sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2026 Cumartesi

Kim Korkar Hain Kurttan?

 




Dün bir ayrı güzeldi yerler ve gökler.

Dünyanın tüm kötülüklerini yok mu saydı  gönlüm bilmem..kaldıramıyor artık bunca kirlenmişliği kötülüğü,onu biliyorum. Savunmadır belki. Dün  tek renk maviydi  benim için.

Akşamüstü,  sergisini toplamaya geldi bir sanatçı.

Oğlu ve Nehir aynı yıl aynı gün doğmuşlar. Uzun sohbetler ettik sanki yılları birlikte geçirmişçesine.

Nehir  ve sınıf arkadaşı "hadi beraber bir akşam yemeği yiyelim dediler.

Cuma..yorgunum  eve gidip dinleencektim...diyemedim.

Dün  kimseyi kıramayacağım güzel bir gündü.

Fenerbahçe Khalkedon'a gidip bir şeyler yedik. 2.5 saat oturmuşuz. Sohbet nasıl  akıp gittiyse artık.

İstanbul'da olanlar için Fenerbahçe Kahlkedon özellikle önereceğim bir yer. Fiyatlar bence makul, yeri  harika, yemek sonrası da asırlık ağaçları ya benim gibi kucak kucak kucaklayacağınız ya da hayranlık ve sevgiyle seyredeceğiniz Fenerbahçe Parkı var hemen yanında.





Bir ağaç ve (en sevdiğim ) 650 yaşında yazıyor üzerindeki  plakada.  Ama bunu ne zaman yazdıkları belli değil. Ağaç 900 yaşına da gelmiş olsa o plaka üzerinde ...Biraz özen gerekli.


Neyse döndük eve geldik. Ben 10 dakika sonra uykuya hazır moddaydım zira aklıma uyup  gittiğim yemekten son derece memnunsam da  beden yorgunluğu ben buradayım demeye başlamıştı.

Sonra ablamın dürtmesi ile  , Khalkedon'dan eşime attığım fotoğrafı Nehir'e yolladım ve yapay zekaya 10 yıl sonraki görüntümü  sordurdum . Zira ben kullanmıyorum yapay zekayı,  söylemiştim bunu.

                 

10 yıl sonraki ben bana ekrandan bakınca  şaşkın  kahkaham çınlattı odayı.

10  yıl sonra hala kırmızı rujları seviyor ve kullanıyor olacağımı biliyordum.  Ama bunun bu kadar doğru bir karar olduğunu hiç düşünmemiştim.

Doğduğumuzdan  beri korunmayı ve kötüden kaçmayı içeriyor dualar.

10 yıl sonra var mıyız ile başlayacaktır  ilk  söylemler.

Elbette  varız.. ama cismen ama fikren.

Önemli olan hala  kırmızı ruj sürüp, hala "nasıl geçti o 2.5 saat" diyeceğiniz güzel sohbetler ve sevdiğiniz-seveceğiniz insanlarla  olmak ve "gideyim dinleneyim" diyen alışkanlıklarınızı kırıp "gideyim  gönül yapayım hem değişiklik iyi gelecek bana da" diyebilmek.

Başka ne mi iyi gelir?

Bunları 10 yıl sonra yapabilir miyim?

Onu da 10 yıl sonraki Kadriye  düşünsün.
Sevgili  Kadıköy

Dün maviydi. 
Bugün lacivert.

Yarını bilmiyorum ...bu da iyi bişi.

21 Şubat 2025 Cuma

Hayat Kısa, Erimeden Önce Tadını Çıkar


İtalyan bir sanatçı, başrolde buz bloklarını kullandığı.."Hayat kısa, erimeden önce tadını çıkar" başlıklı şok edici bir sergi ile sürpriz yaptı.

Ayrıntılı ve kısa şekillerde oluşturulan heykeller, varoluşun kırılganlığını ve her anı takdir etme ihtiyacını sembolize eden yavaş yavaş eriyecek şekilde tasarlandılar.

Sergi sadece hayatın geçiciliğine değil, aynı zamanda..

iklim değişikliğinin etkisine de yansıtmayı amaçlıyor ve katı görünen bir şeyin zamanla nasıl yok olabileceğini gösteriyordu.!!

Nele Azevedo.


Bu yeni bir haber değil ama ben yeni gördüm.😔
Daha evvel bahsetmiştim , işim dünyanın  en karmaşık ve en keyifli karmaşasının  ortasında yer alıyor aslında : belediye-muhalefete ait belediye (gururrrrrrrrrrrr) ve sanat.

Haberi okuyunca,  sanatın yüceliği  ve kırılganlığı,   mesajın derinliği ve kör göze parmak girsin dercesine kuvvetli vurgusu beni çok etkiledi.


Dedim hem blog dünyasındaki sevdiceklerimle paylaşayım.
Hem çok uzak  kaldım,  bi tekrar başlayayım.
 

18 Mart 2021 Perşembe

Hayal Edin Bu Gece Evinize Dönemeyeceksiniz!



Normalde vazifem değil ama "Dünya Kartpostallarında Çanakkale" sergisine gelen  sınıflara-öğrencilere sergiyi gezdirmek ,anlatmak  özellikle üzerinde durduğum bir şeydi.Okullar sınıf sınıf çocukları getirdikçe, liseli genç kızların ve delikanlıların kapıdan "goygoya geldik aga" girişlerini izlerdim önce. En önde "çabucak girim çabucak çıkim" grubu, ortada "Fener akşam kaç gol kaçırdı" ya da "dalacam ben bu Mehmet'e" ya da " seviyo be bakışlarından belli" grubu, en sonda sevgililer ya da cool abiler grubu. Arada gerçekten öğrenme merakı taşıyanlar serpiştirilmiş olurdu.


"Hep aynı şey anlatılıyor" ..bezmişlerdi.

Onlara önce kartpostalı anlatırdım. Bir nevi eskinin whatsapp'ı. Resimler ve mesajlar. Bu bir kültür, bu bir arşiv.Yılbaşında sokaklarda dizi dizi  kartpostal satış telleri olurdu.Her gittiğiniz il ya da ülkeden  "buradaydım"  anlamı taşıyan o yerin simgesini resmetmiş kartpostal atılırdı. Bugünün kültür çalışmalarının hepsi bir arada. Konya mı..kent simgesi kartpostalda var. Kentin bir simgesi var, halk seçmiş belirlenmiş çoktan..ya da Viyana..aynı şey. Mesela ..sizce Kadıköy'ün simgesi ne olmalı?

Yavaş yavaş ilgilerini  çekerdi konu.

Sonra onlara savaşı anlatırdım. Dünyanın gördüğü son centilmen savaşı.Mucizeleri,  diğer savaşlardan farklı olarak eğitimli nüfusun yitirilişini, kanının inancının vatan aşkının son damlasına kadar direnenleri...

Basında neden yer almaz bilmiyorum ama mezunu olmaktan onur duyduğum Trabzon Lisesi 3 sene mezun vermedi.

 Galatasaray, Konya ve İzmir Liseleri  de o yıl mezun veremedi.

Sergi salonuna girdiklerinde var olan sohbet uğultusu kesilmiş olurdu burada.

Geri dönüp onlara bakardım.


"Farz edin bu akşam evlerinize dönemeyeceksiniz...bir an için hayal edin.Elini tuttuğunuz sevgiliniz dönmeyecek.Abiniz dönmeyecek.Babanız dönmeyecek.."

"Onlar sizin yaşınızdaydı"

"Onlar evlerine dönemedi"



Bir süre düşünmelerine, hissetmelerine izin verirdim. 

Hiçbiri o sergiden geldikleri gibi dönmezdi.


Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Ata'm!

Yolundayız....


18 Mart Çanakkale Zaferi  tüm ulusumuza kutlu olsun!