
Geçen bir sergi açıldı, seramik heykel sergisi.
Sergi sahipleri neşeli zarif insanlardı. Koşturup annelerine "hepsini satın mı aldınız" demişler şaşkınlıkla.
Çocuklar girmiş araya "beğendik yaptıklarınızı, like'ladık" diye.
Sonra "kabahat mi işledik" şaşkınlığıyla sormuşlar. "Like'lamamalı mıydık?"
x x x x x x x
Evvelden bir sergi açmıştık.
Nazım Hikmet'in çalışma yaptığı kağıt ve kendi el yazısı ile kaleme aldığı şiir. Cam mahfazada sergiledik filan..öyle hassas bişi. Cımbızla konuldu kağıt o alana vs.
Herkes saygı ve hayranlıkla etrafında dönüyor, yorumlar yapıyor , ben de keyifle izliyordum.
Sonra bir çocuk geldi annesiyle.
"Bu ne biçim el yazısı lan..bizim örtmen görse gebertirdi valla" dedi bağırarak hayretle.
O büyülü hayran atmosferi dağıldı..herkes bastı kahkahayı.
x x x x x x x
Anaokuldayken Selin'e balık türleri sorulduğunda "kalabalık" demişti.
x x x x x x x
Hayatın rutini ve öğretilmiş bakış açısını kıran "gerçeklikte" sanattan, çocuklardan ve çocukluktan başka ne kaldı elimizde?
Bu lanet kaos, diktatörya ve delilerin yönettiği dünyada var edişleri daim olsun.
Çocukluk, Kimsenin Ölmediği Krallıktır - Edna St. Vincent Millay




Ne yazık ki, ne ülkemizde çocukları koruyabiliyoruz, ne dünyanın diğer ülkelerinde çocukları koruyabiliyoruz. Çocukları bıraktım Kadriye, bebekleri koruyamıyoruz. Böyle bir dünya yok olsun.
YanıtlaSil