26 Şubat 2026 Perşembe

Kör Eden Işıklar

Dünyada en çok dinlenen şarkı, platforma göre değişiklik gösterse de, tüm zamanların Spotify rekorunu 4 milyardan fazla dinlenmeyle The Weeknd'in "Blinding Lights" şarkısı elinde tutuyor.

Ayrıca şarkı 21'nci Yüzyılın En İyi Şarkısı Seçildi

Bu soygunu andıran, yüksek hızlı videonun ardındaki hikayenin tam olarak ne olduğu sorulduğunda, The Weekend, videosunun konusunu  "'Blinding Lights' şarkısı, gece birini görmek istediğinizde sarhoş olup o kişiye doğru araba sürerken sokak lambalarının gözünüzü kamaştırmasıyla ilgili," diye açıklıyor sanatçı röportajda. "Ama o kişiyi görmeye çalışmaktan sizi hiçbir şey alıkoyamaz, çünkü çok yalnızsınız. Asla alkollü araç kullanmayı teşvik etmek istemem, ama şarkının karanlık alt metni bu."...

Yalnızlık  ve özlem 21. yüzyıla  damgasını  vuran en kuvvetli duygulardı belki de....



Kör Eden Işıklar


Yeah

Aramaya çalıştım

Uzun zamandır kendi başımayım

Belki bana nasıl sevileceğini gösterebilirsin, belki

Zor zamanlardan geçiyorum

Fazla bir şey yapmana bile gerek yok

Beni bir dokunuşla açabilirsin bebeğim

Etrafa bakıyorum ve

Günah şehri soğuk ve boş

Kimse beni yargılamayacak

Gittiğini net olarak göremiyorum

Dedim ki, ooh, ışıklar yüzünden kör oldum

Hayır, dokunuşunu hissedene kadar uyuyamıyorum

Dedim ki, ooh, gecede boğuluyorum

Oh, böyle olduğumda, tek güvendiğim se

Hey, hey, hey

Zamanım bitiyor

Çünkü güneşin gökyüzünü aydınlattığını görebiliyorum

Aşırı hızda yola çıktım bebeğim, oh

Şehir soğuk ve boş

Kimse beni yargılamayacak

Gittiğini net olarak göremiyorumDedim ki, ooh, ışıklar yüzünden kör oldum

Hayır, dokunuşunu hissedene kadar uyuyamıyorum

Dedim ki, ooh, gecede boğuluyorum

Oh, böyle olduğumda, tek güvendiğim sensin

Sadece haber vermek için uğraşıyorum (Haber vermek için)

Telefonda asla söyleyemem (Söyleyemem)

Bu sefer gitmene asla izin vermeyeğim (Ooh)

Dedim ki, ooh, ışıklar yüzünden kör oldum

Hayır, dokunuşunu hissedene kadar uyuyamıyorum


Yeah

I've been tryna callI've been on my own for long enoughMaybe you can show me how to love, maybeI'm goin' through withdrawalsYou don't even have to do too muchYou can turn me on with just a touch, baby
I look around andSin City's cold and empty (oh)No one's around to judge me (oh)I can't see clearly when you're gone
I said, ooh, I'm blinded by the lightsNo, I can't sleep until I feel your touchI said, ooh, I'm drowning in the nightOh, when I'm like this, you're the one I trust(Hey, hey, hey)
I'm running out of time'Cause I can see the sun light up the skySo I hit the road in overdrive, baby, oh
The city's cold and empty (oh)No one's around to judge me (oh)I can't see clearly when you're gone
I said, ooh, I'm blinded by the lightsNo, I can't sleep until I feel your touchI said, ooh, I'm drowning in the nightOh, when I'm like this, you're the one I trust
I'm just walking by to let you know (by to let you know)I could never say it on the phone (say it on the phone)Will never let you go this time (ooh)
I said, ooh, I'm blinded by the lightsNo, I can't sleep until I feel your touch(Hey, hey, hey)(Hey, hey, hey)
I said, ooh, I'm blinded by the lightsNo, I can't sleep until I feel your touch



24 Şubat 2026 Salı

Temmuz'da İstanbul...

 


1980'ler..Trabzon


1987'nin 1 Eylül'ünde Trabzon'dan İstanbul'a getirdi beni annem.



Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni kazanmıştım ve henüz 16 yaşındaydım.

O zamanlar  uçak pahalı, otobüs ile gider gelirdik. Kanberoğlu otobüs firması  özellikle tercihimizdi.


 Vakfıkebir'de dururdu otobüs. Herkes İstanbul'a hediyelik ekmek alırdı. Hediyelik ekmek olur mu demeyin...o ekmek bugüne  kalmadı.. servet dökerdiniz bir lokma yemek için.


 Ağırlığı 2 kg kadar vardı. Bir de kokusu vardı ki , parfümü olsa üstüme sıkardım. Ekmeği koklar öyle yerdiniz. Bayatlamazdı.

Yolculuk 18 saat sürerdi. Harem'e uğrar yolcu bırakır Topkapı'ya geçerdik. Perişanlık. Hele de beni otobüs tuttuğu düşünülürse...

O yıllarda otobüste sigara içmek serbestti. 18 saat açılır cam yok boğum boğum boğularak  gelirdik. Çorum tarafından bir yerlerden geçerdik.



Tepeleri  renkli topraktan oluşmuş bir yerler vardı, 

 Bacasından alevler çıkan fabrikalar... otobüs Samsun'dan içeri döndü mü  başlardım duaya "denizi görmediğim yerde ölmeyeyim..denizi görmediğim yerde ölmeyeyim"... öyle bir sevda maviye...bildiğiniz gibi değil.

Ayda 1-2 Trabzon'a dönerdim. E yaş 16, daha süt kuzusu. Annemi  özlerdim, evimi özlerdim Trabzon'u özlerdim.

Küçük jeton ile büyük jetonlara giderdi tüm harçlığım. Sokaktaki ankesörlerden hep evi arardım.

Filiz Abla vardı bir tane, komşumuzun kızı. O işe girmiş çalışıyordu. İş yerine gel istediğin kadar uzun konuş annenlerle demişti. Gidemedim tabii, gurur-utandım ama önerisinin  yarattığı sevinç o kadar büyüktü ki ..hiç unutmadım.

 ilk dijital oyunlar...abimle ben saatlerce oynarken.

Neyse...yazları Trabzon'a dönerdim ya. Hep merak ederdim İstanbul'un Temmuz'unu. Mektuplaşırdık sınıf arkadaşlarımla,  ben sorardım onlar  anlatırdı ya..içime dertti  İstanbul'da Temmuz merakı.




Yıllar geçti..Evlendim. 31 Temmuz gördüm İstanbul'da. 

Kim ne derse desin.. İstanbul başka güzel.. doyamadım. 2-3  31 Temmuz daha olsa yok demem hani.




Şimdi çocuklarla gitmek için tatil planı yapıyoruz da..diyorum Temmuz olmasın.

Temmuz'da da Ağustos'ta da..Mart'ta da Mayıs'ta da .... İstanbul hep çok güzel.

Yazıya başlarken niyetim başkaydı. Okulun o ilk yılları, Türkiye'nin o güzel günleri dökülüverdi elimden.

Ne Vakfıkebir ekmeği kaldı, ne jetonlar, ne mektuplar.
Her şey  hızlı - yavan - yapay şimdi.






23 Şubat 2026 Pazartesi

İşimiz Bu, Yaşamak



İçimde aksi bir cadı yaşıyor.

Öyle kibirli , öyle bencil ki varlığını hissettiğimde elimde olmadan gülüyorum.

Özellikle şu günlerde ortaya çıkıyor demek isterdim ama sağı solu hiç belli değil. Hep oralarda bir yerlerde de...genelde var olan ve aslım olduğunu umduğum  sakin, neşeli, iyimser "ben" baskın da öteki ortalığı birbirine katmıyor. Ama söylenmeye başladığında ..gerçekten kendimi tutamayıp gülüyorum.


Onu sevmem boşuna değil.


Bir yandan biliyorum o cadı olmazsa,  övgüyle bahsettiğim sevecen iyi yanım paramparça olurdu bunca kötülük içinde.


Bana ait  ne varsa bende, sebebi vardır.

Hepsini ayrı seviyorum.

Sıradaki şarkı benden bana gelsin adajshdghjasdgas canım kendim 😁😎🥰

Kıran,kırılan,yeniden var olan herkes  ve her şey için....





Birer birer kayıp giderdi her bir sevilen

Yenisi gelmez, eline geçmez, hele ki değeri hiç bilinmeyen

Yürekte varsa sevgiden de ötesi

Sen ağlasan da boş, ışık da yaksan nafile

Odan karanlık, hep loş

Hayatın emri: "Hep koş!"

Bayağa bir bekledim boş

Yaşantım sanki bir savaş ve hoş da bazen

Ateş kesildiğinde ve de sular durulduğunda

Yoksa hep gülerdi insan

Hep kalırdı masum

Saygıda bir kusur ettiğinde minnetin de değeri yok

Kafalarda hesaplar yapılır ve mesafeler konur

Fakat bu kalp unutmaz, unutamaz ki zaten

Her kalp yıkılır ancak yenisi bulunamaz bir mesken

Her anım birini özler

Rüyada yolunu gözlediğim düşünceler ve benliğimle canlanır tüm hatıralarım

Bitince yalnızım

Gözümü açtığımda kalmışım yanımda ailem ve bir de arkadaşlarım


[Sezen Aksu:]

Gelsin, hayat bildiği gibi gelsin

İşimiz bu, yaşamak

Unuttum, bildiğimi doğarken

Umudum, ölmeden hatırlamak


Gelsin, hayat bildiği gibi gelsin

İşimiz bu, yaşamak

Unuttum, bildiğimi doğarken

Umudum, ölmeden hatırlamak


[Ceza:]

Şimdi boşuna bakma saate, zaman geç oldu

Dün annem elimi tutarken bugün 29 da doldu

Vakit can almaz, ancak can yakar

Fakat bir bekle bak

Knock out olursan çok sakat

Mücadeleyle geçen hayatta son round

Kazanmak herkes ister

Ne istediğini bilmektir önemlisi

Var mı listen, hayallerin, hırsın, cesaretin?

Sabır selametimse intikam felaketimdir

Ne mektebimde vardı huzurum, ne vardı evde

Çıkıp bir başıma ağlamaktı belki caddelerde

Hayallerin kurulduğu ve düşlerin yok olmadığı

Bu gözlerinse dolduğu zamanın donduğu bir yerdeyim

Düşünceler dumanlı dağlar aynı, gözse puslu

Bir bakmışım mesafeler uzun ve tozlu

Benimse yol yürür gider bir seyyah olurum

Ne paranın bir değeri vardır aslında

Ne de şerefle onurun


[Sezen Aksu:]

Gelsin, hayat bildiği gibi gelsin

İşimiz bu, yaşamak

Unuttum, bildiğimi doğarken

Umudum, ölmeden hatırlamak


Gelsin, hayat bildiği gibi gelsin

İşimiz bu, yaşamak

Unuttum, bildiğimi doğarken

Umudum, ölmeden hatırlamak


[Ceza:]

Ameleydim eskiden

Şafak sökerdi her gün işe giderken

Cebimde yoktu bir kuruş

Ve Üsküdar'ımın her bir yeri yokuş

Her gün yeni bir suç

İttiler fakat ben olmadım tuş

Kanatlı doğmamış kuş

Vakit hiç geçmemişti

Ben hep aynı yerde saydım

Ekmekle vardı kavgam, daha bir sertti günler

Ve geçmişeydi saygım

Gelecekti kaygım

Kelebekti kalbim

Akar giderdim olsa bile bir derdim hep gülerdim

Ve ağladığımı görebilen bir annem, bir de ben

İnceden bir perde vardı gözlerimde

Göz görür fakat dilim susardı

Ayaklarım, elim, kolum da bağlı

Hayat bu dile kolay velakin her bir yerine ağrı

Ve kimi zaman düşündüm

Aslında hiç üşenmedim ben, hep düşündüm

Hayata karşı dört silahşör hep güler sanmıştım

Bu öyle lanet olası toz bir pembe ki

Bir baktım her şey ciddi, hemen uyandım


[Sezen Aksu:]

Gelsin, hayat bildiği gibi gelsin

İşimiz bu, yaşamak

Unuttum, bildiğimi doğarken

Umudum, ölmeden hatırlamak


Gelsin, hayat bildiği gibi gelsin

İşimiz bu, yaşamak

Unuttum, bildiğimi doğarken

Umudum, ölmeden hatırlamak




22 Şubat 2026 Pazar

Atatürk Kapak Olmaya Devam Ediyor...

 




🌏 Atatürk, Time dergisine ikinci kez kapak oldu:


Tarihte bugün

💥Türk tarihinin dijital arşivlerinde yolculuğa çıktığımızda, karşımıza dünya basınını sarsan bir manşet çıkıyor.

♦️Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, tam 99 yıl önce bugün, dünyanın en köklü yayınlarından biri olan Time dergisine ikinci kez kapak oldu.

♦️Türkiye’nin modernleşme sürecinin dünyada nasıl bir yankı uyandırdığını merak edenler için bugün çok özel bir yıl dönümü.

♦️Mustafa Kemal Atatürk, 24 Mart 1923’ten sonra, 21 Şubat 1927’de bir kez daha Time dergisinin kapağında yer alarak uluslararası arenadaki etkisini kanıtladı.

DÜNYANIN GÖZÜ TÜRKİYE’NİN ÜZERİNDE: "MODERN BİR ULUSUN DOĞUŞU"

♦️1927 yılı, genç Türkiye Cumhuriyeti için sadece bir takvim yaprağı değil, devrimlerin kök saldığı kritik bir yıldı.

♦️Time dergisi, Atatürk’ü kapağına taşıyarak Ankara’da yükselen bu yeni enerjiyi tüm dünyaya duyurdu.

♦️Haber içeriğinde, Türkiye’nin geçirdiği sosyokültürel dönüşüm ve laikleşme adımları geniş yer buldu.

♦️Atatürk, Time dergisine ikinci kez kapak oldu:

♦️Time Dergisi 1927 Sayısında Öne Çıkan Başlıklar:

🔺Çağdaşlaşma Hamlesi:

Dergi, "Doğu’nun geleneksel yapısından kopup Batı’nın modern değerlerine eklemlenen bir Türkiye" portresi çizdi.

🔺Hukuk Devrimi:

Medeni Kanun’un kabulü ve hukuk sistemindeki köklü değişiklikler, derginin analizlerinde "çağ atlatıcı hamleler" olarak nitelendirildi.

🔺Liderlik Vizyonu:

Atatürk, sadece askeri bir deha değil, aynı zamanda toplumunu dönüştüren bir "reformist devlet adamı" olarak tanımlandı.

ATATÜRK NEDEN İKİ KEZ KAPAK OLDU?

♦️Bir liderin Time dergisine kısa sürelerle iki kez kapak olması, o dönemde dünya siyasetine yön veren nadir olaylardan biriydi.

♦️1923 Kapak Konusu:

📍Milli Mücadele’nin başarısı ve yeni bir devletin ayak sesleri.

♦️1927 Kapak Konusu:

📍Kurulan devletin kurumlarıyla modernleşmesi ve devrimlerin başarısı.

🗝️Tarihi Not:

♦️1927 sayısı, Atatürk'ün meşhur Nutuk eserini TBMM'de okumasından sadece aylar önce yayımlanması bakımından da stratejik bir öneme sahiptir.

♦️Sonuç:

🇹🇷99 Yıllık Gurur Tablosu

📍Bugün 21 Şubat 2026. Atatürk’ün vizyonunun sadece Türkiye sınırlarında değil, küresel ölçekte nasıl bir saygıyla karşılandığını bu tarihi arşivler aracılığıyla bir kez daha hatırlıyoruz.

📍Time dergisinin 1927 tarihli kapağı, Türkiye’nin modern dünyadaki yerini tescilleyen en önemli belgelerden biri olmaya devam ediyor.

20 Şubat 2026 Cuma

Işık Bahçeleri- Amin MAALOUF

 



Sorarsanız söylüyor
Anlarsanız anlatıyor

öyle bir kitap bu.....




Ateşe bakmayın, suyun yolundan gidin siz; su her  dokunduğunu ilk günkü  saflığına kavuşturur, her can sudan doğar.

İnsan dünyadaki ilk davranışları taklit ederken anlar ne boş olduğunu.

Gitmek bir şenliktir, belki de şekilden şekile girebilen, kimi bürümcükten meşeden bin türlü kılığa bürünebilen biricik şenlik. Ufkun ezeli tutsakları olan insanoğullarının başka bir şeyi kutladığı  görülmüş müdür?

Dünya sabırla sarsılır.

Bazen merak ediyorum, sırf Tanrı'yı kötü göstermek için ,acaba şeytan mı  yolluyor  dinleri yeryüzüne!

Kim dünyada bir dilenciden daha iyi kılavuzluk edebilir?

Başkalarına kılavuzluk etmeye soyunan biri, iktidardan zenginlikten vazgeçmek zorundadır. Bir hırkadan gayrı hiç bir şeyi olmamalıdır hatta yarın ne yiyeceğini bile bilmemelidir. Bilgelerle inanç satan  sofuların arasındaki fark budur.

Önüne konan resimlerde Tanrı'yı  görmeyi reddeden , Tanrı'nın gerçek yüzüne bir başkasından daha yakın olabilir.

O, yaratıcılığı insana emanet etti. Karanlığın gücünü azaltmak , ilk başta insanın görevidir.

Hayat bir  borçlar, kapatılacak hesaplar silsilesidir.

-Hiç affetmez misin?
-Sadece affedilmek karşımdakine cezalandırılmaktan daha fazla acı verecekse...

İster kral olsun ister deveci, hastanın iyileşince ne yapacağı hekimi ilgilendirmez. Dualarım için de böyle.

En katı dindarlarda bile kuşkunun izi vardır; en koyu inançsızlıkta ise itiraf edilmemiş bir umut yaşar.

Işık bahçeleri  hiçbir yere bağlanmadan yaşayanların olacak.

19 Şubat 2026 Perşembe

Bilmezler Nasıl Aradık Birbirimizi

 

Tam adı Münir Fikret Kızılok .1946 yılında İstanbul’da doğmuş .Barış Manço ile Timur Selçuk en büyük destekçileriymiş. Aşık Veysel'in öğrencisiymiş. Karın yolları kapamasıyla birlikte 3 ay Aşık Veysel’in yanında kalan Kızılok, 1970’de Altın Plak kazanacağı 45’liğini çıkarmış. Sözlerinin Aşık Veysel’e, bestelerininse Kızılok’a ait olduğu Yumma Gözün Kör Gibi / Yağmur Olsam plağıyla aldığı ödülü ustasına hediye etmiş. Veysel Şatıroğlu’nun kapısını çalmasıyla başlayan arkadaşlıkları o kadar güçlüymüş ki sanatçı Aşık Veysel öldüğünde “artık ustam yok” diyerek mezarı başında sazını kırmış. 1973’te Aşık Veysel’in ölümünün üzerine müziğe ara vererek tamamen diş hekimliği yapmaya başlamış. Evlenmiş baba olmuş Kızılok’un 


 Barış Manço’nun ilk eşi olan Marie Claude Manço’yla evliyken Fikret Kızılok’la aşk yaşamış.  Barış Manço 47 günlük evliyken eşinden boşanmak üzere mahkemeye başvurmuş, hukuki işlemlerin tamamlanmasıyla 6 ayın sonunda ikili resmen ayrılmış. 

Bu şarkının, Marie Claude'e yazıldığı söylenir..

Aşk her şeyi affettirir mi?

Sanırım evet....



Rüya bütün çektiğimiz
Rüya kahrım, rüya zindan
Nasıl da yılları buldu
Bir mısra boyu maceram
Rüya bütün çektiğimiz
Rüya kahrım, rüya zindan
Nasıl da yılları buldu
Bir mısra boyu maceram
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi
Bilmezler nasıl sevdik
İki yitik hasret
İki parça can
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi
Bilmezler nasıl sevdik
İki yitik hasret
İki parça can
Rüya bütün çektiğimiz
Rüya kahrım, rüya zindan
Nasıl da yılları buldu
Bir mısra boyu maceram
Rüya bütün çektiğimiz
Rüya kahrım, rüya zindan
Nasıl da yılları buldu
Bir mısra boyu maceram
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi
Bilmezler nasıl sevdik
İki yitik hasret
İki parça can
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi
Bilmezler nasıl sevdik
İki yitik hasret
İki parça can