Son zamanlarda kızımdan adını öğrendiğim bir şarkıya tutkun oldum.
Sözleri de ayrı güzel(bence)
Dinlemek ister misiniz?
Imagine, the girls around town assemble
Hayal et, şehirdeki kızlar toplaşıyorlar
Sözleri de ayrı güzel(bence)
Dinlemek ister misiniz?
Imagine, the girls around town assemble
Hayal et, şehirdeki kızlar toplaşıyorlar
Damak tadım değişti.
Sevdiğim şarkılar da öyle.
Bir fark ettim ki sevdiğim insanlar da....Yani hem o insanlar değişti hem artık birlikte zaman geçirmeyi tercih ettiğim insan tiplemesi değişti.
Mevsimleri ondan mı seviyorum acaba. Düzenli değişim, güzel, özlenen ve kabul edilebilir değişimler.
Sonbahar var gelmekte olan... şairin dediği gibi sonbahar sanattır, diğerleri mevsim.
Allah'ın Pazartesi'sinde iş ve stres tepemden aşağı yağmaktayken sakin ve huzurlu sonbahar düşlemek de 50'li yaşların getirdiği bir şey 😎🍂🍂🍂
Şimdilerde emekli olmalıymışım. Ya da bunca yılın tecrübesi cebimde haftada 3-4 gün sakin çalışacağım danışmanlık gibi bir iş belki. Yolları yolculukları özledim.
Yüzyıl savaşlarının olduğu zamanlar hariç tarihin en berbat zamanına denk geldik bence. Bir kaç on yılla Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü görüp onla omuz omuza çarpışmayı kaçır gel badem bıyıklılarla uğraş.
Benimki de kader mi be !
![]() |
| tıklayın ki şarkımızı dinleyesiniz.. |

Pers Sultan bir adamı ölüme mahkum etmiş.
![]() |
| TRABZON-FAROZ |
En sevdiğim yanlarımdan biridir.
Kaybetmeden kıymet bilmek.
Dün18697519621 saat kadar süren bir toplantım vardı. Her sabah yürüdüğüm yolu yürüyemedim başka yere gitmem gerekmişti.
Bu sabah, her sabah yürüdüğüm yolu yürürken "seni nasıl da özlemişim yol" deyiverdim. Ağaçlarıma sarıldım, taze filizlenmiş dallara "çak bi beşlik" yaptım ve kitabımı dinleye dinleye keyifle yürüdüm. Her sabah hayran olunacak bir ayrıntı bulduğum, senelerdir mevsim değişikliklerinde değişimini keyifle izlediğim yol.
Günde milyonlarca insanın geçip gittiği ama ayrıntılarındaki kırılgan güzelliği görmediği yol. Ne çok seviyorum seni.
Ablama "günaydın" yazıverdim. Bizim POMUM adlı grubumuz var, ordaki kızlara da "günaydın" yazıverdim. Nazlı benden evvel yazmış yine :-) Erkenci kuş o. Bir günaydını, bir yeni günün başlangıcını tüm kalbiyle sizle paylaşan insanların varlığını, onların yokluğu ile sınanmadan kutsamalısınız. Kimsenin , sahiden "günaydın" demediği bir sabahın karanlığını hayal bile edemiyorum ıyyyyyyyy.
Yaz günü , duş almadan çıkılır mı evden ? Bakmadan elimi attım tarağımı aldım, saç kurutma makinam şuracıkta. Depremde , tayinde, şu sebeple bu sebeple evini düzenini bozmuş kaybetmiş insanları düşündüm. Minik ayrıntıların yerliyerinde olması nasıl bir güven ve huzur sebebi biliyor musunuz? Kaybetmeden kıymeti bilinesicelerden bu konu. Hem de çok önemli.
Yaran nerdeyse canın orda der eskiler.
![]() |
| FOTOĞRAFI TIKLARSANIZ ŞARKISI DA VAR... |
Hani dişinizi çektirseniz dil hep oraya gider ve yarayı yoklar ya..öyle bir şey benim için abim. İyi ki onu kaybetmeden layığı ile çok sevebilmiş, öpebilmiş, sarabilmiş, anılar biriktirmişim.
Selam olsun nazlı güne.. hadi yaşayalım.
Ama bir sincap ciddiyetinde..yani, yasamanin disinda ve ötesinde hiç bir şey beklemeden,yani butun isimiz gücümüz yasamak olacak şekilde yaşayalım.
| resmi tıklayınız lütfen :) |
Meteroloji kar yağacak dediğinde yüz kere de görmüş olsanız ilk kar tanesini heyecanlanıp cama yapıştırmaz mısınız burnunuzu?
Selin doğduğunda büyüyeceğini ve o büyüdükçe hayatın değişeceğini elbette biliyordum.Zamanın istediğimden çok hızlı akıp gideceğini ve yüzyıllarca yaşasam da ona doyamayacağımı da biliyordum.
Bu nedenledir ki hem Selin hem Nehir doğduktan sonra geceler boyu uyumayıp ya da uyanıp uyanıp onları seyretmeye gidişim.
Onlar okula başladığında işten kaçıp kaçıp , onlardan habersiz okul bahçesinde koşturmalarını izleyişim.
Selin üniversiteyi bitirdi, dün ilk maaşı ile bizi kahvaltıya götürdü.
Dün ilk defa kızımın ekmeğini yedim.
Nasıl güzeldi o ekmeğin tadı, nasıl güzeldi "ne isterseniz alın" derken gözlerindeki pırıltı.
Ben, zamandan ve dünyanın bu kirli akışından muaf ne kadar mutluydum dün.
Yerler gökler her yer nasılda görülmemiş bir mai'ydi dün.
Bir bilseniz...
Sinema, şu saçma ve gittikçe saçmalığının dozu
artan çağımızda; berbat haldeki ülkemizde; beni delirtecek kadar salaklaşan
milletin bir kısmına rağmen mutlu edici bir etken. Kendimden bunu
esirgememeliyim.
"Halk Günü Candır" diyerek Çarşamba'ya bilet aldım ve yine uzun zamandır tatmadığım bir keyfi de ekleyerek kıvırcık ve portakal çiçeği kokulu kızıma da bilet aldım.
Daha evvel bahsetmişimdir. Ben yalnızlığı seviyorum. sinemaya , konsere, tiyatroya, geziye, yemeğe yalnız giderim. Ancak Selin ile sinema...yalnız gitmişim kadar keyiflidir. O kadar ayrıntı ve inanılmaz bilgilere sahip ki zaten keyifle izlediğiniz filme bambaşka bir keyif katıyor. Cep telefonunu karanlığın ortasında pörtletip beni delirten o tiplerden de değil. Mızıkdanıp homurdanıp saçma sapan yorumlarla an'ı da heder etmez. Uyumlu ve modern bir genç hanım kendisi. Benim diye demiyorum : bayılıyorum.
Neyse konu sinema. Yazarken bile burnuma patlamış
mısır kokusu geliyor . Nasıl bir adanmışlığı varsa ruhumun :-)
Sinemaya girerken ben su aldım kendime, Selin Eti Form
aldı. Düğün mevsimi mi nedir, heyecanla reklamları bekledim ama hemen hepsi
mobilya ve düğün ile ilgiliydi.
Ryan Reynolds ve Hugh Jackman'ın başrollerini paylaştığı Deadpool & Wolverine, geçen
hafta sonunda 1 milyar dolarlık hasılatı aşarak büyük bir başarıya imza atmış.
Film eğlenceliydi. Fox ‘a doya doya gönderme yapmışlar…hani
demediklerini bırakmamışlar desem yeri.
Disney ve Marvel da "azarlayan" eğlenceden payını almış.
Filmde her ortamda ve her koşulda ve her paralel evrende köpüşüne aşık Deadpool'u görünce ister istemez aklıma bizimkilerin sokak hayvanlarını katletme yasası geldi. Bir saydım sövdüm içinden bir koptum filmden ama ne kadar dilesem de bu kötü ve yoz insanlardan kurtulup o paralel evrenlerden birine gitme şansım olmadığını bildiğim için sakince filmi izlemeye devam ettim.
Yine de filmin sonunda “hiçliğe” mahkum
edilişimizi “iki kişinin dostluğu
ve asil fedakarlıkları” engelledi. Fedakarlığı yapan kişi bir kişi olsa
ölecekken iki kişi oluşlarının yani
dostluğun ve birlikteliğin yarattığı büyü, en büyük gücü oluşturdu.
Bunu sevdim…yine.
Elbette önceki filmleri izlemiş olmak gerekli bu filmi de anlamak için. Komik miydi? Eh
evet diyebiliriz yer yer.
Bir daha gider ya da izler
miyim? Yok, hayır.
İyi ki de gittim der miyim?
Evet, kesinlikle.