Vallahi yeter....
28 Şubat 2026 Cumartesi
Yeter!
2 Kasım 2021 Salı
Mai'ye Özlem

Ben geri zekalıyım.
Geçmiş yazılarıma bakıp ağlayan bi ben :-)
İşsiz kaldığım zamanki yazılarıma bakıyorum..o günlerde nasıl zormuş hayat benim için ama ben yine de nasıl dört elle sarılmışım yaşamaya.
Blog yazmanın ve buradaki dost insanların satırlarının ne kadar destek olduğunu, nasıl da kocaman kuleler inşaa edip beni koruduğunu şimdi çok daha net görebiliyorum.
Sevgili Blog Dünyasının artık burada olmayan- hala burada olan tüm insanları : benim beni kaybetmememe yardımcı olduğunuz için hepinize müteşekkirim.
Kaç günlerdir iki satır yazıp dönüş yapmaya çalışıyorum ama ülke gündeminin yansımaları hayatı alt üst ettiği için normalde bir kere ve beş dakikada yapacağınız işi 10 kere ve 5 'er saatte yapıyorsunuz.
Olsun..şikayet mi ettim sanki? Daha çok şey yapmak isterdim ama zaman ve koşullar bu kadarına müsaade ediyor ne yapalım.

Nehir üniversite sınavı senesinde ve hala odak yok.

Selin Erasmus ile İspanya'ya gitti ve çok mutlu.
Özer anneciğii uzun zamandır hasta olduğu için endişe ile Eskişehir'e gitti ve üzgün.
Ben hala bulutları seyredip her sabah gördüğü ağaçları her sabah eksilmeyen bir özlemle selamlayan , gerçek dünyanın kirinden bıkmış gizemlerine ve sürprizlerine doymamış bir şaşkın. Şıkır şıkır giyinip az daha yürüsem şu gökyüzünün altında diye kulaklarında klasik müzik deryası yürüyüp duran bi tip...
amaaan ne bileyim..bi sürü şey oldu anlatsam sabaha kadar yazmam lazım.
Dur bakalım döndüm inşallah diyeyim de bir...
21 Eylül 2018 Cuma
Dürüst müyüz? Mim :-I
Hadi bismillah:
Yok yok..dürüst mürüst değilim ben burada. Aslında tam ayrımı zor: ya normalde kibar ve yumuşak yapılı biriyim hayat gardımı almaya itti beni ve içimdeki Recep İvedik pörtledi, ya aslında nobran ve kırıcı biriyim burada herkes çok nazik ve tatlı elimde olmadan uyum sağlıyorum bilemedim. Kırılmasın diye geçiştirdiğim yorum hiç olmadı, dşünen beyinlerden çıkan kelimelerle dolu bu mecra ve zevk alıyorum her kelimeyi okumaktan. Yorumlar, bana tutulan objektif bir ayna gibi kıymetli. Hem kendimi hem yazanı görüyorum; bu da az bişi değil

2- Blog tutmaktan sıkıldığınız oluyor mu? Zaman zaman çekilmeler hissediyor ve üzülüyorum. Hani, sevdiğin komşundan uzak kalmışsın gibi… Aynı coşkuyu yakalayamadığımız zamanlar da oluyor. O zaman açıkçası eski hareketliliği özlüyorum. Hele alıştığım bir arkadaşım “şak”diye ilgisini kesince, normal yaşamımdaki kadar üzülüyor, nedenini anlamaya çalışıyorum. Siz sadece soru kısmına odaklanın lütfen…
Blog tutmaktan sıkıldığım olmuyor , tam tersine zaman yaratıp girebiliyorum buraya yani asla istediğim sıklıkta değil. Oysa çok isterdim aklımdan gönlümden geçenleri derleyip paylaşmayı. Bir üst cevapta da dediğim gibi, yazmak zaten güzel ama yorum kısmına bayılıyorum.
3- Yazdıkça rahatlıyor musunuz? Yani yazmak sizin için bir ihtiyaç mı?

4-Geçiştirmek için yazdığınız oldu mu? Ya da bloğumu ihmal etmeyeyim diye demek daha sıcak bir ifade olur…

5-Yorumların niteliklerinden memnun musunuz? Yapay olduklarını düşündükleriniz oluyor mu? Burada ferdi bloglarız, hep aynı yere yüklenip, abone gibi sürekli oraya yorum yapmanın altındaki sebep ne olabilir sizce? O kişi; elliye varan yorumlardan memnun olur mu ki?
Yapay olduğunu düşündüklerim oldu evet. Borç ödemeye gelmiş gibi , kalıp bir kaç kelime ve sonrasında bye byee . Yine de en azından iletişimi sürdürmek ve destek vermek için çaba olarak algılıyorum bunu. Bazen de "Mai'm" gibi içimin yağlarını eriten seslenişler oluyor ..güzel yani çeşit çeşit hepsi :-) Hep aynı yere yorum yapanlara gelince; yazıya ve yazılana bakmak lazım. Yani çoğunluğa hitap etmiştir , bir sinerji oluştumuştur, devamlılığı vardır filan ..çok u nsur olabilir ve eminim o yorumların hepsinden memnun olan bir blog sahibidir.

6-Bir bloğu nesine göre değerlendirirsiniz? Tema ve blog düzenine mi, yazdıklarına mı? Ya da hepsi mi önemlidir?
Blog düzenine bakmıyorum yok. Yazdıklarına, samimiyetine,içeriğine ve etkileşimine.
7-Antipatik bulduğunuz bloglar var mı? Buna rağmen onlara da yorum yapar mısınız, eleştirel de olsa? Zira buna da ihtiyacımız var…
Antipatik bulduğum değil de takip etmek gereğini duymadıım, içeriği - işleyişi çok bana hitap etmeyen bloglar var. Eleştirel yazmadım hiç ama onlara da yorum yazdığım oluyor. Birincisi emek veriyor destek evrmek isterim ikincisi ilgi duymadığım o alanda kendi duvarımı kırıp farklı deneyimlere şans vermek isterim. Misal moda-makyaj.

8-Aramızda olmaktan mutlu musunuz?
Çokkkk..yazmaktan vaz geçtiğim dönemde nerdesin diye sorup sorup geri dönme şevki yaşatan sevgili kedilievintarzı'na hep müteşekkirim. Ya da "sen blog yazsana" diye beni buralara başlatan Gonca'ma.
9-Zaman zaman ters düştüklerimiz oldu. Bunu uzun sürdürür müsünüz? Yani büyük bir sorunmuş gibi mi algılarsınız?
Ters düştüğüm olmadı ama olsa da uzun süre sorun etmem..konu Atatürk, ulusum,ülkem ve bayrağım değilse tabii.

10-Blog tutmanın sizce yararları nedir?
Birincisi şahane insanlar ile tanışıyorsun. İkincisi bir sürü farklı etkileşim ile dünyan zenginleşiyor ki bugünkü zamansızlıktan öldüğümüz dünyada bu büyük lütuf. Üçüncüsü kendini paylaşıyorsun, kendin oluyorsun. Yaşdıklarına getirilen yorumlar bakış açını derinleştiriyor, zenginleştiriyor. Kocaman bir nefes almak gibi blog tutmak. Geriye dönüp yazdıklarını okuduğunda şaşırabiliyorsun : bir nevi hafıza oluşuyor. Başkalarının birikimleri ile çoğalıyorsun. Mesela Müjde'nin bloğundaki bir şarkıyı daha evvel dinlememiştim ve o kadar sevdim ki uzun süredir biri beni aradığında çalan müzik o.Burası okyanus ve ben mavidebirnoktaolmayı istediğim için buradayım
26 Mayıs 2018 Cumartesi
16 Ocak 2018 Salı
Paşa Gönlümden Sevgilerle
17 Ekim 2017 Salı
Ekim
Sen hazırsan ben de hazırım Ekim dedim.
Sen bana bir adım gel ben sana koşarım Ekim dedim.
Tüm güzellikleri ile kalktı geldi.
Her akşam iş çıkışı ve her sabah işe gelirken havada uçuşan toz zerreciğinden artık solmakta olan yeşillerde saklı mai'yevuran yumuşacık ışığına;
eşsiz güzellikteki yolcu bulutlarından sadece Ekim'de saklı deniz maisine kadar aşık oldum yaşadığım her güne.
Bir adımlık yerde ne mutluluklar, güzellikler saklı bilseniz...
Her fotoğrafta sizin için müzik saklı..hangisini dilerseniz..
13 Ekim 2016 Perşembe
Hüzme
Tamam gece uzun sürdü, tamam karanlık dört bir yandan geldi, tamam kahpe içerdendi kapı kilit tutmadı ama "kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin" diyen adamın da aptal olmadığı bir gerçek. Vazgeçmeyin. Hiç bir duygunuzun yitmesine de izin vermeyin.
onlar güçlü demek yok;hiç ama hiç vazgeçmedim, ben güneş olacağım.
13 Ocak 2016 Çarşamba
Kimse Bilmez
Dün akşam iş çıkış saati geldiğinde her günkü gibi masamı toplayıp unuttuğum ya da yarına hatırlamam gereken bir şey var mı diye aklımı yoklarken ayni her günün rutininin alışılageldik kıvrımlarında huzurla boğula boğula yaşamaya devam ederken sadece bir anlığına penceremden görünen gri-lacivert bulutlara takıldı gözlerim ve hemen sonrasında akıllara zarar ağır yoğun ama kesinlikle her zerresi ile benim için yaratılmış bir hüzün geldi çöreklendi içime.Günlerdir Geveze'nin sabah akşam aralıksız içimde mırıldandığı o şarkıyı ,o sesini yükselttikçe benim hazırlamam gereken raporlar arasında sesini kıstığım o şarkıyı açtım sözlerinin her harfinde gönlümü demleye demleye.
Gri-lacivert bulutlar altındaki gökyüzü keskin parlak bir maviye dönüşüp , kendi rengi kırmızı oluncaya kadar benim onları seyrettiğim gibi karşımda durdu ve beni seyretti.
Şarkıyı tekrara aldım.
Düşmek üzereyken es kaza yakaladığın halata tutunup nefesinin düzelmesini, titremelerin geçmesini beklersin hani
Sonra yaşama güdüsüdür baskın gelen.
Elindeki sıyrıklara aldırmadan halatı eline dolarsın sımsıkı
Yaşamak istediklerin değildir artık gündemin ilk maddesi
Bulut kızıla, gün akşama dönmüştür
Artık mevzuu yaşamanın ta kendisi oluvermiştir.
Ötelemedim.
Bıraktım içime çöreklendi hüzün. Bir benim bildiğim şeyler, bir de herkesin bildiği ama bir benim aldırdığım bir beni yaralayan şeyler gezindi yüreğimde, ağzımın içinde acı bir tat bıraka bıraka.Şarkı kaçıncı kez döndü, ben ne zaman döndüm gittiğim uzaklardan bilmiyorum.
Mesai biteli bir saatten fazla zaman olmuş..hava kararmış
Anlatmanın faydası yok bazen
Kimse bilmez..kimse bilmez.
BULUT GEÇTİ
GÖZYAŞLARI KALDI ÇİMENDE
GÜL RENGİ ŞARAP
İÇİLMEZ Mİ BÖYLE GÜNDE
SEHER YELİ
ESER,YIRTAR ETEĞİNİ GÜLÜN
GÜLE BAKTIKÇA
ÇIRPINIR YÜREĞİ BÜLBÜLÜN
BU YILDIZLI GÖKLER
NE ZAMAN BAŞLADI DÖNMEYE?
KİMSE BİLMEZ,KİMSE BİLMEZ...








































