Nehir'imin doğum günü geliyor.
22 olacak artık..
"Aman yetişkin onlar artık"... diiiiiiiiiiilllllllll
22 olacak artık..
"Aman yetişkin onlar artık"... diiiiiiiiiiilllllllll


Öğrendiğimizde annem ben Selin ve Nehir sağanak yağışlı bir günde Gemlik otogarına gitmeye uğraşıyorduk Eskişehir arabasına yetişmek üzere ve sağ tarafı denize dik yamaçlı kaygan yoldan giderken Nehir'in "anne ben Hacettepe kazanmışım" demesi ile sakin yağmur sesi başka anlam kazanmıştı ama ben ona inanmayıp sabahın köründe üniversite sınav sonuçları mı açıklanır demiştim ki tam da bu neden le Seiln donakalmış kardeşinin elinden telefonu alıp "anne gerçekten Hacettepe'yi kazanmış Nehir" deyiverdi.
Sonrası az sadaka çok bela savar niteliğinde bir sahneydi.
Annem sevincinden öyle bir çığlık attı ki garibim taksi şoförü araca takla attırmakla uçurumdan aşağı yuvarlamak arasında çelişkiye düştü. Annem bir karıştır ama komançilerde yoktur ondaki ciğer çığlık attı mı zıplatır hani. Taksiden indiğimizde hala boş bakıyordu şoförün gözleri...neyyyse
Sonra şapkadan tavşan çıkartan kızımı bağrıma bastım. Bir kaç gün o da ben de ablası da dershanesi de babası da..hani anneannesi hariç cümle alem de inanamadık sonuca.

Selin tam bir akademik dehadır. Onunla ilgili bişi takip etmek gerekmez. Bankodur. Daima birincidir, ödevlerini geciktirmez her konuda yeterlidir,inanılmaz sosyal dengesi mükemmeldir filan hani çocuk Allah'ın bir lütfu...daha azı ile tanımlayamam onu ..haksızlık olur.
Nehir masaldaki ağustos böceğidir. Matematik ile bağı 62'den tavşan çizmekten ibaret.Dikkat dağınıklığı o radde ki çoğu zaman ilacı da unutur.Ama kalbi..ahhh atlas okyanusundan daha geniş ve zengin . Kedilere keman çalar,evde salyangoz besler..diğerlerini saymayayım. Her canlıyı sever. 3 kuruş harçlik biriktirse bizden gizli Darüşafaka'ya yatırır (iyilik gizli olmalı düsturu).İkisi de ayrı dallarda o kadar mükemmel o kadar kusursuz o kadar özel ve o kadar güzeller ki ben bunu hak edecek ne yapmış olabilirim diye düşünür dururum yıllardır.
İkisi de sağlam Atatürkçüdür..
Dershane dedi ki mezuna kalmasa iyi olur. Hani beklenti.."severiz biz Nehir'i " boyutunda. Meslek seçimi testi yapıldı. Karate Kid ile Aşk ve Gurur arasında geniş bir skala. Alaka yok yani yaklaşık bağdaşık hiç bişi yok.
Deneme sınavlarında herkes kaç netin var diyor , Nehir eksilerde.
Sınavdan çıktılar. Kaç netin var diye konuşuyor herkes. Nehir hatırlamıyor ki ne yaptığını. Panik içinde eteğini beline dolamış elinden geleni yapmış kuzum.Kurban olurum onun minnacık yüzündeki endişe çizgilerine.. Hatta anlatmıştım size şu yazımda bunu (tık)
Neyyse..sonuç gelince işte öyle annem çığlığı bastı, takla atmaktan son anda kurtardık yani.
Sonra Nehir değişti. Mükemmel yönde değişti. Mutluluk kadar insana yakışan ve tedavi özelliği olan duygu var mı acaba? Sürpriz yumurta, ışık saçan bir genç kıza dönüştü.
Ekim hiç bu kadar güzel gelmemişti. Şimdi işteyim.Sonra kalkacağım ve hiçbişiyapmakzorundadeğilimvallabillainanılmazamagerçek ülkesinin sakin sularında kendimi bir bardak çay, kitabım ve yağmur sesinin kucağına bırakacağım.
Güzel kızlarım..gurur duydum yahu!
Sevinçle yüzüme baktılar.
Muhammet, kabuğuyla ısırıverdi muzu.
Meğer ilk kez görüyorlarmış.
Tüm yardımların toplanıp güneydoğu'ya yollandığı yıllardı.
Öğretmenlik yaptığım köyde,okulun kütüphanesi bile yoktu.
Annem çarşı pazar dolaşıp kıyafet topladı çocuklarım için.
Ayakkabıları yoktu bazılarının.
Okula kadar çıplak ayak geliyor, okulda giyiyorlardı eski püskü pabuçlarını.
Teşekkür niyetine sarılıverdiler anneme..kocamandı sevgileri ,sevinçleri.
Okula yine yalın ayak geldi o çocuklar ama okulda giydikleri pabuçlar artık "gıcır"dı.
"Sana elma kızartalım" derdi çocukların anneleri, "hatır için de kızarmış elma mı yenir" derdim içimden. Meğer patatese elma derlermiş oralarda. Anlayıp dinlemek yerine kibrimize sarılıp ne mutlulukları öteledik ömrümüzde kimbilir.Ömrümün en mutlu günleriydi.
Dağlarda eriyen karla coşan bir nehir, ormanlarında geyiklerin gezdiği dağlar, çıplak bahçesinde uyduruk bir voleybol ağı bulunan ve öğretmenlerin uzun teneffüste voleybol oynadığı bir okul. Çocuklar koşar, çocuklar oynar, hepsinin yanağı al al.
Öğretmen masasında her sabah taze kır çiçekleri.
Sınıfta çıtır çıtır yanan fındık kabuğu sobasının sıcağında komik bir öğretmen ve her birini taparcasına sevdiği öğrencileri.
Güzel olan neyi getirebildim bugüne?
![]() |
| EKMEĞİN "GUDUĞU" |
Kimi kendi isteğiyle
Kimi zamanın hükmüyle
Ne yazık...
Farklı ama neden farklı olduğunu bilemeyen bir genç hanım bir ayağı başka kıtada öteki ayağı başka kıtada bir masal şehrine göç etmiş gelmiş. Aşkı da yaşamışa ayrılığı da, iyiyi de görmüş kötüyü de. Kendisine ait olanı kaftanı için kah örtüsünü kah ruhunu değiştirip durmuş.E tabii büyümüş de o arada.
Derken evlenmiş.
Derken anne olmuş.
Ne yapacağı artık daha belirginmiş onun için çünkü ne yapamayacağı diye bir kategori oluşmuş. Annelik, insanın intihar etme özgürlüğü bile olmadığı bir mutlu hapishaneymiş aslında. Daha da güzeli için özgürlüğü feda etmekmiş kısmen de olsa.
İş hayatı da buna göre şekillenmiş. Çalışma saatleri düzenli, insanlara iyilik etmek üzere düzeni kurulu, herkes ona yabancı bir diyarda eteğini beline toplayıp canla başla var olmaya ,ruhuna en yeni mintanı oluşturmaya başlamış.
Bu, onun anne olmaktan sonraki en büyük mutluluğu olmuş.Oraya ait günler,anılarında hep mai kalmış.Aklı ve yüreği senkronize çalışan hızlı ve güçlü ekibin bir parçası olmak onu doyurmuş. Aldıkça vermiş,verdikçe almış.Bir damla iken başladığı seyahati ummana dönmüş. Farklılığı nedeniyle dahil olamadığı sosyal yaşam,bulamadığı dostluklar,edemediği sohbetler..insan yahu insan..hepsi oradaymış. O kadar mutluymuş ki yıllık izne dahi ayrılsa dönüp işe gidiyor ve her şeyin daha da iyiolması için çabalayıp duruyormuş.
Sonra kara bulutlar birikmeye başlamış ülkenin üzerindeki gibi İddiaları aydınlatmak da olsa adım attıkları her yeri karartıyorlarmış.Bu şapşal genç hanım ve arkadaşları mücadele etmişler. Çok zeki ve çok başarılıymışlar, var olmayı sürdürmeleri-onca yılın emeğine ve kurdukları kusursuz sisteme sahip çıkmaları olasıymış ama içlerinden biri ihanet etmiş onlara. Kara bulutların getirdiği kara prense bilgileri vermiş..sistemi açmış ve bu hem kurdukları o muhteşem sistemin,hem ekiplerinin,hem kendilerinin sonu olmuş.
Masalın sonrası hazin.
Genç hanım , güzel insanların katıldığı beklenmedik bir Gezi'ye dahil olmuş. Bu , onun felaketini hızlandırsa da hep mutlu ve gururlu andığı zamanlarmış. Sen dizimizin dibinde oturmadın da Gezi'lere mi katıldın diyerek önce rüzgarın önünde yaprak gibi savurmuş onu kara prens ve avanesi. Sonra elinde ne varsa almışlar. Önceleri dibi yok sanmış atıldığı kuyunun..düşmüş düşmüş düşmüş..savrularak haykırarak düşmüş. ..ama kuyunun dibi varmış.
Her kötü şeyin sonu vardır.
Döngü.
Yıllar içinde birbirlerini bulup ,canlarını acıtan mutlu anıları anmamaya çalışarak görüşmeye devam etmiş kalan dostlar. Artık her biri can yangısı cebinde mecburen başlatıldıkları yeni hayatların içinde var ve mutlu olmaya çalışıyorlarmış. Gülmeye, yardımlaşmaya devam etmişler. Hüzünlü tebessümleri zamanla kahkahaya çevirmeyi bile başarmışlar. Ama can yangılarının acısı kırmızı imiş ve rengi hiç solmamış.
Bir gün...bugün...kendilerinden ayrılıp öteki ekibe kapıyı açanın veda ettiğini duymuşlar.Hayallerine,hayal kırıklıklarına, dostlarına, düşmanlarına, evlatlarına, geçmişine ve geleceğine...
Onların hepsi iyi insanlarmış. Haklarını helal edip eski arkadaşlarının yasını tutmuşlar.
Masal mora bürünmüş.
![]() |
| KADIKÖY BELEDİYESİ'NİN BAHÇESİNDEN..BUGÜNE DAİR |