yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2025 Salı

İmdak?

 

Yaşla değişiyor sevdikleriniz,  özlem çektikleriniz, tahammül edemedikleriniz.
50'li yaşlar çok alem.
Siz de gelin,  göreceksiniz.
Ya da gelmişseniz , seveceksiniz.

Eskiden filmlerde-dizilerde ne severdim biliyorum. Şimdilerde bakıp iç geçirdiğim konu  az konuşmaları. Telefonda hoşçakal bile demiyorlar. Söz bitti mi  kapanıyor telefon. Diyeceğini diyor ..bitiyor. 30 saniye. Allah'ım rüya gibi.

Geçen hafta saat 12 olduğunda ,toplamında yaklaşık 3.5 saat telefon görüşmesi yapmıştım. Sadece cep telefonundan bahsediyorum. Dahili telefon- direkt hattımdan bahsetmiyorum bile. Nazikçe kapatma girişimlerim boşa düştü.


Öğlen  tuvalete gidip kustum. Başım ve midem kaldırmadı akışı. Allah'tan  kulaklıkla konuşuyorum hani bir de kafama yapıştırsam o telefonu...

Bir de görüntülü arama var.  Allah'ım o  hepten facia. Hapissiniz. Başka yere bakamaz başka iş yapamaz başkasıyla bir şey halledemezsiniz. Aileden bahsetmiyorum yalnız altınız çizeyim : iş  görüşmeleri mevzu olan.

Ek olarak söylenmek istediğim bir konu daha var.
Toplu taşımalarda kulaklık kullanmadan video izleyenler, müzik dinleyenler ve inanılmaz ama görüntülü konuşma yapanlar.

Şaka gibi.... Uyarmak da ayrı sıkıntı.  Koca otobüs, kimsede çıt yok ...ben" sesini kısmanız mümkün mü?" ya da " kulaklık kullanmanız mümkün mü" diye soran yegane kişi. Bir de azar işitiyorum. "Rahatsız mı oldunuz" "Kulaklığım  yoksa ne yapayım"..


Yeni anons var İETT'lerde. Bir yere tutunmadan  cebinize dalmayın perişan olursunuz ani duruş vs durumlarda diye...


Hele o  bebelerinin ellerine telefon verip kahve içen ebeveynler.... ah yaaa

Yapay zeka , teknoloji vs.nin hayatı kolaylaştırdığı  filan yok.
Özgür alanımız hiç kalmadı gibi bir şey.
Elektronik kelepçe elimizde...bir de herkes kelepçesine meftun. Otobüslerde yolda izde bakıyorum insanlar yürürken bile cep telefonuna bakıyor.


Göğün mavisi,  ağacın yeşili ziyan olup gidiyor. Gözgöze gelemez olduk insanlarla. Ya da bir şey diyorsun duymuyorlar ;kulaklıkları var.

Sevmedim bu halini zamanın  sevmedimmm..

9 Haziran 2016 Perşembe

45'lik Plak


Hiç bu kadar ne istediğimi, ne istemediğimi, neyden yorulduğumu,neye susadığımı bildiğim bir yaşım olmamıştı.


Hayallerim vardı. umutlarım hep arka cebimde, eksildikçe artan.
Aşk ,barışık olduğum bir renkti hayatımda.
Kızdıklarım, kırıldıklarım....




Ama hiç bu kadar net değildi benim için sözcükleri. Anlatımlar yalın, paragraflar kısa.

Kırılganlığımı gördüm aynada.
Sakınganlığımın sebebini


Bir kendim vardı dünyada affedemediğim
45 yaşımda tüm hatalarım ve sebep olduklarım için kendimi de affettim.


Sevdim seni 45. yaşım. 44'e merhaba diyordum ki sen geldin .

Aklımda çocukluğumdan dizeler... hoşgeldim



Yedim sırlı elmayı, 

Gördüm gizli dünyayı. 

Gündüz oldu, geceler; 
Ak sakallı cüceler, 

Korkunç devler hortladı, 
Cinler, cirit oynadı. 

Kesik başlar yürürdü, 
Saçlarını sürürdü.

Bir de baktım, melekler, 
Başlarında çiçekler. 

Devlere el bağlıyor, 
Gizli gizli ağlıyor. 

Kılıcımı çıkardım, 
Perileri kurtardım. 

Kurtardığım periler, 
Adım adım geriler, 

Kanadını açardı, 
Selam verir, kaçardı. 

Az, uz gittim, dolaştım, 
Altın Köşke ulaştım. 

Bir kapısı açıktı, 
Öteki kapanıktı. 

Kapalıyı açarak, 
Açığa vurdum kapak. 

At önünde et vardı, 
İt, ot yemez ağlardı; 

Otu ata yedirdim, 
Eti ite yedirdim. 

22 Aralık 2013 Pazar

Yolcu


     Sonra yürümeye devam etmiş yaşadığı kadar yaşta olduğuna şükrederek. Bazen şemsiyesiz bile olsa yağmurda ıslanma özgürlüğünün getirilerinin, başının üzerine bir dam çekmek ve onu korumak için gerekli çabaların bedelinden çok daha ödenesi bir bedel olduğunu düşünmüş.Yorgunmuş anlamak ve anlatmak için gösterdiği çabanın sürekliliğinden. Vazgeçmenin hür soluğunu çekmiş ciğerine.Beyninde hala sürüyormuş kavga, içindeki "ben" ama beyni mi kalbi mi bilinmez , tüm "ötekiler"e söyleniyor kızıyormuş hala,anlatıyor anlatıyormuş. Onu dahi dinlemeye tahammül edemediğini görmüş, adımlarını sıklaştırmış.Nereye gittiğini bilmiyormuş ama nereye dönmeyeceğini bildiğinden eminmiş.Her sorunun bir cevabı varsa da o artık bulmak istemeyebilirmiş.Soru da olmak istemiyormuş, cevap da olmak istemiyormuş.Gökyüzüne baktığında tarlalarını,hava durumunu düşünüp yorumlar yapmak yerine maviye hayran kalacak birine rastlayana kadar ağzını açmamaya, gerekirse yalnızlığı koluna takıp ona yar olmaya kadar vardırmış kararlarını. Bıkkınlığından kurtulmak istercesine başını kaldırıp gökyüzüne bakmış yürümeye devam ederken..tek dileği varmış, maide bir nokta olmak.