22 Mart 2018 Perşembe
Tesadüf Yokmuş Hayatta
Mart işlerin en yoğun olduğu zamanlardan biri .
Tuttum aylar öncesinde uçak bileti aldım Trabzon'a gideceğim diye.
Normalde Cuma gidilir di mi?
Yok ben Perşembe akşamına bilet aldım.
Hayatta tesadüf yok hanımlar beyler!
Hayatta plan yapan insanlar ve gülen kader var.
Hayatta, seçimlerimizin önceliklerimizin ve dualarımızın/dileklerimizin belirlediği akışlar var.
Ablam iki oğlunu tuttu Paris'e yolladı bir kaç günlüğüne. Dönüş, tesadüf bu ya benim Trabzon'a gideceğim tarihe denk geldi. Ablamın büyük oğlu Mert (uy o canımın ta içisi tatlı oğlum) ile aynı uçağa denk getirdik dönüşü, teyze - yeğen kakara kikiri bir seyahat yapacağız. Heyecandan ve keyiften ölüyorum. "Kaçacak yerin de yok sana pis pis +18'lik fıkralar anlatacam yol boyu" diyerek onu korkutuyorum filan.
Ben şu yoğunluğun içerisinde üstelik çocuklarımı almadan Trabzon'a gitmeye nasıl karar verdim diyerek Mert ile uçağa bindim. Tam pilot "cep telefonlarınızı kapatın " uyarısı yaptı...elime telefonu aldım bir mesaj geldi. "Babamı kaybettik.."
Amcam vefat etmiş...
Mert ile birbirimize şaşkın bakakaldık. O zamansız biletin sebebi buymuş demek. Hüznümüz cebimizde, ne yapacağımızı bilmez vaziyette yolculuğu tamamladık.
Trabzon havalimanına indiğimde her ne olursaolsun engellenemez bir sevinç ve coşku göğüs kafesimden içeri doldu. Çocukluğum, anılarım, özlemi beni yakıp kavuran deniz kokulu kentimin dağlarının serin rüzgarı ile kalakaldım alanın ortasında. Yaşamak, tüm güzelliği ile hücrelerime nüksetti. "Hoşbuldum" dedim yanağımı okşayan rüzgara . Her şey bildik-tanıdıktı. Aidiyet huzur verdi.
Amcam güzel insanmış. Yağmurlarla yolculadık onu. Yer gök yıkıldı yağmurun arındırıcılığından. Seveni çokmuş,onu gördük. Bir kötü laf duymadık ardından söylenenlerde, gurur duyduk. Gittiği yerde huzur ile var olsun.
Tesadüf yokmuş bu hayatta. Aylar öncesinden aldığım bilet, gönlümün direği babacığımın acısına destek-yarasına merhem olayım diye mi Tanrı tarafından geldi yoksa rahmetli amcam aileyi son gününde yanında olsun diledi de mi ben o bileti aldım bilmeden sorgulamak lazım.
Tesadüf yokmuş hayatta. Tam kararlarımı verdim, "ben oldum artık oldum" derken Karadeniz'in, varoluşumun başlangıcının renklerinde ve kokusunda aslımı hatırlamak varmış nasipte.
İstanbul yağmur yağmur şimdi. Seziyorum bir dönemin bitip bir dönemin başladığını , kötünün daha karanlık iyinin ise daha yaygın ve kanıtlanmış olduğu bir döneme girdiğimizi.
Tesadüf yok hayatta...güzel şeyler çıksın yolumuza.
22 Şubat 2018 Perşembe
Ölüyodum ya Demin!
O kadar çok sıkılabilirsem demek ben bugün bir şekilde hay böyle günün teeee...dedim toplantıdan çıkıp yürümeye başladığımda.
Sonra yine oldu!
Ölüyodum ya demin.
Kaldırımda yürürken arabanın biri üstüme kırdı.
Kaldırımdaki beton çıkıntılar durdurdu aracı...bana 10 cm kala durabildi resmen
Aracın altı patladı sanırım..herkes mağazalardan fırladı.
Ben yürümeye devam ettim.
Kulağımda Özdemir Erdoğan şarkıları
Bir kez daha yaşamanın ne güzel ne eşsiz olduğunu farkına vararak..
Bir kez daha akşam evime çocuklarıma dönememenin kıyısından dönmenin ne lütuf olduğunu bilerek..
Bir kez daha yaşamı sevmenin insanı yaşama bağlayan ve olumlu düşünmenin akışı nasıl değiştirdiğine bizzati şahit olarak.
Düşüncelere dikkat etmek lazım.
Yaşamak güzel şey mirim...
20 Şubat 2018 Salı
Müzik - Rüzgar Frank Sinatra - The world we knew (over and over)
Bu şarkıyı ilk bizim Bücürük'ten yani Müjde'den dinledim. Sonra müptelası oldum. Çıkış yerinde dünyanın tüm rüzgarları içime doluyor.
Sanki İtalya'nın şu eşsiz güzellikteki yeşil alanlarında kapıdan birden fırlamış deli gibi koşmaya başlamışım ve dünyanın bütün rüzgarları ciğerime doluyor gibi. Sanki kendimi affetmişim her şey için ama her şey için herkesi ve her şeyi affetmişim ve dün'ü geride bırakmanın çığlığı ağzımda koşuyor koşuyor koşuyormuşum gibi.
Şarkının sözlerinin türkçesini de ekledim alta. Müziği ile uyuşan anlamları seviyorum.
Hadi siz de dinleyin
Over and over I keep going over the world we knew
Once when you walked beside me
That inconceivable, that unbelievable world we knew
When we two were in love
And every bright neon sign turned into stars
And the sun and the moon seemed to be ours
Each road that we took turned into gold
But the dream was too much for you to hold
Now over and over I keep going over the world we knew
Days when you used to love me
And every bright neon sign turned into stars
And the sun and the moon seemed to be ours
Each road that we took, it turned into gold
But the dream was too much for you to hold
Now over and over I keep going over the world we knew
Days when you used to love me
Over and over I keep going over the world we knew
Türkçesini Handan'dan bekliyorum ☺☺☺☺😅😅😅😅
Çeviri bi nevi handan'dan geldi ;işi Müjde'ye havale etti :-)))))))))))))))))
Müjde'nin çevirisi ile şarkıya bir kez daha aşık oldum :
Bir zamanlar yanyana yürüdüğümüz (bizim)dünyamızda yürümeye devam ediyorum
Birbirimize aşık olduğumuz, o anlaşılmaz, o inanılmaz dünyamızda...
Her (neon)reklam ışığı bir yıldıza dönüşürdü
Güneş ve Ay sanki bizimdi
Saptığımız her yol altına dönüşürdü (ya da altın gibi parlardı olarak mı çevirseydim kararsız kaldım..)
Ama bu rüya sana çok fazla geldi.
Şimdi ben bir zamanlar beni sevdiğin dünyada yürümeye devam ediyorum
******************************
Veeeee N. Narda olaya son noktayı koyar 💪😉
Artık yolun sonuna
geldik
Oyunun son perdesi
karşımda
Açık konuşayım dostum
İçinde bulunduğum
durumu anlatayım
Dolu dolu bir hayat
yaşadım
Her yöne gittim, her
yola geldim
Dahası, dahası da şu,
kendi bildiğim gibi yaptım
Pişman da oldum,
elbette biraz
Bahsetmeye değmeyecek
kadar az
Ne istediysem bir
şekilde, ayırt etmeksizin yaptım
Her şeyi planladım,
atacağım her adımı dikkatli attım
Dahası, dahası da şu,
kendi bildiğim gibi yaptım
Evet, gün geldi,
eminim siz de biliyorsunuzdur
Yutabileceğimden büyük
lokma ısırdım
Ama gerçek şu ki,
içime bir şüphe girdiğinde
Yuttum hepsini ama
çıkarmasını da bildim
Hepsiyle yüzleştim,
dik durdum, kendi bildiğim gibi
Sevdim de, güldüm de,
ağladım da
Boyumun ölçüsünü
fazlasıyla aldım
Artık gözyaşlarım
dindi, tebessümle hatırlıyorum her şeyi
Bütün bu yaptıklarımı
düşününce
Utanıp sıkılmadan
diyebilir miyim
Hayır, ben yapmadım
demeden, kendi bildiğim gibi yaptım
Zaten bir erkek başka
neye sahiptir ki?
Kendi bile olamayan
erkek, nedir ki zaten
İçinden geçeni eğip
bükmeden söyleyemeyen
Yazmayan kalmadı
yediğim darbeleri, ama kendi bildiğim gibi yaptım
Evet, kendi bildiğim
gibi
9 Şubat 2018 Cuma
Fifty Shades Freed - Özgürlüğün Elli Tonu
Özgürlüğün Elli Tonu
Bugün ilk seansına gittim. 😁
Selin'e " artık 18 oldun gel beraber gidelim" dediğimde huysuz ve onaylamaz bir bakış attı bana.
Evden çıkarken de "çok eğlenme" diye annesinin muzurluğuna atıfta bulunan bir seslenişle yolcu etti.
Öncekilerden deneyim edindim, arkalara yakın oturmak şöyle dursun neredeyse en öncen yer satın aldım.
Filmin açılış sahnesi hayalleri süsleyen bir düğündendi. Muazzam bir gelinlik, güllerden oluşan estetik anlamda neredeyse kusursuz bir duvar ve zengin -seksi-yakışıklı-genç bir koca.Birbirine aşık bir çift, nezih bir topluluk filan.
Kitap güzel sadeleştirilmiş ve bu sefer "50 ton" kısmına "daha sık- daha hızlı" yer verilmiş. Ana filmde , ilk filmdeki çekingenliğini hayli atmış..hatta coşmuş gidiyor bile diyebiliriz.
Film, kitapla örtüşüyor , uyarlamayı bir hayli beğendim gerçekten. Kostümler, mekanlar, eşyalar ve bunlara ait vurgular sizi sizden alıyor. Mr Grey'in birlikte yaşamak için satıl aldığı ev hayalleri yoksul gösterecek kadar güzel bir gerçeğe ait. Filmde bir süre o evi ve gerçekten orada yaşamanın nasıl bir şey olacağını düşünüyor insan.
Anastasia'nın kocasına net şekilde sahip çıktığı ve tereddüde mahal vermeyen netlikle dişlerini gösterdiği sahne hoşuma gitti. Bizlerin ne kadar lafın arkasına sığınıp ikincil anlamlarla duygu ve düşüncelerimizi ifade ettiğimizi sorguladım. Net olmak lazım şu hayatta, örnek alacağım.
Mia'nın kaçırılması ve kötü adamın nasıl hastalıklı bir kötü adam olduğu sahneleri de kısa ama vurgulu.
Bütün masallar evlilikle ve aşıkların birleşmesi ile sonlanır. Ben hep sonrasını düşünürdüm. Ya bebek olunca?? Hani Türk atasözüdür "evlilikte kavga bebek olunca başlar" derler. Filmde buna da yer verilmiş ve bir bebeğin varlığı hayatı-kendinizi ve size ait insanları affetmek konusunda kocaman bir pencere açabilir sizlere kısmında kafamın içindeki sorularıma cevap veriyor aslında.
Filmin kimi müziklerini de hayli beğendim.Cebime indireceğim en az 1-2 müzik var oradan almam gereken.
Yine çığlık atan kızlar ve sinema salonunun en arkasında filmin bittiğini fark edemeyecek kadar kendinden geçen çiftler ile birlikte izledim filmi.
Aşkı hatırlamak ve bu kadar bunaltıcı ülke gündeminde her şeyin harika olduğu bir masalı izlemek bana iyi geldi.
Siz de gidin derim dostlar.
6 Şubat 2018 Salı
Abi'me...
Abim (tık)
Erkek kardeşlerinizi evlendirmeyin
Kaybediyorsunuz!
O geri dönecek olsa bile
Bakıyorsunuz
Siz kalmamış oluyorsunuz!
Eskidendi Çok Eskiden
Hani yağmur yağardı inceden,
Hani okuldan, işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken...
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.
Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti
27 Ocak 2018 Cumartesi
Nasıl Mutluluktan Ölmez ki İnsan
Değerli Dostlar,
Aşağıda bir gurur tablosu yer alıyor ..kızımın başarısı üzerine.
Burs desteğine ihtiyacı var, yoksa bu güzel başarı mutlu sonla taçlanmayacak.
Hem sevincimi, hem umudumu paylaştım sizinle. Lütfen bilgilerinizi benimle paylaşın ve lütfen bunu iletebileceğiniz yerler varsa iletin.
Sevgiler....
University offers keep coming! Another one from the UK!
Our senior student Selin Erdem has recieved an offer from Royal Halloway, University of London which is among the top ten research university in the UK (ranked as 31st in the UK) for Psychology, Clinical and Cognitive Neuroscience! Conguratulations Selin!
Royal Holloway enjoys an international reputation for the highest quality teaching and research across the sciences, arts and humanities. Famous for our Founder's Building, one of the most spectacular university buildings in the world, the College was officially opened by Queen Victoria in 1886. Since then, Royal Holloway has continued to grow in size and status, building on the excellence of our scholarship and the talents of our students. Today, a combination of distinctive character, academic vision and membership of the University of London has established Royal Holloway among the top ten research-led university institutions in the country.
16 Ocak 2018 Salı
Paşa Gönlümden Sevgilerle
Merhaba,
"Canım Hiç Bir Şey Yapmak İstemiyor O Zaman Ben de Yapmam" gününe hoş geldiniz.
Bugün o gün.
Ben ilan ettim sabah uyandığımda.
Yok yok..bir yerim ağrıyor sızlıyor, yorgunluktan ölüyorum filan değil.
Gün hafif yağmurlu, es geçilmeyecek kadar güzel bir 16 Ocak 2018 günü. Bugünü severek yaşamaktan başka bir şey gelmez elimden. Doğama aykırı olur. Doğama aykırı şeyler beni çok yıpratıyor. O yüzden bugünü severek yaşayıp "Canım Hiç Bir Şey Yapmak İstemiyor O Zaman Ben de Yapmam" günü ilan etmekten başka çarem yok.
İşe yine Andy Williams'ı(tık) dinleyerek yürüyüp geldim. Yine sabah aldığım karar üzere yol üstünde gördüğüm yaşlılar ve güzel şeylere mutlaka selam vermem gerekiyordu. Sevimli yaşlı insanlar gördüm.
Tombul vücudumun elverdiğince reverans yapıp nazikçe tebessüm ederek selamladım onları. İnanmazsınız biri bile kayıtsız kalmadı. "Deli mi ne" bakışlarını mı ararsınız, "Paramı mı çalacak acaba" endişesi mi ararsınız, "ben de başımla reveransı ve bu vakitsiz selamı onaylayıp karşılık vereyim" mi ararsınız, yorgun gülüşlerin arkasında neşeli bakışlar mı ararsınız..ama hiç biri görmezden gelip başını çevirmedi. Seviyorum yaşlı insanları.
Yolda gördüğüm eskimiş yapraklar, zarif ferforjeler,camlarda şahsına münhasır izler bırakmış sevgili yağmur damlaları, yağmur damlalarını evladını seven bir anne şefkati ile bağrında gezdiren eşsiz güzellikteki bulutlar, çıkıntılarında anılar biriktiren kaldırım taşları, zamansız güneşe kanmış gonca yüklü dallar, insanların zulmüne kötülüğüne inat bir aradayken güzel-renkli-özgün bir görüntü yaratmaya çalışan çöpler, camgöbeği deniz dalgaları..hepsi ile selamlaştım bugün.
Sevgili hanımefendi mi sevgili beyefendi mi demeliyim bilemedim ilkin. Sonra her ikisinin de yanlış olacağını anladım. İngilizcedeki "it" kavramı anca oturdu beynime. Her iki cinsiyete de sahip ve cinsiyetsizdiler çünkü, anladım ben onları. Onlar da karşılıksız bırakmadı selamımı. Yağmur tepeme yağdı, rüzgar gözüme esti filan. Memnunduk halimizden.
Şimdi öğle arası. Peynir ve çubuk kraker yiyip nugget ile destekleyeceğim öğünü.
Çok mu sağlıksız?
Amaaaaaannnn.... hani, zerre umurumda değil.
Bazen "sağlıklı ne yemeliyim" stresinin bizi daha fazla hasta ettiğini düşünmüyor değilim.
Güzel günlerimiz ola..sevgiler
Etiketler:
Andy Williams,
bulut,
cam göbeği,
Deniz,
nugget,
reverans,
tembel,
yağmur,
yaşlı
11 Ocak 2018 Perşembe
Kültür Sanat
Buralarda yokken azcık kültür-sanat takıldım.
Bir kaçını anlatayım:
1-) Hizmetçi -
Hizmetçi, 2016 yılında vizyona giren, Güney Kore yapımı erotik psikolojik gerilim türündeki bir Park Chan-wook filmi. Başrollerini Kim Min-hee, Ha Jung-woo ve Kim Tae-ri paylaşmaktadır
Film 3 bölümden oluşuyor. 3'ü de birbirinden keyifli ve ilginç. İlk bölümü izlediğinizde bir öykü izlemiş oluyorsunuz. İkinci bölümü izlediğinizde ilk bölümde bildiğiniz her şeyi farklı algılıyor ve kaşlarınız yukarı kalkmış , keyifli bir "a-aaa" silsilesi içerisinde debeleniyorsunuz. Üçüncü bölümde ise aynı hikayeyi izliyorsunuz ama ilk izlediğiniz anlarda olmayan sahne ve bilgilerle bezenip, yarısını duyduğunuz bir cümlenin tamamını işitip tabloyu ancak görmüşsünüzcesine. Daha evvel hiç böyle bir film izlememiştim ve erotik bazı sahneleri olsa da buraya filmin adını alıp sizlere önermeye karar verdim. Gerçekten ilginç ve hoş bir film.
2-)Borusan Quartet - Süreyya Operası
Birinin kemanında bir ses vardı..dünyaya sadece onu dinlemek için gelmiş olabilirim. 300 yıllık mıymış ne. Konser ne zaman başladı ne zaman bitti haberim olmadı. Kendimi "bilerek" kaybettim nağmelerde.
3-) İDOB yeni Yıl Konseri - Süreyya Operası
Sonunu çocukların cıvıltılı sesleri ile süsledikleri bir çok harika ses ve müziğin, dansın ve ezginin yer aldığı eşsiz bir konserdi. Gittiğim için kendimi şanslı hissediyorum.
4-) Bayrak - İDT
Sahne arası verildiğinde oyuncular sahnede halen filan değişik yanları yok değil ama Devlet Tiyatroları oyunları neden bu kadar kasvetli olmak zorunda ...İlk yarı bittiğinde yanımda birlikte gittiğim insanlar olmasa çıkıp giderdim ay içim daraldı yemin ediyorum. Oyuncular iyi oyun da muhtemelen iyidir ama gönlüm daraldı, bittiğinde dedim ki iyi ki bitti. Sonu ve yorumu izleyiciye bırakan nitelikli ve bana göre kasvetli bir tiyatro. İkinci yarı sürprizlerle dolu.
(2 Perde / 1 Saat 50 Dakika)
Berkun Oya’nın yazdığı Bayrak’ta, polisiye bir cinayetle bir ailenin trajik çöküşünün öyküsü anlatılır. Hayatın içinden yakından tanıdığımız öykülerin yeni bir anlayış ve estetik arayışla çağdaş bir görünüm kazandığı bir oyun Bayrak. Karısını öldüren oğullarının eve gelmesiyle birlikte Anne ve babanın, yaşamları bir anda alt üst olur. Oğulların eşleriyle yaşadıkları mutsuz ilişkiler üzerinden aile kavramı, iletişimsizlik ve şiddet olguları sürprizli kurgu ve içeriğiyle sorgulanır. Sıradan bir karı koca ihanetinin cinayetle son bulan sıra dışı öyküsünde sahte ve gerçek olanın ikiliği de önemli bir tartışma konusudur.
“Başkasının çocuğu olsaydı ne yapardın, soruyorum sana, senin çocuğunu öldürseler ne yapardın, herkes birinin çocuğu…”
“Senin kardeşin benim kalbime burnunu soktu!...Oltalar suyun altında karıştı.”
5-) Fatih Erkoç Caz Konseri:
Öyle bir sesim olsa hiç susman hep şarkı söylerdim. Bir de beyefendi...bir de kibar.
Başka da bişi demiyorum.
Etiketler:
bayrak,
borusan quartet,
fatih erkoç,
hizmetçi,
idob,
idt,
konser,
kore,
sinema,
süreyya,
tiyatro,
yeni yıl konseri
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



































