim.
Onlar okula başladığında işten kaçıp kaçıp , onlardan habersiz okul bahçesinde koşturmalarını izleyişim.
Selin üniversiteyi bitirdi, dün ilk maaşı ile bizi kahvaltıya götürdü.
Dün ilk defa kızımın ekmeğini yedim.
Nasıl güzeldi o ekmeğin tadı, nasıl güzeldi "ne isterseniz alın" derken gözlerindeki pırıltı.
Ben, zamandan ve dünyanın bu kirli akışından muaf ne kadar mutluydum dün.
Yerler gökler her yer nasılda görülmemiş bir mai'ydi dün.
Bir bilseniz...
Sinema, şu saçma ve gittikçe saçmalığının dozu
artan çağımızda; berbat haldeki ülkemizde; beni delirtecek kadar salaklaşan
milletin bir kısmına rağmen mutlu edici bir etken. Kendimden bunu
esirgememeliyim.
"Halk Günü Candır" diyerek Çarşamba'ya bilet aldım ve yine uzun zamandır tatmadığım bir keyfi de ekleyerek kıvırcık ve portakal çiçeği kokulu kızıma da bilet aldım.
Daha evvel bahsetmişimdir. Ben yalnızlığı seviyorum. sinemaya , konsere, tiyatroya, geziye, yemeğe yalnız giderim. Ancak Selin ile sinema...yalnız gitmişim kadar keyiflidir. O kadar ayrıntı ve inanılmaz bilgilere sahip ki zaten keyifle izlediğiniz filme bambaşka bir keyif katıyor. Cep telefonunu karanlığın ortasında pörtletip beni delirten o tiplerden de değil. Mızıkdanıp homurdanıp saçma sapan yorumlarla an'ı da heder etmez. Uyumlu ve modern bir genç hanım kendisi. Benim diye demiyorum : bayılıyorum.
Neyse konu sinema. Yazarken bile burnuma patlamış
mısır kokusu geliyor . Nasıl bir adanmışlığı varsa ruhumun :-)
Sinemaya girerken ben su aldım kendime, Selin Eti Form
aldı. Düğün mevsimi mi nedir, heyecanla reklamları bekledim ama hemen hepsi
mobilya ve düğün ile ilgiliydi.
Ryan Reynolds ve Hugh Jackman'ın başrollerini paylaştığı Deadpool & Wolverine, geçen
hafta sonunda 1 milyar dolarlık hasılatı aşarak büyük bir başarıya imza atmış.
Film eğlenceliydi. Fox ‘a doya doya gönderme yapmışlar…hani
demediklerini bırakmamışlar desem yeri.
Disney ve Marvel da "azarlayan" eğlenceden payını almış.
Filmde her ortamda ve her koşulda ve her paralel evrende köpüşüne aşık Deadpool'u görünce ister istemez aklıma bizimkilerin sokak hayvanlarını katletme yasası geldi. Bir saydım sövdüm içinden bir koptum filmden ama ne kadar dilesem de bu kötü ve yoz insanlardan kurtulup o paralel evrenlerden birine gitme şansım olmadığını bildiğim için sakince filmi izlemeye devam ettim.
Yine de filmin sonunda “hiçliğe” mahkum
edilişimizi “iki kişinin dostluğu
ve asil fedakarlıkları” engelledi. Fedakarlığı yapan kişi bir kişi olsa
ölecekken iki kişi oluşlarının yani
dostluğun ve birlikteliğin yarattığı büyü, en büyük gücü oluşturdu.
Bunu sevdim…yine.
Elbette önceki filmleri izlemiş olmak gerekli bu filmi de anlamak için. Komik miydi? Eh
evet diyebiliriz yer yer.
Bir daha gider ya da izler
miyim? Yok, hayır.
İyi ki de gittim der miyim?
Evet, kesinlikle.


Selin de Nehir de ilk kelimeleri söktüklerinden beri güzel seçer güzel okurlar. Bu beni hep mutlu etmiştir.
Mayıs ayında seçimler nedeniyle sosyal medyadan uzak durma ve ruhumu benliğimi kurtarma kararı aldım. Halen sürdürüyorum bunu, günde bir kez twittera bakıyorum ya da onu da yapmıyorum. Bu, başını kuma gömme değil - arınma ve toparlanma süreci diyebiliriz. Bu kadar aptal ve kötü insanın var olması "en tepeden en dibe" kabul etmek lazım ki yorucu.
CARMEN - Prosper Mérimée
Mañana Será Otro Día ....Yarın yeni bir gün doğar (İspanyol Atasözü)
Chuquel sos pirela , cocal terela....Yürüyen köpek kemiğini bulur ( Çingene Atasözü)
Köpek ile kurt uzun süre iyi geçinemez.
Şeytanla karşılaştın evet şeytanla. Şeytan her zaman siyah değildir.
Me dices vriarda de jorpay, bus ne sino braco...Yün giyiyor olabilirim ama koyun değilim (Çingene Atasözü)
Sarapia sat pesquital ne punzava....Mutlu uyuz fazla kaşınmaz (Çingene Atasözü)
Chismar lachinguel...Cücenin yiğitliği uzağa tükürmektir (Çingene Atasözü)
Kimsenin talip olmadığı kadın iffetlidir.
En rutidi panda nasti abela macha....Kapalı ağza sinek girmez
KÖYDE BİR AY - Ivan Sergeyeviç Turgenyev
Başkasının ruhu karanlık bir orman gibidir derler.
Dostların olmasa kime sitem edebilirsin.
Doğa, hayal ettiğinizden çok daha sade hatta kabadır, çünkü şükürler olsun sağlığı yerindedir.
Souvent femme varie...kadın sık sık değişir.
Beim için bugün de dündür.


Öğrendiğimizde annem ben Selin ve Nehir sağanak yağışlı bir günde Gemlik otogarına gitmeye uğraşıyorduk Eskişehir arabasına yetişmek üzere ve sağ tarafı denize dik yamaçlı kaygan yoldan giderken Nehir'in "anne ben Hacettepe kazanmışım" demesi ile sakin yağmur sesi başka anlam kazanmıştı ama ben ona inanmayıp sabahın köründe üniversite sınav sonuçları mı açıklanır demiştim ki tam da bu neden le Seiln donakalmış kardeşinin elinden telefonu alıp "anne gerçekten Hacettepe'yi kazanmış Nehir" deyiverdi.
Sonrası az sadaka çok bela savar niteliğinde bir sahneydi.
Annem sevincinden öyle bir çığlık attı ki garibim taksi şoförü araca takla attırmakla uçurumdan aşağı yuvarlamak arasında çelişkiye düştü. Annem bir karıştır ama komançilerde yoktur ondaki ciğer çığlık attı mı zıplatır hani. Taksiden indiğimizde hala boş bakıyordu şoförün gözleri...neyyyse
Sonra şapkadan tavşan çıkartan kızımı bağrıma bastım. Bir kaç gün o da ben de ablası da dershanesi de babası da..hani anneannesi hariç cümle alem de inanamadık sonuca.

Selin tam bir akademik dehadır. Onunla ilgili bişi takip etmek gerekmez. Bankodur. Daima birincidir, ödevlerini geciktirmez her konuda yeterlidir,inanılmaz sosyal dengesi mükemmeldir filan hani çocuk Allah'ın bir lütfu...daha azı ile tanımlayamam onu ..haksızlık olur.
Nehir masaldaki ağustos böceğidir. Matematik ile bağı 62'den tavşan çizmekten ibaret.Dikkat dağınıklığı o radde ki çoğu zaman ilacı da unutur.Ama kalbi..ahhh atlas okyanusundan daha geniş ve zengin . Kedilere keman çalar,evde salyangoz besler..diğerlerini saymayayım. Her canlıyı sever. 3 kuruş harçlik biriktirse bizden gizli Darüşafaka'ya yatırır (iyilik gizli olmalı düsturu).İkisi de ayrı dallarda o kadar mükemmel o kadar kusursuz o kadar özel ve o kadar güzeller ki ben bunu hak edecek ne yapmış olabilirim diye düşünür dururum yıllardır.
İkisi de sağlam Atatürkçüdür..
Dershane dedi ki mezuna kalmasa iyi olur. Hani beklenti.."severiz biz Nehir'i " boyutunda. Meslek seçimi testi yapıldı. Karate Kid ile Aşk ve Gurur arasında geniş bir skala. Alaka yok yani yaklaşık bağdaşık hiç bişi yok.
Deneme sınavlarında herkes kaç netin var diyor , Nehir eksilerde.
Sınavdan çıktılar. Kaç netin var diye konuşuyor herkes. Nehir hatırlamıyor ki ne yaptığını. Panik içinde eteğini beline dolamış elinden geleni yapmış kuzum.Kurban olurum onun minnacık yüzündeki endişe çizgilerine.. Hatta anlatmıştım size şu yazımda bunu (tık)
Neyyse..sonuç gelince işte öyle annem çığlığı bastı, takla atmaktan son anda kurtardık yani.
Sonra Nehir değişti. Mükemmel yönde değişti. Mutluluk kadar insana yakışan ve tedavi özelliği olan duygu var mı acaba? Sürpriz yumurta, ışık saçan bir genç kıza dönüştü.
Ekim hiç bu kadar güzel gelmemişti. Şimdi işteyim.Sonra kalkacağım ve hiçbişiyapmakzorundadeğilimvallabillainanılmazamagerçek ülkesinin sakin sularında kendimi bir bardak çay, kitabım ve yağmur sesinin kucağına bırakacağım.
Güzel kızlarım..gurur duydum yahu!