14 Eylül 2018 Cuma

Asla Mimi'i

Asla affetmem:

Sevdiğimi kıranı


**************
Asla vazgeçmem:

Yaşamayı sevmekten..bi de Atatürk'ün yolundan



*********************
Asla hazetmem:

Aptaldan



**********
Asla yemem:

Sarmısak..öğğğğ

***********************


Asla bitmesin:

İyilik ve umut



 ***********************


 Asla gitmem:


Yalanın ardından




**********************************

Asla söz etmem:

Sır diye söylenenden





******************



Asla dememeli:

Asla asla dememeli hashashgashah


**************************************

Asla itiraf etmem:

Kibirlinin teki olduğumu
********************************


Asla yapmadım :

Kimsenin ekmeği ile oynamadım



pissst...sen;bunu okuyan. Mimlendin bile! Yap bu mimi sayfana gelip bakacam valla.




Kimse Bilmez - Mehmet Güreli


Bulut geçti
Gözyaşlari kaldı çimende
Gül rengi şarap
İçilmez mi böyle günde
Seher yeli eser
Yırtar eteğini gülün
Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
Bu yıldızlı gökler
Ne zaman başladı dönmeye
Kimse bilmez

(Fotoğrafa tık)

11 Eylül 2018 Salı

Dünya "Emaaan Boşverdim " Günü


11 Eylül 2018
İşe gideyim diye evden çıktım.
Ve Eylül beni esir aldı.

(Her birini bu sabah çektiğim fotoğrafların içinde tek tek sevdiğim o müzikleri sakladım sizin için. Lütfen tıklayın ve o eşsiz melodileri siz de dinleyin.)





Sabah sabah 5948 adım atmışım kulağımda en sevdiğim müzikler.





Tüm ısrarına rağmen reddettim beynimin olumsuz düşüncelerini.


İş-güç-insanlar-sorunlar vs vs vs vb vb vb
"Emaaan boşverdim" hepsini dedim.
Bugünün tamamını boşvermeye adadım.


Öyle güzel ki..bunu siz de mutlaka yapmalısınız. 

Sağınız Eylül solunuz sonbahar
Düşünmeyin öyle her şeyi. ..yaşanması gereken bir de hayat var



10 Eylül 2018 Pazartesi

Plak Günleri -


8-9 Eylül tarihlerinde , Kadıköy Belediye'sinin artık gelenekselleştirdiği "Plak Günleri"ne gittim. Geçen sene daha bir neşeliydi  insanlar , bu sene durgun gördüm katılımcı kitlesini ama yine de 27.000 kişinin 2 günde gelip bu küçücük alanda meraklı oldukları şeyleri aramaları, okul bahçesinde Müzeyyen Senar anısına konulan otomobille fotoğraflar çektirmeleri,merakla ve ilgiyle alışveriş yapmaları azımsanacak bir şey değildir bana göre.

Bu sene organizasyon geçen seneden daha iyiydi diye düşündüm. Yine isteyenler için büfe kurulmuştu, seçilen müzikler ve ses sistemi takdire şayandı. Plak Günleri baskılı çantalar ve kısa açıklamalarla anlaşılır  olan program  broşürü de hoşuma gitti. Ama geçen sene kaldırımlarda , insanları Plak Günleri'ne götüren işaretler vardı ve bence çok işe yarıyordu, bu sene unutmuşlar.



Güneşli Eylül havasında isteyenlerin rahatça dinlenip akşamki mütüşlü konseri bekleyeceği puf koltuklar serpiştirilmişti ağaçların dibine. Kocaman bir artı aldı benden bu. Oldum bittim severim şu puf koltuklarda serilme işini.


Program şu şekilde idi:


Programın ve  bilgilerin olduğu sitede alt kısımlarda seçilen belli şarkıların plak dinletisi var, akıp gidiyor. Bugün iş yerinde sadece bu açık ve keyifle dinliyorum. Tavsiye ederim :

Siteye gitmek ve keyifle 45'lik plaklar dinlemek için lütfen (tık)

Biz, eşimle apar topar oradan çıkmak zorunda kaldık çünkü pikaplar, plaklar haddinden fazla baştan çıkarıcı idi ve Türkiye ekonomisinde iki çocuk okutan orta halli anne babaların artık bu tür yerlerde sadece bir limonata içme hakkı var. Fazlası yani  meraklı olduğunuz bu  güzel alanda alışveriş yapabilme lüksü , eski güzel günlerde kaldı.

  












7 Eylül 2018 Cuma

Mırıldandıklarım- Murathan Mungan


MIRILDANDIKLARIM

Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler?
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
Giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hâlâ sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
Ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
'İçtenliğin' ya da 'dünya görüşünün' kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hâlâ bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgârlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
Senin ve benim , yani bizim için...
Murathan MUNGAN

17 Ağustos 2018 Cuma

MİM: Kendi Kendine


1. Elinde hangi sihirli güç olsun isterdin? 

Ölümsüzlük...ama twilight'taki  gibisinden. Tüm dünyayı gezmek, tüm dilleri öğrenmek, tüm güzellikleri sakınımsız yaşamak (mesela Everestin tepesinden dünyayı izlemek, okyanusları yüzerek geçmek) tüm kitapları okumak, hiç kilo almadan ve yaşlanmadan , hastalanmaktan korkmadan yaşamak.  Bence en büyük sihir bu olurdu : doyasıya yaşamak için ölebilmek.

2. En çok şaşırdığın tarihi eser neydi?

Tereddütsüz Chichen Itza  - Kukulkan Tapınağı diyeceğim . Ve  uzun uzun da anlatacağım:

  • Tapınak gündüz ve gecenin eşit olduğu 20 mart ile 23 eylül ekinokslarında, en uzun gün olan 21 haziran ve en kısa gün olan 21 aralıkta, yani yaz ve kış gündönümlerinde, ayrıca 16 temmuza denk gelen ve güneşin dünyanın tepe noktasında olduğu, Maya yeni yılının başlangıç gününde, merdivenlerin alt başında bulunan 2 yılan başının piramidin gövde kısmındaki basamakların yaptığı ilginç gölge oyunları sayesinde, bu yılanlar adeta canlıymış hissi verir.
  • Tapınağın dört tarafında bulunan 91 basamağa en tepedeki sunak kısmının tek basamağı da eklenince elde edilen 365 sayısı, 1 güneş yılını temsil etmektedir.
  • Kukulkan piramidi 18 derecelik bir açıyla inşa edilmiştir ki bir maya güneş yılında 18 ay vardır.
  • Mayalar zamanı tam olarak hesaplayabilmek adına 3 tür takvim kullanmışlardır.
  • Bu takvimlerden ilki Kutsal ya da Dini takvimdir. 20’şer günlük 13 aydan oluşur.
20 sayısı insanın toplam parmak sayısı olduğu için Mayalar tarafından kutsal kabul edilmiştir.
13 sayısı ise dünyanın yaratıcısının oturduğu cennetin en üst katını temsil eder. Aynı zamanda Mayalar kötülüklerin bedenimize girebileceği 13 nokta olduğunu kabul eder.
260 günden oluşan dini takvim, bir bebeğin ana rahmine düştükten sonra doğmasına kadar geçen süreyi esas almıştır.
  • İkinci takvimleri ise bizim bugün de kullandığımız, dünyanın güneş etrafında dönüş süresini temsil eden, 20’şer günlük 18 aydan oluşan Güneş takvimidir. Mayalar her takvim yılının sonunda ayrıca 5 tanrı ismine adanmış ve tanrıların dinlenmeye çekilip dünyanın korumasız kaldığı 5 artık gün olduğunu kabul edip takvimlerini 365 güne tamamlamışlardır. Bu artık 5 günde dünyanın korunması için ayinler ve dini törenler düzenlenir tanrılara kurbanlar verilir.
Her iki takvimin döngüsü kutsal döngü adı altında birleşir ve bu iki takvimin başlangıç günlerinin tekrar aynı olması için 52 yıl gerekir.
Kukulkan piramidinin bugün çıkılamayan en tepesinde çıngıraklı yılan kuyruğu şeklinde biten bir sütün vardır. Maya astronomisinde çıngıraklı yılan kuyruğu tasviri Pleiades   takımyıldızını temsil etmektedir. Ayrıca bu sütunun üzerinde ki yuvarlak kabartma güneşi temsil etmektedir ve sütunun gösterdiği nokta Pleiades   takımyıldızının Zenith noktası yani astronomi terimiyle gökte dünya yörüngesine göre ulaşabileceği en yüksek noktadır.
Pleiades   takımyıldızının 52 yılda bir döngüsünü tamamlayıp dünyanın eksenine göre tepe noktasına gelmesi ve bu günün Maya dini ve güneş takvimlerinin başlangıç günü olması oldukça önemli bir astronomik hesabın kanıtıdır.
Mayalar, 52 yıllık zaman döngüsü sonunda alttakini kaplayacak biçimde üste yeni bir piramit inşa etmişlerdir ve şu anki tapınak içinde üst üste inşa edilmiş 4 tane piramit bulunmaktadır.
  • Mayalar güneşin ikizi ve savaş tanrısı olarak kabul ettikleri Venüs gezegenine de çok önem vermişler ve 3. Takvimlerini Venüs’ün 584 günlük yörüngesine göre düzenlemişlerdir.
Venüs’ün yörünge hareketini tamamlarken dünyanın yörüngesiyle olan açı sayesinde 4 evrede gözlemlenir. Dünya ile güneş arasından geçtiği yeryüzünden görünmeyen 8 günlük ilk evre sonunda başlayan 236 günlük Venüs’ün gün doğumundan önce gözlendiği yani sabah yıldızı adını aldığı ikinci evre. Ardından 90 günlük güneşin arkasından geçtiği 3. ve takip eden 250 gün boyunca Venüs’ün gün batımından sonra yani akşam yıldızı olarak görüldüğü son evre ki Mayalar takvimlerini Venüs’ün sabah ve akşam yıldızı olarak görüldüğü tarihlere odaklamışlardır.
Dünyanın ve Venüs’ün 5 e 8 oranındaki hareketini kutsal döngü olarak kabul etmişlerdir yani 2625 günde Venüs 5 dünya 8 kere yörüngesi etrafında döner.
  • El Castillo’nun kuzeyinde bir Venüs platformu vardır.
  • El Castillo’ya uzak bölümde bulunan içindeki sarmal merdiven sayesinde El Caracol, ya da Türkçe adıyla salyangoz adını taşıyan tapınak aslında astronomik bir gözlem evidir ve şehrin en alışılmadık yapısıdır.
  • Gözlemevinin pencere ve kapılarının yerleştirilmesinden Venüs’ün yörüngesini takip ettiği tahmin edilmektedir.
  • Bu binalar grubu içinde Kutsal Top Oyunu alanı önemli bir yer tutmaktadır. Pelotte adı verilen kalça omuz ve baş vasıtasıyla ağırlığı 3 kilograma kadar çıkabilen kauçuk topun çemberden geçirilmesi sonucu kazanan takım kaptanının kurban edildiği ilginç bir oyun bu ve Maya kalıntıları içinde bu kadar iyi korunmuş daha büyük bir saha yok.
  • Top sahasının 83 metre uzunluğu, 8,2 metre yüksekliği vardır ve topun geçirildiği çemberlerin bulunduğu duvarların birbirinden uzaklığı 27 metredir.
  • Chichen Itza’daki Jaguar Tapınağı’nın girişinde nöbet tutan taştan hayvan heykelleri bulunmaktadır.
  • Top sahasının içindeki duvar rölyeflerinde kafa kesme sahneleri hala görülebilmektedir.
  • Chichen Itza şehrinde toplam 13 tane Kutsal Top Oyunu alanı olduğu düşünülüyor.
  • Pelotte sahasının yan tarafında T şeklinde etrafı kurukafa kabartmalarıyla süslü kurbanların kafataslarının saklandığı Kafatası Rafı ya da platformu gene şehirdeki kurban verme inancının önemini yansıtan binalardan biridir.
  • Bazı yıllar tanrıları sakinleştirmek için binlerce insan kurban verildiği bilinmektedir.
  • Bu binaların kuzeyinde Cenoto Sagrado ya da Türkçe adıyla kurban kuyusu vardır. Şehrin suyunu depolayan 2 obruktan büyük olanı 60 metre çapında 35 metre derinliğindeki bu kuyuya kurbanlar ayaklarına ağırlık bağlanarak atılırmış. Kurtulabilen olursa tanrının kurbanı reddettiği ve kötü günler yaşanacağına inanılırmış.
  • Kalıntılar arasında ziyaret edilen bölümden biraz uzakta iç duvarlarındaki resimler milattan sonra 869 yılına tarihlenen renkli ev adını almış Casa Colorado şehirdeki en eski binadır.
  • Chichen Itza ‘da Kukulkan piramidinin hemen arkasında bugün 168 sütunun hala ayakta kaldığı 1000 sütunlu Savaşçılar Tapınağı’na bir kemerin altından geçilerek girilmektedir. Toltek ve Maya savaşçıları dışında, jaguar ve kartal figürleri de işli sütunların zamanında bir çatıyı taşıdığı öngörülmektedir.
3. En sevmediğin insan tipi?

Menfaati için başkasına zarar verebilenler ve ülküsü olmayanlar.

4. Obsesiflik derecesinde takıntın var mı?

Emir kipi içeren hiç bir şeyi yapmam. "Lütfen" cennetten çıkmadır.

5. Başkalarının kötü ama senin iyi saydığın, sana ait bir özellik söyle.

Suskunluğum. Kuralları sorgulayıp gerekirse uygulamayışım.

6. En çok hangi özelliğin kıskanılır?

Kıskanılan bir yanım hiç olmadı da kelimelerle aram iyidir, onu takdir ederler.

7. Kız arkadaşların seni sevgililerinden kıskanır mı? Ya da böyle bir şey sezdin mi?

50  yaşında komik bir soru ama gençlik yıllarını düşünürsek evet çok oldu. Kız arkadaşlarımın erkek arkadaşlarından çıkma teklifi pek sık gelirdi sahidende ama bu onların kanı bozukluğu idi benle alakası yoktu bence. Hiç birini kabul etmedim, doğrularım arasında yer almıyordu bu tür şeyler, halen de hazzetmem. Medenilik seviyem orada kalmış ...

8. Yeniden doğdum dediğin an?

Çok net :-) 

Yazının başlangıç cümlesi bile ip ucu veriyor olmalı : Hiç unutmam fena halde öldüydüm bi keresinde. (tık lütfen tık)


9. Şu dünyada en çok sıkıldığın ortam?

Boş muhabbet ortamı..zaman hırsızlarından nefret ederim.

10. En son okuduğun kitap?


İflah Olmaz Optimistler Kulübü (Doğumgünüsü Hediyeesi idi bana sevgili Kirpim ve Künkör'üm tarafından)

11. Yanından ayırmadığın 5 şey?

Kalem,kâğıt,kitap,cüzdan,cep telefonu

12. Son zamanlarda en çok dinlediğin müzik tarzı?

Klasik müzik. Örneklemek gerekirse (tık)

13. Asla bitmesini istemediğin ama final yapmış bir dizi?

Aşk ve Gurur (buna da tık nooolur)

14. Çocukluğunu hatırlatan bir koku? 


Yosun, yağmur, toprak...yani Karadeniz.

15. Diyelim ki reenkarnasyon var ve sen bu dünyada ikinci hayatını yaşıyorsun. Sence ilk hayatında neydin?

Mavidebirnokta


16 Ağustos 2018 Perşembe

ENE



Şimdi bütün anmalar bir susmanın içinde..
Şimdi bütün susmalar bir odanın içinde..
Anlatmaya bir sözcük, bir bakış arıyorlar,
Önce sakladıkları, bir adamın içinde.

  
ÖZDEMİR ASAF


Ene* : benlik.Bir kimsenin öz varlığı,onnu kendi yapan şey,kişilik.     

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Hasret



Önce  bi tık

 Bir gün  okuldan eve geldiğimde evimiz klasik olarak misafir doluydu. Annem ve misafirleri şık kıyafetler içerisinde sohbet edip, pasta -çay ikilemesinin zarif takımlarda ikramını izleyip ortama neşe saçıyorlardı.

Misafirden o zamanlarda da nefret ederdim. İç dünyama çekilişime izin vermeyen ve hoşuma gitmeyen anlamsız kuralları burnuma sokan bir sürü insandı bana göre.

Yine de   yetiştiriliş tarzıma uygun bir şekilde güler yüzle hepsini selamladım, yaşlıca olanların ellerini öptüm. Üzerimde okul üniformam olduğu için okul ile ilgili aynı tarzdaki soruları  tek tek cevapladım. Müsaade alınca da odama doğru yollandım.


Annemin göz ucuyla beni izlediğini biliyordum, bu konuda hata kabul etmediğini de. Henüz yürek  yemediğim yıllardı diyelim.

Sonra ev kıyafetlerimi giyip, elimi yüzümü yıkayıp bir kez daha yanlarına gittim. Beş dakika orada oturmasam yiyeceğim paparayı biliyordum. Ortamı her ne kadar sevmesem de annemi izlemek hoşuma gidiyordu. Gerçekten mutlu gibiydi, tatlı yanakları kırmızı kırmızı. Tek kat hafifi bir ruj (başka makyajını hiç görmedim) konuklarına samimi bir sohbet tutturmuş..

O sırada , bizim rutin işleyişimizi bozan bir şey oldu. Babam gündüz vakti ve evde misafir varken eve geldi. Neşeli ve bana göre eşsiz gülümseyişi ile "hanımlar, Rabia'yı kısa bir süre için sizden çalıyorum hoş görün " dedi. Herkes neşe ve merakla mırıldandı. Anlayışlı bir sesle mırıldanılan "tabii tabii ne demek"ler derin merak barındıran tınılardaydı. Bense meraktan ölüyordum.

Babam annemi aldı ve gitti.


Çay servisi ve misafirlerin sigara dumanlarını içime çekmek ile meşgul oldum. Annem gibi davranmaya çalışıyor, o zamanlar kibar sandığım muhtemelen alık bir gülümseme ile sohbet etmeye çalışırken annemin yokluğunda ağzımdan laf almaya çalışan teyzelerin ince oyunlarına karşı da dikkatli olmaya uğraşıyordum.

Annem geldi.

Yüzünde inanılmaz bir sevinç, heyecandan bahar rengi gözleri ışıl ışıl.

Babam kooperatife girmiş.

Artık bir evimiz olacakmış.


Annemin de onayını almak için bir acele yeni evimizin olduğu yere götürmüş  onu. Annem de tamam deyince bi tamam olmuş her şey.

Nasıl gururlandım ikisiyle de. Herkesin meraklı soruları ve annemin neşeli cevapları içinde  oturdum kaldım misafir odasında.

Hayat, güzel şeylere kapıyı aralamıştı.

Mutluydum

* * * 

Bugün yükselen dolardan, yitip giden adaletten,mahvolan ülkemizden, mahvolan hayatlardan bıktığım ve bunları yazmak -yaşamak istemediğim bir gün. 


Güzel şeyleri anmak , güzel şeyleri geri getirir belki de... sadece misafir geldiğinde kapısı açılan misafir odasından,  rahat eşofmanları çekip oturan değil  şık ipek gömlekleri ile misafirliğe giden o güzel insanlardan,  manası yok diye terk edilmiş güzel nezaket kurallarından, güzel başlangıçların getirdiği güzel hayatlardan bahsetmek istiyorum.

Ben artık şarkı söylemek istiyorum.