güneş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güneş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Şubat 2026 Çarşamba
Güneşli Günler
Bugün çok ilgimi çeken bir yazıyı paylaşacağım sizlerle Yapay zeka..eskilerin
deyimiyle" zımbırtı" beni hayli endişelendiriyor çünkü kontrollü geliştiğini
düşünmüyorum ve bununla ilgili bir hukuki alan- oturmuş etik kurallar bile yok.
Ancak iste ya da isteme ; Yapay Zeka hayata dahil..ve eğlenceli yanları var gibi
görünüyor. Henüz kullanmadım.. mümkün olduğunca da uzak duracağım. Ancak bu
gelişmeleri takip ettiğim yerlerden birinde bir yazı gördüm. Sizinle
paylaşacağaım da bu yazı zaten.
Uzayın bilinmeziğinin dayanılmaz cazibesi bir
yana..güneş hep tutkum benim. Bir bilinen eklendi zilyon bilinmezliğin
içerisine... her bilinen zilyon bilinmezliğe daha kapı açtı.
30 yıllık uydu
verileri kullanılarak Güneş'in gizli manyetik iç yapısı ilk kez
haritalandırıldı. Bir model, 1996'dan 2025'e kadar güneş döngülerini doğru bir
şekilde yeniden oluşturdu ve yıllar öncesinden önemli olayları öngördü. Güneş,
birkaç yılda bir ruh halini değiştiriyor gibi görünüyor. Karanlık noktalar
belirip kayboluyor, devasa enerji patlamaları uzaya fırlıyor ve Dünya, bozulan
uydular veya enerji sistemleri aracılığıyla bunun sonuçlarını kısa süreliğine
hissediyor. Bu değişimlere neden olan şeyin prensipte uzun zamandır manyetizma
olduğu biliniyordu, ancak gerçek olaylar güneşin derinliklerinde,
gözlemleyebildiğimiz parlayan yüzeyin çok altında gerçekleşiyor. Şimdiye kadar
bu bölgeye tamamen ulaşılamıyordu ve bilim insanları orada neler olup bittiğini
sadece tahmin edebiliyorlardı. Ancak yeni bir çalışma, on yıllarca süren uydu
verilerini kullanarak güneşin iç manyetik alanının üç boyutlu bir görüntüsünü
yeniden oluşturdu. Böylece araştırmacılar ilk kez güneş manyetizmasının yüzeyin
altında nasıl evrimleştiğini takip edebiliyorlar. Güneşin manyetik alanı,
içindeki sıcak, elektriksel olarak yüklü gazın hareketiyle oluşur. Güneş
dinamosu olarak adlandırılan bu süreç, yüzeyin çok altında gerçekleşir. Sorun şu
ki, bu katmanlardaki manyetik alanları doğrudan ölçebilecek hiçbir alet yok.
Uydular yalnızca güneşin görünür yüzeyinde olanları kaydeder , geri kalanını ise
bilim insanları çıkarım yoluyla anlamak zorunda kalır. Bu çalışmada
araştırmacılar probleme farklı bir yaklaşımla yaklaştılar. Esasen varsayımlara
dayalı bir model oluşturmak yerine, çalışmalarını gerçek gözlemlere
dayandırdılar. 1996'dan 2025'e kadar yaklaşık otuz yıl boyunca güneş uyduları
tarafından kaydedilen günlük manyetik alan haritalarını topladılar daha sonra bu
bilgileri, güneşin iç manyetik mekanizmasını simüle etmek üzere tasarlanmış
ayrıntılı bir üç boyutlu bilgisayar modeline aktardılar. Bu, araştırmacıların
geriye doğru çalışarak, gözlemlenen desenleri üretebilecek yüzeyin altında gizli
olan en olası manyetik yapıları ve akışları belirlemelerine olanak sağladı.
Model, uydu çağında gözlemlenen birçok döngüyü başarıyla yeniden üretti; bunlar
arasında güneş lekelerinin daha yüksek enlemlerden güneş ekvatoruna doğru
kademeli olarak kayması da yer alıyor ve bu, bir döngünün nasıl geliştiğinin
önemli bir göstergesidir. Son test bir tahmin testiydi. Araştırmacılar belirli
noktalarda yeni veri eklemeyi durdurdular ve modelin kendi kendine çalışmasına
izin verdiler. Yeni gözlemler olmadan bile, güneş aktivitesinin önemli
özelliklerini üç veya dört yıl öncesine kadar doğru bir şekilde tahmin etti. Bu
sonuç, bilim insanlarının güneşi inceleme biçiminde bir değişime işaret ediyor .
Güneşin iç kısmını bilinmez bir bölge olarak ele almak yerine, artık onu dolaylı
ve sürekli olarak izleyebiliyorlar. Çalışma , The Astrophysical Journal Letters
dergisinde yayımlandı. Yazar : Rupendra Brahambhatt / Interesting Engineering
11 Ağustos 2018 Cumartesi
KOÇ ÜNİVERSİTESİ
Koç Üniversitesinin tanıtımına gittik bugün.
Okulu anlatmaya zaten gerek yok: mütüşlü bişi. Ülkem adına gurur duydum attığım her adımda.
Öğrenci adaylarını dinledim sorular sorarken
17-18 yaşında çocuklar
Her biri bir kıvılcım parçası ... umut denilen sonsuz denizin kıpırtıları yine dolandı midemde kelebekler uçuşuyormuşcasına .
Öyle güzel, öyle akıllı,öyle bilinçli,öyle hedefe odaklıydılar.
Selin burs bulamadığı için yurt dışında kabul aldığı onca harika okula gidemiyor.
Türk müfredatı görmediği için de üniversite puanı düşük.
Pırıl pırıl benim kızım.
Pırıl pırıl kaldı ortada.
Nefes alamıyorum.
Koç üniversitesi tanıtımındaki gençlere bakınca şu tarikat yuvalarında ömrü çalınan,beyni yıkanan çocuklarımız da geldi aklıma.
Bir yerde geri kalmış eğitimi bile alamadan imam hatipe yollanan çocuklar
Bir yanda dünyanın en iyi okulunda zamanı yara yara ilerleyen müthiş çocuklar.
Bir yanda kindar ama değil asla dindar nesiller
Bir yanda Atatürk 'ün çocukları
Yazık bu ülkeye çok yazık.
Tanıtımda oturdum ağladım.
Yoklukta kalan onca çocuğumuz için ağladım.
Bir yanda güneş doğuyor ışıl ışıl
Bir yanında tutulma olmuş her yer kapkaranlık memleketimin.
Umut korkudan kuvvetli tek duyguymuş.
Umudu yitirmeden , bitti bu iş demeden,memleketimin bir karış toprağına bile "bana ne " demeden..
Koç Üniversitesi tanıtım gününe gittik bugün.
Öyle güzeldi ki yer gök umut kaynıyordu bu ülke için.
Etiketler:
Atatürk,
eğitim,
güneş,
imam hatip,
kindar,
koç üniversitesi,
okul,
tanıtım,
Umut,
zaman
14 Temmuz 2018 Cumartesi
Yenge
Trabzon'dan yaz tatillerinde İstanbul'a gelirdik.
Rahmetli yengem bizim detaycılığımıza güler "İstanbul'da kim ne giyse odur moda, az rahat olun" derdi.
Nur içinde yatsın.
O kadar iyiydi ki , o kadar erkenden gitti bu diyardan mümkün olduğunca incinmeden ve incitmeden.
Bu sabah anmamak mümkün değildi meşhur sözleri ile onu.
"İstanbul'un havası fahişelere benzer, saat başı kılık kıyafeti değişir ne yapacağını şaşırırsın" derdi.
Çiçekleri kızgın güneş altında kavrulmasınlar diye sulamaya çıktığım bu sımsıcak yaz gününde anında astıran sağanak yağmurun neşesiyle kalakaldım balkonda.
Önce uzanabildiğim kadar uzanıp gökkuşağı aradım, sonra sıcak havadan süzülen ılık ve iri yağmur damlaları beni ıslatsın diye elimden ne gelirse onu yaptım.
Yarım saate sokak sel gibiydi.
15 dakika sonrasında bulutsuz pırıl pırıl bir Temmuz güneşi kavuruyordu ortalığı.
Sokağa baktım, kimi şort kimi pantolon kimi uzun kimi kısa kimi renkli kimi sakıngan kimi montlu kimi yarı çıplak insanlar birbirlerine aldırmadan yürüyüp gidiyorlardı.
Yengem tahsilli bir kadın değildi .
Sokak filozoflarının sevecen sözleri idi ondan bana gelenler.
Gideli yıllar olsa da bir yağmur damlası ile gönlüne düşüveriyor insanın sevdikleri.
Sevgi ve saygıyla anılmanın temel kuralı da tevazukâr bir tebessüm belki çoğu zaman.
Kaybettiğimiz tüm sevdiklerimiz nur içinde yatsınlar..sevgi iki cihanda geçer akçe.
29 Mart 2017 Çarşamba
Katarakt
![]() |
| KADIKÖY BELEDİYESİ'NİN BAHÇESİNDEN..BUGÜNE DAİR |
Bahardı ama ayaklarım acıyordu.
Katılmam gereken etkinlik için yürüdüğüm güzergahın güzelliğini görmeye çalıştım.
Bahariye'den Çilek Sokağa indim.
Hava bahar, yüzler şendi.
Renklerin hepsi birbirinden güzeldi.
Güneş ılık ve sevecen, umut taze ve canlı.
Aklım babamda, kalbim babamda..ne kadar zorlasam görmüyor gözüm hiç bir şeyi.
Altıastarı katarakt ameliyatı..namı diğer "hiç bişi değil"
Katarakt ameliyatı önemsiz ve hiç bir şey değil ama babam önemli ve her şey benim için.
Güneşim de o rüzgarım da o
Hele babam için sesi titremiş annem
Zaten küçücük bişi
Birbirine bağlı,mutlu,güzel bir aileysek biri güneş diğeri göğün ta kendisi değil mi?
Kıyamadım ikisine de
Gurbet..adın bet
Konuştum ,sordum,yürüdüm,gittim..ama "baban iyi eve gidiyoruz"u duyana kadar ben bugünü yaşamadım.
Allah'ım,
Açlıkla,pislikle,yoklukla,sevdiklerimizin acısıyla sınama
Madem sınayacaksın,
Çok para ile sına. Tası tarağı alıp , çantamı omuzuma vurup gemi ile dünya seyahatine gideyim. Kibre kapılacak mıyım diye sına beni.ardıma dönüp bakarsam namerdim.
Allah'ım,
HAYIR'ların sevinci ile sına beni mesela. Bak bakalım deliriyor muyum? Delirmem ama delirtmezsem namerdim.
Babiş...anne
Saçınızın tek teline, bir gülüşünüze kurban olurum ben.
29 Mart ..öldürdün beni.
13 Ekim 2016 Perşembe
Hüzme
Unutturmaya yıldırmaya çalışsalar da unutmayın güneşli güzel günleri, Atatürk ilke ve inkılaplarının getirdiklerini-yokluğunun ihtimalinde bile neler kaybettiklerimizi.
Güneşe,ışığa,sevgiye,azme inancınızı kaybetmeyin. Aşurenin üzerine nar serperken bile renklerin ve başarmış olmanın mutluluğu ile neşelenebilen insanlarız biz:mutluluğa inancımızı kaybettirmelerine izin vermeyin.
Tamam gece uzun sürdü, tamam karanlık dört bir yandan geldi, tamam kahpe içerdendi kapı kilit tutmadı ama "kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin" diyen adamın da aptal olmadığı bir gerçek. Vazgeçmeyin. Hiç bir duygunuzun yitmesine de izin vermeyin.
Babam ve annem kooparatife katılıp yeni ev aldığında, yeni evimizdeki ilk akşamlarımdan birinde 2000 yılını hayal ederek planlar yaptığımı hatırlıyorum. 1970'lerde var olan biri için büyülü bir sayı kabul etmek lazım :2000 . Bir sürü planım ve kararım vardı ama hiç biri bugün yaşadıklarımla örtüşmüyor. İyi kötü para biriktirmiş olacaktım ve hayallerim arasından eleme yaparak birini seçip yapılabilecek olanıgerçekleştirecektim. Tabii ki sırt çantam ve kitaplarım ile bir yerlere gitmek üzerine ve döndüğümde de harika bir müzik seti -çelik kapısı olan evimde kitaplara boğulmak üzerineydi seçeneklerin neredeyse tamamı. Planlama maddiyatla ilgili: Kayseri'ye mi gidebilecektim gezmek görmek için Portekiz'e mi? 5 sene mi haftasonu mu..filan.
Hayallerimin hiç birinde tüm ülke halkının kendini güvende hissetmediği , adalet-sağlık-eğitim gibi temel kavramlara güvenimizi yitirdiğimiz, çocuk gelinlerin arttığı, benim ca-nım Ata'mın emanetlerine bunca saldırı olduğu ,araplaştığımız günler yoktu. Ne hayalimde ne gerçeğimde olmasın da zaten. Kim ister ki bunu?
Ne ekersek onu biçmedik mi? Bugünler de dünün yarını değil miydi klişenin dediği gibi.
Umut ekelim.
Her şeye rağmen gülümseyelim.
En güzel karşı koyuş değil mi gülümsemek?
Gülümsemekten vazgeçmeyelim.
En sevdiğim doğa olayları sıralamasında ilk 3'tedir hüzme. Güneşin, her şeye rağmen bulutların arasından sızışı, yare-mai'ye kavuşması ..çubuk çubuk, çizgi çizgi umuttur hüzme gönülgözü açık olup görebilene.
Bir tabloyu güzel değerlendirmek için geri çekilip öyle bakmak gerekirmiş. Bugün yaşadıklarımıza, bize yaşattığı bunaltıdan uzak kalmayı başarıp geri çekilerek objektif baktığınızda neler görüyorsunuz neler..resmi doğru okumak lazım.Umudu asla kaybetmeyin.
Proje okulları ile ilgili : tüm velilerin,öğrencilerin ve değerli öğretmenlerin yanındayım her türlü.
Malum:kadın zayıftır ama anne güçlüdür. Hepsini ben doğurdum, o geleceği mahvedilmek istenenlerin hepsi benim evladım.
Bulut bulut olsun isterse tüm gökyüzü.Onlar çok, onlar kara,
onlar güçlü demek yok;hiç ama hiç vazgeçmedim, ben güneş olacağım.
onlar güçlü demek yok;hiç ama hiç vazgeçmedim, ben güneş olacağım.
29 Ağustos 2016 Pazartesi
Zamana Saygı
Seni özledim mai blog
Sizi özledim blog dünyasının yüzünü görmediğim ama kalbimde yerleri olan güzel insanları.
Bugün mutsuzum.
Bu , belki yarınlara ait kalıcı mutlulukların, birini terk etmeden ötekine varamayacağın bilinci ile yeni diyarlara uzanan yolların başlangıcı.
Bilmiyorum.
Bugün mutsuzum.
Ülkenin durumu mıh gibi yüreğimde. Korka korka mutsuzum bu yüzden. Korkmaz için bi milyon sebebimiz varken korkmadan mutsuz olmak ne haddime.
Kabullenmeye ayırdım yazın son günlerini. Sonbaharda nereye neye yelken açar gönlüm bilmem ama bir seneye yakın zamandır aynaya bakıp kendimi olduğum gibi görmeye ve arındırmaya çalışıyorum neticede. İyilikten yana koydum kararın mührünü;iyi biri olmaya çalışıyorum.
Azad ediyorum bugün sizleri hayatımdaki tüm insanlar. Müdahale etmeyeceğim , sorgulamayacağım, eleştirmeyeceğim siz, siz olabilesiniz diye. Ve bir çok olgudan da kendimi azad ediyorum her kimsem o olabileyim diye.
Sabah İstanbul güzeldi. Önce Üsküdar, sonra Dudullu,sonra koştur koştur işe yetişme telaşı ile Kadıköy yaptım. Herkesi seyrettim bir botanik bahçesinde tırtılları kelebekleri salyangozları bitki bitlerini seyredercesine kabullenmiş ve olağan karşılayarak. İnsanlar servis aracının yanından vızır vızır geçerken , gittikçe rengi netleşen gün ışığının betonlara vururken bile güzelliğinden bir şey kaybetmediğini gördüm.
Aslolanı hatırlamaya, nefesimi ve gönlümü ona odaklamaya çalıştım.Valizini yanlışlıkla kafama indiren kadına da bişi demedim. Önemli değil demek doğru değildi çünkü bu önemli mi sorgulamasından çok daha farklı şeylere takılıydı kafam. Schubert'in "Serenade" eserini hatırlamaya çalışıyordumve bu zamanlar ötesi besteyi yaparken neyi düşünüyor olabileceğini. Valize ve kadına baktım, içimde yükselmeye uğraşan öfkeyi de kadını da valizi de görmezden geldim.
Müzik, bana bir şeyler söylüyor olmalıydı. Kafamın içindeki müziğe döndüm.
Uğraşasım yok bugün , anlatabiliyor muyum?
Bugün mutsuzum ama sanırım yarınlara temiz ve anlamlı mutluluklar olsun diye alınan bir karar bu.
Zamana saygı..bekleyip göreceğiz.
26 Mayıs 2016 Perşembe
Armağan
Doğumgünlerinde ortak hediye alınacaksa görev bana düşerdi genellikle.Bir arkadaşım vardı acccaip severdim(hala çok seviyorum)
Doğumgünü geldiğinde , o dönemin meşhuur Dadı dizisinin bornozlarından aldım kendisine. Uzun süre kullandığını ve uzun süre güldüğünü biliyorum. Ve sanırım, sonraki doğum günlerinin hiç birinde aldığım hediye o kadar makbule geçmemişti. O, benim yaşantımda disiplinli bir çılgını temsil eden en neşeli dosttur.
Bir diğerine Boyner'in kelebekli günlerinden düşürdüğüm çay fincanı takımı aldım. Evcimendi ve süslü ev eşyalarını seviyordu.
Öteki dostuma maket gemi aldım. Adı Nuh'tu ve Nuh'un bir gemisi olması gerekiyordu. Hediyeyi verirken ben,alırken de o eğlendi alabildiğince.
Selin'in ortaokuldaki arkadaşına , gün ışığını kavanoza hapseden ve gece seyretmesine yarayan bir şey aldım. Annesi çok kontrolü seven bir hanımdı ve içimde hep o çocuğun bir süre sonra isyan ettiği bu yaşam stilinin sağlam neferi olacağına dair üzüntü veren hisler vardı.
Bebeği olan bir dosta ziyarete gittiğimde ya da ilk yaş günlerinde, icili bicili şeyler almak yerine hep süslü kumbaralar aldım çocuklara. Hani içine para atınca heyyooo diye bağıran cinsten. Kumbara kalmasa da yarattığı alışkanlık kalsın istedim.Ama asla domuz şeklindeki kumbaralardan almadım. Kurbağalar hep favorimdi .
Erkeklere hediye almak hep zordu. Babam hariç. Adam yakışıklı karizmatik hayat çizgileri net...ona ne alsam ya da ne almasam hep olurdu.Yanağına kondurduğum bir öpücük karşılığındaki teşekkürü ya da mutluluğu ona bir ferrari alsam olacakla aynıydı her zaman...
Erkeklere hediye için de matraş'ın web sitesinde uldum mutluluğu. Üzerine ismi yazılan cüzdanlar hele de indirimdekilerden seçilebiliyorsa karizmatik ve kullanışlı hediyelere dönüşüyordu. Üstelik kokmaz bayatlamaz cinsinden olduğundan şimdi cüzdanım var gibi saçma bir itiraz da almıyordunuz. 5 sene sonra o cüzdan hala kullanılabilir ve adı da hala aynı addı neticede.
Erkeklere hediye için de matraş'ın web sitesinde uldum mutluluğu. Üzerine ismi yazılan cüzdanlar hele de indirimdekilerden seçilebiliyorsa karizmatik ve kullanışlı hediyelere dönüşüyordu. Üstelik kokmaz bayatlamaz cinsinden olduğundan şimdi cüzdanım var gibi saçma bir itiraz da almıyordunuz. 5 sene sonra o cüzdan hala kullanılabilir ve adı da hala aynı addı neticede.
İş yerinde üst kademedikilere hediye almak zorunda kaldığımda da masa üstü eşyaları tercih ettim.Kişisellikten uzak ve anlam vurgusu yüksekti hediyelerimin. Kum saati hep favorim olmuştur.
Çocuklarımın okul arkadaşlarına ne alırsam alayım yanında bir kitap vermeye özen gösterdim elimden geldiğince.
En güzeli kendime aldığım hediyelerdi.
Bir gün hiç bir şeyi takmadan yaşamak.
Gün ışığında o an çimenlere çökme isteğine karşı koymayıp denizin tuzlu havasını zerrelerime işleyene kadar içime çekmek.
Kitap almak.
Yürürken ayaklarımı seyredip gülümsemek.
Ev çingene çadırına dönmüşken boşverip sırt çantama sevdiğim bir kitap atıp daha evvel gitmediğim bir yere gitmek.
Hayallerimi canlı tutmak
Şarkı söylemek..hayatın kendisi hediye
Bunlar basit şeyler mi?
Yok canım!
Uçurtmanın ipi işte bunlar...
Uçurtmalar,ipleri kadar özgürdür.
25 Mayıs 2016 Çarşamba
Uçak
Başımın üstünden habire uçaklar geçiyorken ve o uçakların her biri benim için bir yeni başlangıçı, bilinmezliği, tadılmamışı,gidilmemişi temsil ediyorken ve nasıl çalışır ya da nasıl konuşur ya da nasıl aklım-gönlüm oradaymış gibi yapardım bilemiyorken bir de orada yaşamayı sıradanlaştırmış o gelip geçen , başlarının hemen üstünden geçen uçaklara aldırmayan bir sürü insana "ya bana bulaşırsa" diyeceğim kadar hastalıklıymış gibi bakmamayı başarmam gerekiyordu ama ben bütün bunlara bir türlü inanamıyordumsada olsun dedim ve yine de içime derin derin nefesler çekip yanımdaki sevdiceklerime,liste yapsam bi milyon tane sıralayabileceğim şükür edilesilerime yoğunlaşmaya çalıştım kendime kocaman aferinler diyerek.
Öyle bir gönlü yolcu gündü sersem sepelek...
Uçaklar olmasaydı aklı başında bir kadın gibi yaşayabileceğim bir gündü.
Yelkenliler olmasa , sisteme ayak uydurabilecektim.
Klimalı bir araçta yağ gibi kayan yolları ışıtan sarı güleç güneş altında uzun yolculuk fikirleri üsüsmeyecekti aklıma.
Bırakmadıkları için adam oldum
Bırakmadıkları için kadın oldum
Bıraksalar insan olurdum
25 Kasım 2015 Çarşamba
Kaçarım ki...
Kaçmak çözüm değil diyen halt etmiş.
Öyle güzel kaçtım ki ben bile şaştım.
Öyle sinsi sinsi gizli gizli de değil ha..hani tam tabir, topuklarım arka tarafı döve döve kaçtım.
Şükürler olsun.
Hayallerimi aldılar benim. Elimde kolumda değer verdiğim 3-5 ne varsa acıtarak aldıkları yetmemiş gibi tamıtamına 40 yıl beslediğim ve oluruna inandığım hayalimi aldılar elimden. Az geldi, ülkemin hali yenilir yutulur değil. Bayrağım, ulusum...kim ne çamur atarsa atsın ya da işlenilen hataları (koyun sürüsünden bahsediyorum ) ne olursa olsun bu film böyle gitmemeliydi.
Atatürkçüyüm ben . Saklamadım ömrümde. Ayıp olan saklanır. Atatürkçüyüm ben , dibine kadar , her zerremle inkılaplarının ve yaptıklarının sadık savunucusuyum . Bugün yaşanan karanlık cehaletin zafer naralarını o naraları atan embesilleri de kapsayacak endişe ile izliyorum.Ne zaman sussa zaman, ben kendime kalsam içimde bir puslu sessizlik...o sorun bu sorun...Kaldıramıyorum bunu.Tıpkı 5. katta güneşin her daim içinde olduğu pırıl pırıl evimden çıkıp okumaya diye zemin katta karanlık ve rutubetten yosun bağlamış o eve geldiğim zamanlarda hissettiğim nefessizlik yapıştı yakama.
İş dersen..varlığına şükür.
Yol var gidersen, ben var seversen modeli hayat...
Ayran yok tahtırevan yok..
Aldım şapkamı çıktım o pencerenin olduğu kafesten.
Kendimi aramaya koyuldum ilkin.
Zorunluluklar ve sorumluluklar kolumdaki sepette;prangalarım onlar benim.
Aklımdan yaptıklarım yaşaadıklarım hayallerim ..bana ait dünyaya ait ne varsa geçirmeye koyuldum sessiz sedasız.
Bir tanesi elinde meşale ile geçti tüm o karanlığı yarar yara.
Hayalimi buldum.
Hayalimi bulunca yolumu çizdim.
Dişlerini kene gibi etime geçirmiş olumsuzlukları silkindim attım.Kımıldamam için sebep, koşmam ya da yürümem için bir güzergahım var artık.
Anlamıyordum yaşadıklarımı, bir şeyler yanlıştı görüyordum.
Anladığımı düşünüyorum şimdi.
O yüzden susmak ve beklemek ağır gelmiyor artık.
İçimden olumsuz cümle kurmayı yasakladım kendime. Yapım gereği eleştirel olan bakışı hissettiğimde pabuçlarıma çeviriyorum gözlerimi.Eleştirme.Olumsuz üretme diyorum.
Dünya birbirine girmek üzere. Olumsuzluklar diz boyu ama twittera dahi girmez oldum..
5 metre çevremde mevcut olanlardan başka yaşam formu yok dünyada benim için şimdilerde.
Pencereyi açıp bana ne hissettirdiğini hatırlayana kadar kış güneşinin mai parıltısına bakıyorum.
Dr Who izleyip zihnimin çeperlerinin pasını siliyor, şu Azeri kanallarında forever'ı izleyip katıla katıla gülüyorum.
Sabahları ,sonrasını düşünmekten yorgun beynime "boşver" diyerek güzel ve sağlıklı kahvaltılar yapıyorum.
İyi ki kin tutmamışım ömrümde kimseye..kaldırmazmış yüreğim o nefreti.
Şükredecek şeyleri bulup gözüme sokuyorum.
Üzülmemeye çalışıyorum.
Sevmediğim insanlardan uzak durup sevdiklerimi daha çok arıyorum.
Dengeler, usül,kaide...boşverdim gitti.
Hani onca severdim;kimseye laf bile sokmuyorum
:-)
Bilerek ya da bilmeden kabini kırdığım herkesten zilyon kere özür dilerim.
Deniyorum....gerçekten deniyorum.Paçalarımda safranlarım,okyanusu yüzerek geçmeyi deniyorum.
Bu da bizim şarkımız olsun diyerek...en güzel günler bizlerin olsun.
25 Şubat 2015 Çarşamba
Kırılma
İşsizlik ağır geliyor bana ..
Çok uzun sürdü kış,
Çok yağdı yağmur.
Güneş, burnunun ucunu göster yeter; binlerce gökkuşağı var çıkmayı bekleyen maviye...
Çok uzun sürdü kış,
Çok yağdı yağmur.
Güneş, burnunun ucunu göster yeter; binlerce gökkuşağı var çıkmayı bekleyen maviye...
4 Aralık 2014 Perşembe
Gördüm...
Uzun ince bir yoldayım
Yürüyorum gündüz ve çok uzun zaman.
Yüreğim dar mekan geniş olsun dedim, tavanı en yüksek yeri sokak buldum. Günlerdir, haftalardır yürüyorum yürüyorum yürüyorum. Kulaklığımdan sevdiğim ezgiler adımlarıma eşlik ediyor. Düşünüyorum, hatırlıyorum. Yürümeye devam ediyorum, yokuşlar ,düz yollar ...dşünüyorum, unutuyorum. Özlediklerim gelip geçiyor dimağımdan, kızgınlıklarım her adımda ayaklarımın altında.
Sonra binlerce kez önünden geçtiğim bir caddenin bir kez daha önünden geçerken milyonlarca yıldır o caddenin üzerine doğmuş güneş, bulutlarla hüzmeler yaratıp bana sesleniyor: boşver...yaşamak güzel şey.
Elimden alamayacakları güzellikler gök yüzünde . Gülümsüyorum..
Yürüyorum, ayaklarım benim emrimde ben ayaklarımın. Kulaklarımda Vivaldi Rain ... yağmur damlaları gibi kendi düzeninde akıp giden notalar ruhumu arındırıyor. Yapmam gereken o kadar hiç var ki...unutsam rahatlarım. Gönlümü ısıtan güzellikleri ile ağaçlara bakınıyorum. Çocukluktan kalma alışkanlık, avuç içlerimi gövdelerine dayayıp onları dinliyorum. Onlarca değil yüzlerce kez seyrine daldığım ağaçta bir detay fark ediyorum şaşkınlıkla. Deli bu insanlar, sevdanın kendisi deli. Ağaç kızıyor mudur buna;kim ister ki sevda ile de olsa kelepçelenmek diyorum...sonra hatırlıyorum. Aşk hoşgörülendir!

Yürüyorum. Girmiyor o nefesler göğsüme girmiyor. Adımlarım ardıardına, kulaklarımda kelebeklerin dansı. Aklım yağmur sonrası beklenmedik anda geliveren güneş misali gönlümdeki kara bulutları dağıtıyor anılarla. Bakıyorum, aklım gönlümle barışık..görüyorum. Nerede okumuştum ben bunu: ne tarlalar vardır üzerinde ot bitmez ne kayalar vardır üzerinde bereketli incir ağaçları yetişir. Adımlarım yavaşlıyor ve duruyorum. Umut dalga dalga yayılıyor benliğime. Üzerinde ağaçlar bitmiş kayalara bakakalıyorum. Allah'ım, kendi aptallığımdan beni koru..Ne insanlardan ne hayattan umudu kesmek mi?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)












































