unutmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
unutmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2026 Pazartesi

Anımsa...Ve Unut




İnsanın kendine yapacağı en iyi şeylerden biri günlük tutmak.

İnsan unutkan varlık..hem de nasıl unutkan.

Dr Who'da bir tür  vardı ya onu görünce  5 sn sonra unutuveriyordu  gören... yaşamak öyle bişi sanki.

1984'ten beri günlük tutarım ben. Bazen her gün bazen bir kaç günde bir yazarım. 

Bir dönem "ben neleri atlattım, bu başıma geleni de atlatırım" demek için geriye dönüp bakardım.

Bir dönem,  "kibre kapılma Kadriye" demek için okudum geriye bakıp.

Bir dönem "ben kimim" demek için.

Velhasıl..geriye bakmak  ama objektif bakabilmek  bana iyi geldi. Hatırlamak. İlk aşkı..yüksek perdeden atışlarımı 😏 üniversite yıllarını, o zamanlar en değerli olup  sonradan "aaa öyle de biri vardı di mi" dediklerimi... 


Anne olunca işin boyutu değişti. Çocuklarımla sürekli çatışma yaşadığım bir konu vardı . "Anne hep yapmadıklarımı görüyorsun.." eleştirisi. "Yine" öyle emindim ki  haklı olduğumdan... anlatıp duruyordum onlara "neden haklı olduğumu".

Sonra aklıma geldi, günlüğümü açıp o yaşlarımı okuyayım dedim. Aynen şöyle yazmışım "bi bitmiyor bi bitmiyo. Akşama kadar bişileri yapıp bitirsem neyi yapmadıysam onu görüyor ve daima haklı annem. Bunaldımmmmmmm"

O akşam çocuklara "haklısınız" dedim. Ben isteklerimi ve düşüncemi yanlış  ifade ettim. 


Anneye ihtiyaçları var...cetvele değil habire ölçen ve değerlendiren.

Bazen, direkt 45 yaşında doğmuşum  gibi davranıyorum. Hele 50'leri  geçince o-hoo... çok değişiyor insan "20'lerindeki  kendisine" kıyasla.

Yılbaşı dileklerim, Hıdrellez  dileklerim bile nasıl da değişmiş.

Nazım'ın  dediği  gibi....

hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız

21 Eylül 2016 Çarşamba

Andy Williams - Sonbahar

Sonbaharın kokusu iliklerimize işlemişken, hüzün sarı -ağır rengimiz olmuşken..

Açın, fonda çalsın dursun.

Günümüz, unuttuklarımızı ve unutmak istemediklerimizi hatırlamakla dolsun.





4 Aralık 2014 Perşembe

Gördüm...


Uzun ince bir yoldayım
Yürüyorum gündüz  ve çok uzun zaman.

Yüreğim dar mekan geniş olsun dedim, tavanı en yüksek yeri sokak buldum. Günlerdir, haftalardır yürüyorum yürüyorum yürüyorum. Kulaklığımdan  sevdiğim ezgiler adımlarıma eşlik ediyor. Düşünüyorum, hatırlıyorum. Yürümeye devam ediyorum, yokuşlar ,düz yollar ...dşünüyorum, unutuyorum.  Özlediklerim gelip geçiyor  dimağımdan, kızgınlıklarım her adımda ayaklarımın altında.

Sonra binlerce kez önünden geçtiğim bir caddenin bir kez daha önünden geçerken milyonlarca yıldır o caddenin üzerine doğmuş güneş, bulutlarla hüzmeler yaratıp bana sesleniyor: boşver...yaşamak güzel şey.

Elimden alamayacakları güzellikler gök yüzünde . Gülümsüyorum..




Yürüyorum, ayaklarım benim emrimde ben ayaklarımın. Kulaklarımda Vivaldi Rain ... yağmur damlaları gibi kendi düzeninde akıp giden notalar ruhumu arındırıyor. Yapmam gereken o kadar hiç var ki...unutsam rahatlarım.  Gönlümü ısıtan güzellikleri ile ağaçlara bakınıyorum. Çocukluktan kalma alışkanlık, avuç içlerimi gövdelerine dayayıp onları dinliyorum. Onlarca değil yüzlerce kez seyrine daldığım ağaçta bir detay fark ediyorum şaşkınlıkla. Deli bu insanlar, sevdanın kendisi deli. Ağaç kızıyor mudur buna;kim ister ki sevda ile de olsa kelepçelenmek diyorum...sonra hatırlıyorum. Aşk hoşgörülendir!


Yürüyorum. Girmiyor o nefesler göğsüme girmiyor. Adımlarım ardıardına, kulaklarımda kelebeklerin dansı. Aklım yağmur sonrası beklenmedik anda geliveren güneş misali gönlümdeki kara bulutları dağıtıyor anılarla. Bakıyorum, aklım gönlümle barışık..görüyorum. Nerede okumuştum ben bunu: ne tarlalar vardır üzerinde ot bitmez ne kayalar vardır üzerinde bereketli incir ağaçları yetişir. Adımlarım yavaşlıyor ve duruyorum. Umut dalga dalga yayılıyor  benliğime. Üzerinde ağaçlar bitmiş kayalara bakakalıyorum. Allah'ım, kendi aptallığımdan beni koru..Ne insanlardan ne hayattan umudu kesmek mi?

 Mai'nin en kurşuni tonunda bile aşkı, sevgiyi, güzellikleri görememek mi?