11 Kasım 2023 Cumartesi

Yol



Üsküdar Selimiye'den  Kadıköy'e inen yol mucizelerle dolu.



Her gün yürürsünüz ve eğer bakmayı bilirseniz her gün yeni bir şey görmeyi başarırsınız..yeni ve güzel.


Bazen  artık tanıdık gelen bir ağacın yeni sürgüsü, bazen ne olduğunu anlayamadığınız bir "ağaç şeysi" ,


 Bazen ilk defa gördüğünüz kuşlar, bazen devamlı gördüğünüz kuşların yavruları..yani torunlar. 

Yağmurda oluşan çiy damlacıkları, üşüyüp kovuğa sığınan köpüşler, çete halinde dolanan  komik bıyıklı hadsiz kedişler. 

Kış Hanımelisi

Salyangozların bir diyeceği varmış gibi size uzandıklarını görür, kar tanelerinin  uzayıp giden yolda tüneller oluşturduklarını izler, yazın sıcağında ağaç boyunu  almış çalıların gölgesine sığınır, ilkbaharda ciğerinize dolan taze neşeli havayı teneffüs eder ve kış hanımelisi denilen Lonicera fragrantissima'nın akıldan çıkması olanaksız kokusuna bir kez daha soluyabilmek için eski  tarım meslek lisesinin bahçesinin önünden geçebilmek  amacıyla adımlarınızı hızlandırırsınız. 


Sabahın erkeninde iseniz lacivert denizin üstündeki ışıl ışıl şehirlerdir yüzen ve sizi büyüleyen...

O yol size aittir ama tartışmasız şekilde siz de o yola aitsinizdir.

Bir gün olur da yürürseniz o güzel yolda,  benim daimi dinleme listem de size eşlik etsin isterim:


https://open.spotify.com/playlist/1J3cmAj9PO9hVn7LAm3pLm?si=4d08cc61e8324228


O yol üzerinde, Haydarpaşa Numune Hastanesi'nin yanında , nerden bitiverdiğini anlayamadığım bir park beliriverdi birden. Şehir mimarcılığına hastayım..ne olanaklar var ki bir günde yerde yemyeşil çimenleri,  boylu boyunca ağaçları  olan peyzajlı  alanlar...Ömrümün üçte ikisini burada geçirdim ama İstanbul hala beni şaşırtmayı başarıyor.


Son  bir hafta on gündür oradaki bankta yatan yaşlı bir adam görür oldum. Bazen , az ilerideki haydarpaşa mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nden kaçıp sigara tüttüren (ve böylece beni kahreden) gençler orada olur ve o adamcağıza sigara-yiyecek verirlerdi. Başta evsiz ve orada konaklıyor sandım ama sonra onu her gün görür olunca, bir yere gidemediğini anladım. O kadar açıkta  konaklamak evsizlerin tercihi değildir çünkü. 



Her sabah ona bakıp elimden ne gelir çaresizliğini yaşadım. 


Geçen gün kadınlarla ilgili hayli sert söylemleri olan bir platformun sözcüsü ile konuştuk, işim  gereği  bir araya gelmemiz gerekti. Erkek var mı aranızda dedim "ne münasebet" dedi. Hayret ettim. Kadının sorununu çözmek için insan lazım..sorunun  nasıl iki tarafı varsa (kadın-erkek) çözümün de iki tarafı olmak zorunda. Sözcü hanım nefret ve öfke doluydu. Onlar kadınları dövüyor dedi. Tövbe bismillah..bu nasıl hasta bir bakış açısı? Sokakta kalan bir erkeği nereye yollarsınız dedim sakince. Hetledi hötledi cevap veremedi :  insan mevzubahis hanımefendi..hepsinin kendi çaresizlikleri var. Birlikte çözüm bulacağız. Sokakta kalan kadına bin yer el uzatır da erkek için tek yer yok ..dedm. Umursamadı ve bana da öfkelendi.

Bunu niye anlattım : sokakta kalan erkek için arayacağınız yer yok bu memlekette... inanılmaz.

Alışmış olmak istemiyorum dedim her gün kendime. Onun orada yatmasını, zavallılığını,çaresizliğini görüp  "aman elimden ne gelir" demek istemiyorum.

Demedim de... En azından her gün izin verdim  yüreğimin çaresiz merhametine.

Bir gün onu yerde yatarken gördüm. Kımıdamıyordu.


Ertesi gün o mel'un bankın etrafı  "polis olay yeri" şeritleri ile çevriliydi.

Öldürdük adamı el birliği ile. Mutsuz, yalnız, çaresiz.

Ama değil sevgisiz...her gün ona yiyecek ve sigara taşıyan o gençler...

Kötü hissediyorum.

Yolcu benim de yol ne tarafa..bilmiyorum.

10 Kasım 2023 Cuma

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Vefatı..Arşiv Görselleri İle

 
Tarih 19 Kasım 1938. Atatürk'ün aziz naaşı Dolmabahçe Sarayı'nda. Cenaze namazının kılınması bekleniyor.




Atatürk'ün aziz naaşı Dolmabahçe Sarayı'ndan çıkarılıyor.



Aziz naaşın bulunduğu tabut, Gülhane Parkı'na götürülmek üzere top arabasına konuluyor.



Atatürk'ün cenazesinin konulduğu top arabası hareket etmeden hemen önce.



Acılar içindeki Hasan Rıza Soyak, Atatürk'e son görevini yerine getiriyor.



Atatürk'e veda etmek isteyen İstanbul halkı sokakları hınca hınç doldurmuş durumda. Gözleri yaşlı, çoluk çocuk, kadın erkek, binlercesi.



Mahşeri bir kalabalık Atatürk'ü uğurluyor. Türk milleti kurtarıcısına son bir selam verebilmek için sokaklara dökülmüş durumda.



Atatürk'ü son kez görmek isteyen halk Tophane civarında yol kenarına konulan parmaklıkları kırmış durumda. İftaiye su sıkmak zorunda kalıyor.



Atatürk'ün cenaze alayının geçtiği bütün yollar insanlar tarafından doldurulmuş durumda. İstanbul böyle kalabalık görmedi.



Atatürk'ün cenaze alayı Karaköy'den geçerken kadınlarımız atasına ağlıyor. Cenaze alayı Sarayburnu'na ancak saat 12.30 da ulaşabiliyor. Gökyüzünde saygı uçuşu yapan Türk teyyarelerini görüyorsunuz.




Türk milleti kurtarıcısına, Atatürk'e ağlıyor.


Atatürk'ün ölümüne üzüntüsünden fenalık geçiren teyzemiz etraftakilerin yardımıyla ayakta duruyor. Dikkat edin, kara çarşaf giymiş. Günümüz iftiracılarını gösterilmeli bunlar...Türk ulusu Atatürk'ü bağrına basmıştı.



Yine Atatürk'e ağlayan başörtülü ya da başörtüsüz hanımları görüyorsunuz.




Atatürk'ün cenaze alayının geçişi sırasındaki kalabalık nedeniyle çıkan izdihamda yaralanan bir vatandaşımıza müdahale ediliyor.



Atatürk'ün aziz naaşı ve atasını son kez görmek için yüksek yerlere çıkan gözü yaşlı, eli mendilli Türk insanı...


Atatürk'ü son kez görmek için sokaklara dökülen, cenaze alayı geçerken hıçkıra hıçkıra ağlayan kız çocukları.
Bu çocuklar daha önce hiç Atatürksüz 23 Nisan kutlamadı.


Atatürk'ün ardından feryat figan ağlayan ulus.. Başı açık ,başı kapalı..hepsi..



Atatürk'ü son bir kez görebilmek için pencerelere çıkan, cenaze alayının görülmesiyle birlikle hüngür hüngür ağlayan genç hanımlar.


Kadın erkek, genç yaşlı herkes birbirini ezmek pahasına sokaklarda. Herkesin gözü yaşlı. Atatürk'ü tabutunu gören insanlarımız perişan olmuş haldeler...



Atatürk'ün cenazesine selam duran erkekler, ağlayan, feryat eden kadınlar. “Böyle sevgi olur mu?” demeyin. Olur.


Atatürk'ün tabutunu görünce üzüntüden fenalaşan bir kadın sırtta taşınıyor.


Kim demiş "Erkekler Ağlamaz" diye? Atatürk'ün cenaze alayını görünce hanımlarla birlikte hüngür hüngür ağlayan bir vatandaşımız.



Atatürk'ün cenaze alayını bekleyen mahşeri kalabalık. Evlerin çatılarına kadar her yerde insanlar var. İstanbul halkı, kurtarıcısını çelenklerle uğurluyor. Atatürk İstanbul'dan son kez ve ebediyen ayrılıyor.


Atatürk'ün aziz naaşı önce Zafer Torpidosuna daha sonra Yavuz Zırhlısına naklediliyor. Aziz naaş İzmit’e götürülüp buradan da trenle Ankara’ya nakledilecek.



Atatürk’ün aziz naaşı Ankara’da karşılanıyor. Makbule hanım güçlükle ayakta duruyor. Kim bilir? Belki de Samsun’a gitmeden önce ağabeyi Mustafa Kemal ile geçirdikleri son gece geldi aklına, yer sofrasında yedikleri yemek...


Aziz naaş Etnografya Müzesi’ne ulaşıyor ve buradaki geçici kabre konuluyor. Ruhun şad olsun ebedi başkomutan! Bu fotoğraflar tarihçi yazar Ümit Doğan'ın arşivinden. Uzun uzun baktım her birine...sonra oturdum bir daha ağladım. Sonra sizlerle paylaşmanın ne güzel olacağını düşündüm...O'nu,O'na sevgiyi,O'na özlemi de birlikte.

28 Ekim 2023 Cumartesi

Ne Mutlu Türk'üm Diyene!



Montaj da olsa yalan da olsa yanyana olabilmek ne güzel Ata'mla

Cumhuriyet düşmanı kansız şerefsiz ahlaksızlar ; dünya bir yana, "O" bir yana.

Ülkem bir yana, siz cehennemin taaaaaaaaaaaaaaa en dibine.

Türk ulusuna ait Türkiye Cumhuriyetinin 100. yılı kutlu olsun.

Ne mutlu Türk'üm diyebilene!