8 Şubat 2017 Çarşamba

MUTLAK PEŞİNDE-BALZAC



Balzac'ı seviyorum  ve okumadığım kitaplarını bulduğumda da çocuk gibi neşeleniyorum.

Mutlak Peşinde de öyle bir beklentiyle başladığım romanlardan oldu.

Tabii ki İş Bankası Yayınları ve Hasan Âli Yücel serisinden aldım.

Her zamanki detaylı tasvirleri ve maddeye dahi ruh katabilen yorumları ile öykü aktı gitti. O dönemi, o döneme ait doğruları düşüne-kıyaslaya okudum  niyeyse bu sefer. Hangi doğrular ve duygular evrenselmiş bugüne de gelmiş hangileri o günde kalmışı;toplum ve insan hangi evrelerle bunları yitirdi diye düşündüm.

Onca inanılmaz olumsuzluğa rağmen zeki bir evlat ve kadınlara mahsus demir irade -nispeten- mutlu denilebilecek son ile  şaşırtabiliyor okuyucuyu. Hiiiç dert çekecek günlerde olmadığım  ve kazara dahi haberleri  açarsam aft çıkardığım için bu mantık sınırlarımı zorlayan mutlu sonu aldım bağrıma bastım.

Karakterler yine özgün çizgilerle sınırlarını belirlemiş.  Flu fonda net objenin güzel göründüğü  fotoğraflar gibi, öne çıkışını  çok sevdiğim kişiler oldu romanda.

Uzun da değil. 210 sayfa..hoooop diye okunuyor zaten :-)

Yaarın kendini eleştirenlere şahane bir eleştirisi var. Alıntılarda önce onu  paylaşmak istiyorum. uzun tasvirlerini eleştirenler için şöyle diyor:

"Kimi bilgisiz ve aç gözlü  kişiler kaynağına gitme sıkıntısına katlanmadan heyecanlar yaşamak istedikleri için hep karşı çıkarlar bu tür hazırlıklara; tohum ekmeden çiçek, gebe kalmadan çocuk isterler."

Yüzyılın kapağı olmuş kanımca :-)))

"Toprağa ekilen tohumlar içerisinde en çabuk ürün vereni şehitlerin döktüğü kandır"

"Düşünce insanları da barometreler kadar değişkendir;yalnızca dahi , özünde iyidir"

zariflik nasıl kadın cinsinin güzelliğiyse bağlılık da dehasıdır"

"Bolluk içinde yetişen kadınlar maddesel hazların örttüğü boşluğu  çabucak hissederler ve yıpranmaktan çok yorulan yürekleri onlara gerçek bir duygu  alışverişinden doğan mutluluğu buldurduğunda -- sevgisinden emin oldukları erkeğe de uygun gelmesi koşuluyla-- orta halli bir yaşama seve seve katlanabilirler."

" Güzel kadın olunur!"

"Toplum, insanlardan beklediği erdemlerin hiç birine uyma gereği duymaz"

gerçek mutluluk ruhsal basamakların yalnızca iki ucunda bulunabilir. Yalnızca safdil ile dahi, biri zayıflığı  öteki gücüyle yaşamın bütün pürüzlerini yok eden bir tatlılık, inişsiz çıkışsız bir ruh hali yaratabilirler. Birinde kayıtsızlık ve uyuşukluk vardır, ötekinde hoş görü ve yüce düşüncenin sürekliliği: dahi yüce düşüncenin yorumlayıcısıdır ve ilkede de uygulamada da kendine benzemek zorundadır. Dahi de safdil de sade ve saftır;ne var ki birindeki boşluk , ötekinde bir derinliktir. İşte bu yüzden akıllı kadınlar kusursuz bir adam bulamazlarsa safdilin birini seçmeye yatkındırlar."

7 Şubat 2017 Salı

KONSER-TİYATRO-SİNEMA-SERGİ VE UMUT



KONSER

1 ŞUBAT ÇARŞAMBA
KADIKÖY BELEDİYERSİ CKM- BARIŞ MANÇO ANMA GECESİ
SES VER SUS-ACAPELLA KONSER

Selin ile atladık gittik konsere
Aman Allah'ım
Enseyi karartmayan aydın insanları bağrıma basasım geldi
650 kişilik salonda 1000 kişi vardı
Barış Manço'nun güleç yüzü ile umudu ve sevgiyi naif ezgilerle sunduğu şarkıları ve sanatı bağırlarına bastılar 7'den 77'ye.
Onca zaman vazgeçmeden ayakta durdular
İnanamadım,  gözlerim doldu
Gören neye ağladım sandı kimbilir
Ben sadece o salonda ayakta konser dinleyen onca insanın hala varoluşuna ağladım sevinçten

Umut hep var!

Belediye " Ses Ver Sus" gurubu ile anlaşmış . Muhteşem ötesi bir acapella konseri dinledik. tık

Mutlu ayrıldık oradan..net

TİYATRO

03 ŞUBAT CUMA
İBB ŞEHİR TİYATROLARI-MUSAHİPZADE SAHNE
MARTI


Aldım Selin'imi koşa koşa coşa coşa Martı ile buluşmaya gittim
Tadı  damağımda kaldı
Bir daha gitmeyi ister miyim..isterim ama bu kesinlikle herkes ister anlamını taşımamalı. Herkesin seveceği bir oyun değil bence Martı..ama herkesin mutlaka görmesi gereken bir oyun.
Sahne tasarım ve dekor  mükemmeldi.
Oyunculara zaten tek laf eden çarpılır..hani o kadar bir iyiydiler.
Kısa bir  oyun olmamasına karşın bir an bile sahneden kopmuyorsunuz.
Gerçekten ve can-ı gönülden tebrik ettim emeği geçen herkesi.

Salon yine eksiksiz doluydu.
Sanat, yani  kalbin hissedip aklın düşünebildiği o muazzam mecra yine aydınlıktı.

Umut hep var

Mutlu ayrılıp bir de Musahipzade'nin iki adım aşağısındaki meşhur kokoreççiye uğradık kızımla. Duble mutlu gittik eve.
Canım kendim
Seni çok seviyorum :-P

SİNEMA:

04 ŞUBAT CUMARTESİ
AKASYA CİNEMAXİMUM - LA LA LA LAND (AŞIKLAR ŞEHRİ)


Snowden'a gitme kararı ile koşturdum gittim o gün. Lakin VİP diye bir sinema çeşidi varmış 38 TL filan. Gitmedim elbette. maaşım ayda 30 bin TL olsun size bile ısmarlayacağım söz ama şu anki koşullarda ben gidemem yani ne yapayım. B Planını devreye sokup oscarda adından söz ettiren Aşıklar Şehri'ne gittim.

Şiddetle tavsiyemdir.
Sakın gitmeyin


O müzikal ve aşkı anlatan bir sinemadan çok renk cümbüşü ile kanıtlanmış algıya hitap eden , kapitalizmin aşı nasıl yerle bir ettiğini anlatan bir sinema. Cumartesi sabahımı heba ettiğime hayıflandım durdum. Müzikal hiç izlemesem belki bir anlam ifade ederdi. Etmeyin gitmeyin..hiç bişi izlemedimse  singin'in the rain izlemiş adamım di mi. Acı verici bir şey ikisine de müzikal denilmesi.

İlkseanstı ve salon %60 doluydu.

Bu arada Akasya'da ilk kez gitmiş olsum sinemaya salonlarını beğendim.Yine de alışkanlıklar anahtarları denize atılmış kelepçelerdir diyerek sonraki sinemalar iin Natuilus'a gideceğimi beyan etmeliyim :D

Sanat ve yaşamın tüm güzellikleri hep bizimle olsun.

Damağımda hala Star Wars  duruyor..isyan umutla başlar

ve SERGİ..

Türkiye Yazarlar  Sendikasını 'nın Nazım Hikmet'in şiir kitaplarında bile olmayan şiiri ile başlayan "40 şair 40 şiir" sergisinde 40 değerli şairiimizin orjinal yazımlarının olduğu sayfaları  gezdim. Sergi bitmesine karşın hala  devamı isteniyor. Sergiyi binlerce kişi  gezdi. belleklerine, şairlerine, şiirlerine sahip çıkan herkesi kucaklıyorum.Mutluyum çünkü görüyorum ki umut hep var..

Sevgiler tüm dostlar.



1 Şubat 2017 Çarşamba

YAŞAMAK VAR YA...



Haberlerde belli surat ve belli seslerden arındırdım kendimi.
Ohhhhhh..Heidi'nin büyükbabasının  çatıkatında uyanıyorum sabahları..öyle bi kendime geldim.

Sabahları  peynir kızartanım da olsa horon tepe tepe geleceğim iş yerime.


Tiyatro , konser, anma,sinema..sanata dair ne varsa (Kadıköy'de yaşamak  avantaj ve ayrıcalığı ile) kucaklıyorum hepiciğini. 

KADIKÖY BELEDİYESİ MURAL İLE ŞENLENMİŞ BİR DEVLET KURUMU..BAYILIYORUM

Misal, bu akşam CKM'de yapılacak olan Barış Manço Anma'sına gideceğim kıvırcığımı alıp ;andolsun ki durmayacağım yaşamaktan ve yaşadıklarımdan keyif almaktan.


Bir kere denizin ortasında motorlar çarpıştı Yunan misali denize dökülüyorduk Üsküdar-Beşiktaş hattında
İki kere zehirlendim.
Çocukken annem elinde saat sabaha çıkarmıyım diye başımda beklemiş günlerce..menenjit hariç çocuk felci dahil  her bir halt beni bulmuş

Vukuat çok efendim..kaç kere araba çarptı saymaya bile tenezzül etmiyorum artık.

Yani diyeceğim o ki: Bunca bunca kere top direkten dönmüş;KURTULUŞ SAVAŞI ve ÇANAKKALE SAVAŞI'nda şehir düşenlerin torunuyum ben.

Yemez dostum yemez böyle manyak gündemler bombalar şunlar bunlar: ömür Allah'ın verdiği kadar. ne korkacam? Kimi bir terör saldırısında ölür kimi gülmekten ölür, kiminin yanında bomba patlar kiminin boğazına makarna kaçar..sebep değişse de belirleyen değişmez:ömür Allah'ın verdiği kadar.



Bu akşam Barış Manço anmasındayım,
Yarın sinemaya gideceğim.
Cuma akşamı tiyatro biletim var,
Cumartesi sabahı muhtemeldir ki yine sinemaya giderim.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış..şaşarım !


Çiçek ektim..filizlendi
Kar ayazı kışı, kış ardındaki baharı müjdeliyor..


Her şey  çok güzel olacak.


28 Ocak 2017 Cumartesi

Çalgı Çengi İkimiz (Çalgı Çengi 2)



 Yine bir cinemaximum'da maximum kartla ilk seans 7 TL  teşviki ile yollara düştüm.

Bu kez yanımda Selin de vardı.

Nehir'i sömestrde kutsal topraklarıma yani Trabzon'a yolladığım için Selin ile başbaşa  geçiriyoruz bugünleri. 


Lakin iş beni benden alıp bir ben var bende benden içeri denen beni bile çalıştırdığı için kızımla zaman geçiremedim ne yazık ki.

Onu telafi etmek için sabah kalktık erkenden sinemaya gittik.

6 Ocak 2017
2017 - Türkiye
Komedi ,  Macera

Vizyondaki filmler arasında ikimizin de gönül birliği ile hadi gidelim dediği film Çalgı Çengi 2 oldu.

                                    
Sanırsam Ahmet Kural'ın bunda ciddi payı var :-p

                            

Eyvah Eyvah'ta da yakaladığım bir şey var : küfrün veya adi ciselliğin  dibine vurmadan da mizah yapılabiliyor, eğlenceli saatler geçirilebiliyor. 

                         
Ahmet Kural ve bu  ekip  bunu yakaladı bence. İzlerken keyif alıyorum. Bu filmde de eğlendik bir hayli netekim.
                           

Ekip  artık kemikleşmiş kadrodan oluşuyor. Bu hoşuma gidiyor.

                         


 Tipler ve kimliklerde değişiklik de yapılsa benimsiyorsunuz çünkü seçilen tiplemeler ve ağızlar fena halde bizden:halk tipinin hafif karikatürize edilmiş hali.
                      

Zaman zaman konuyu ve esprileri çok iyi yakalasalar da zaman zaman elden kaçırdıklarını düşündüm. Filmin sonunu da eksik bırakmışlar hissi oluştu bende. 

Hani, o kadar iyi tempo-örüntü sonunda hafif bir hüzün, vurgusu düşük bir son.

                              

Kötü mü?

Aslaaaa :-)
Ama genel kanı ilki kadar iyi olmadığı yönünde.

İyi seyirler ve sevgiler


24 Ocak 2017 Salı

Geleceğim

Yokluğumu merakla taçlandıran tüm güzel insanlar:

Öyle özledim ki  gelip  gönlümden damıtmayı ve kelimelerinizde sizleri izlemeyi..
Lakin henüz aldığım nefes ile  verdiğim nefes arasında koşmaktan durulamadım ben.

Şımarıklık mıdır nedir : neredesin  sorunuzu okuyunca toplantı salonlarında şımarık şımarık gülümsedim biliyor musunuz?

Sağ olun
Var olun

Geleceğim.

Geleceğim, bekle dedi, gitti..
Ben beklemedim, o da gelmedi.
Ölüm gibi bir şey oldu..
Ama kimse ölmedi.
 
Özdemir Asaf


28 Aralık 2016 Çarşamba

PTT'ye 2 Adım Kala


Çocukluğumda , param olmadığı için aileme kartpostallar alır illa ki bir sürpriz hazırlama derdinde, illa ki alışıldığı beklerken bir minik aksiyon ile "a-aaaaa" çığlığı alma peşinde koşturur dururdum.


Minik hediyelerle büyük mutluluklar duyabilen güzel bir ailem var benim her zaman için.




Nesrin Topkapı'yı  uykudan bayılmış gözler, çok yemekten şişmiş göbekle ablamın sıcacık şefkat dolu kucağına yığılı bekler, iki dakika popo kıvırmanın nesini  bütün sene beklediğimizi anlamak için bir yıl daha büyümem gerektiğine hayıflanırdım.



Dileklerim, kardeşlerim ve ailem içindi. Özetlersek, dileklerim tüm dünyam içindi.



Bir de, bir vapura binip gitmeyi hayal ederdim hayat bilgisi kitabımda haritalarda gördüğüm o kocaman dünyayı gezebilmek görebilmek için. Tek tek  isimlerini incelediğim dağların, ovaların,nehirlerin,denizlerin özlemi yanıp tutuşurdu içimde.





Babamın favorileri ve hafif sigara sinmiş erkeksi baba kokusu bana güven verirdi.

Annemin hem minnacık bir kadında nasıl bu kadar anaç ve güzel olunur sorusuna minnacık bir kadında nasıl bu kadar hitler otoritesi olur sorusu karışır, tüm cevaplar yosun yeşili gözlerinin deryasında kaybolur giderdi.



Abim hayallerimin rüyalarımın yegane partneri, divan altı sohbetlerimin, yaramaz planlarımın vazgeçilmezi idi. Onu, hep o yıllardaki masum neşeli  coşkun gülüşü ile anarım. Zira şimdiki müdür bey, gülüşünü kaf dağının ardında bırakmış ulaşamadığım bir  yetişkin.





Şimdi yeni bir yıl gelirken eski yılı değerlendirmek istemiyor gönlüm. Çocukluğumun yeni yıl dileklerinde bir eksilme yok;sadece dünyama çocuklarım,yeğenlerim ve sevdiğim dostlarım dahil.



Bir de "Korkma!Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" diye ululuğuna inandığım ulusumun özgür ve adaletli, demokratik ve bağımsız var oluşu temennisi.



Çocukken sevdiğim Atatürk ile şimdi başıma tac gönlüme sultan ettiğim Atatürk ne kadar farklı. Öğretilen sevgiden anlaşılan sevgiye geçişin dayanılmaz derinliği ile sarhoşum.




Yılbaşı programımız klasik deyim PTT'dir bizim : Pijama-terlik-televizyon. Ama çocukluğumun sofrasına atıf olsun, o ruhu  çaktırmadan yine yaşayayım diye tuzlu fıstık ile portakal illa olur.



Bu satırları okuyan dostlar: dilekleri yazmak iyidir. Dileğim, hayırlı olanın bizi mutlu eden olması ve 2017'nin yorulmuş nefeslerimize "umut boşuna değilmiş, bakın aydınlık geri geldi" dedirtmesi.



Çocuklarımızın çocukluklarını, ergenlerimizin ergenliklerini, gençlerimizin gençliklerini yaşayabilecekleri ,anne-babaların "hadi,hadi"ci ebeveynlikten sıyrılabilecekleri bir eğitim öğretim sistemi.



Kimliğimize geri dönmek istiyorum. 

Veee milli piyangoma çok para çıksın istiyorum :-)



Kim karnını  hurma ile doldurmak ister ama ben , benim ve sevdiklerimin cevizli kaymak, katkısız bal, boyanmamış siyah zeytin,mayasız odun ateşinde pişmiş ekmek ve tomurcuğu kararında radyasyonsuz çay ile karınlarını doldurmalarını  istiyorum.



Öyle mütevazı isteklerin bir devrim algılanabileceği 2016... güle güle filan demiyorum.

Yürrüüüüü..anca gidersin! sana müstehak olandır


Teşekkür ediyorum :-)

27 Aralık 2016 Salı

2017 Dansımız

Uzun lafın kısası;
Savaş haksızlıklar adalet özlem demokrasi para pul vs vs vs

Bir çocuğun kalbinde mutluluğu muhafaza ettiysek, yeni yıla dua-umut-inanç ile girmemek için hiç bir sebep göremiyorum ben.

Zuzu'mun  emeği,neşesi  ile çekirdek ailemiz ve 2017'ye hoşgeldin dansı (babayı azcık harcamış oldu ama olsundu çok eğlendik biz izlerken)

Hepsi hepsi 1 dakikalık bir video...izleyin e mi?

Umutlar hep bizimle olsun.


24 Aralık 2016 Cumartesi

Kurbağa Fred



Evden çıkarken çöpü atayım diye elime almadan önce çocukların ayakkabılarını boyayayım derdine düşmüşken sabah kalkınca çay koymadan evvel yüzümü yıkadıktan hemen sonra renkli çamaşırları makineye attığım için onları asıp çıksam ne iyi olur diye düşündüm.

Teknik sorumlumuzun sorduğu soruyla çınlayan whatsapp mesajlar kısmını  açtığımda yapmayı unuttuğum bir iş aklıma geldiği için öteki iş arkadaşlarıma mesaj atmışken bugün haftasonu indirimlerini kaçırmadan Migros'tan alışveriş etmeliyim derdi mıh gibi aklıma çakıldı.

Nehir şapka giy,  çayın altını kapattım mı ,  etüde geç kalacaksın, anahtarını aldın mı,  gözlüğünü mü sileyim? Hey Allah'ım tamam ver sileyim nidaları arasında zor şer evden çıktık.


Koş koş Kadıköy'e in, otobüsteyken cepten halledilebilecek işleri hallet, araştırılması gerekenleri araştır ( evlere servis veren kuru temizlemeci kim var bizim yakınlarda vb) inince koş koş; simit mi alsam öğle yemeğine şurdan geçerken  hah bankomat dur para yatıracaktım ay yanında Yapı Kredinin kitabevi var kitaplara bi baksam ama yılbaşı hediyesi almam lazım geçerken sipariş vereyim getirtsinler unutmayayım akşam dönerken de balık mı alsam  ..

Bir an sonrayı planlamazsan hiç bir şeye yetişemiyorsun
Bir an sonrayı planlamaktan an'ı yaşayamıyorsun.

Haberleri açmayayım adam susmuyo yine cer cer cer cer konuşmuştur yemin ederim, hayat koşturması ayrı mesele ama bu adamın sesi , nefesi yoruyor beni. Yorulmama sebep olacağı kadar paye verdiğim için de kendime kızmıyor değilim. Oysa yağmur öyle güzel yağıyor ki.

Durrrrrrrrrrrrrrrrr dedi gönül
Durdum


Yağmur ne kadar güzel yağıyor
Evden çıktığımdan beri var mı bu yağmur

Ablamla gülerdik kurbağa fred şarkısı söylerdik

Yağ yağ yağmur
Her yer çamur..

Çocukluğumun aldırmaz neşesinden başka ne var üzerime hızla gelen ayrıntıların denizinde boğulmamı engelleyen.

Beyin enteresan bir organ. Arka plana atıvermiş silinmesine izin vermeden, dün telefonda yazılı bildirilmesi unutulmuş bir işin bugüne hazır olması için cansiperane mücadele verip saçlarımın ağarmasına yardımcı olurken yürüyerek konuştuğum için camdan bir anlığına görüvermiştim. Yağmur vardı yine ben farkında olmadan, dünyaya can veren bu 
mucizeyi aldırmazlıkla selamlarken çocuğun biri yağmurdan oluşan derenin ortasına geçmiş  muhtemel yepyeni ayakkabıları ile tepiniyordu neşeyle. Sadece ama sadece bir an yüreğim cız etti. Yağmura inmek, üzerime su sıçratmak ve yeniden var olmak istedim. Çocuklarımı yetiştirirken yararlandığımkaynakların birinde "çocuklarınızın yağmur sularında tepinmesine izin verin kızmayın :18 yaşında bunu yapmıyorlar..bırakın çocukluklarını yaşasınlar" diyen  yeterli ve yetkili şahsı andım onaylayarak. ben izin vermiştim;şimdi artık ikisi de bunu yapmıyor. Sonra telefondaki "haklı" kişiyi ikna etme çalışmalarıma dönüverdim o an'ın zenginliklerini zihnimden ittirerek. Ama bugün yağmur , dünün yağmuru ile birleşip kendime getirdi beni.

Durdum.
Şu protokollu iş hallolsun, yürümeye başlayacağım.
Tüm sorumluluklarımık ardımda bırakacağım
Şemsiye yok, kapşunu örtmek yok.
Koşturmak yok, işi işe eklemek yok

Hatta bütçe hesabı da yok.

Gönlüm, ben,ertelediklerim ve sevdiklerim.
Gündem,sesi kesilesice,üzüntüler dertler yok.

En çok kendimi ihmal etmişim. Bir nefeslik de olsa hakkını vererek yaşamak lazım.


"Yağ yağ yağmur
Her yer çamur" diyen Kurbağa Fred kadar sahici,içten,akıllı olmak lazım.

Şükürler olsun


20 Aralık 2016 Salı

Pabucumun İstanbul'u



Saatin azizliğine uğradı da sabah 05:50 sandığımız saatin 06:50 olduğunu  çok geç fark etti  Kıvırcık. 
Yarım ağız ah'lanıp of'landık ama aslında acaip neşeliydik  çünkü Kıvırcık, Zuzu  ve ben manyak eğlenceli bir Pazartesi sabah kahvaltısı yapmış olduk.

Yaşasın kimine aksilik gelen ama görmesine bilene lütuf olan ayrıntıların zenginliği.

Sonra sokağa çıktığımızda tazecik gülüşleri ile  caddeyi çınlatan çocuklarımın soğuktan kızarmış yanacıklarının güzelliğine baktım.

Dedim dondurabilsem şu anı dondurmaz mıydım?
Kalplerinde en birinci henüz ben iken.. en büyük dertleri sınav notları ve kaçmasını aslında hiç umursamadıkları otobüsleri iken...evlatlarım.

"Hadi mızıkdamayın, an benim için çok özel" dedim ve fotoğrafımızı çekmeleri için bir çok insna ricada bulundum.

Her biri yüzünü buruşturdu..hepsi bir şeye bir yere yetişme telaşındaydı.



Kimbilir onların kaçı feyste bugün efkarlı efkarlı yazmıştır ölen insanlıklar hakkında.
Kimbilir onların kaçı   bilgiç bilgiç aforizmalar paylaşmıştır insan kalabilmek adına.
Kimbilir onlar sevdiklerine "aşkım" derken "aşkın" ne olduğuna en son kafa yoralı kaç yüzyıl olmuştur.

İstanbul'muş da masal şehriymiş de ah yaşanmalara doyulmazmış da...

Hay ben bu İstanbul'un 7 tepesinin 7 tepesini birden..diyecektim ki aklıma geldi.
Benden önce yaptılar zaten.

ÇAMLICA TEPESİ

ÇENGELKÖY SIRTLARI
Hoşgörümü gittikçe yitirdiğim yaşlardayım.

Vezneciler Kız Yurdunda kaldığım zamanlarda öğrendiğim küfürlerin ne çoğunu unuttuğumu ,onlar kalbimden hızla geçerken hayretle fark ettiğim günlerdeyim.

Son söz Oscar Wilde'dan:



19 Aralık 2016 Pazartesi

Gün Tam da Bugündür




BUGÜN

ANLADIM Kİ

Anladım ki susmak bir cüsse işi.
Derin denizlerin işi.
Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor.
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar.
Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor.
Anladım ki susan her şey derin ve heybetli.


MCR





SİLKELEN

YENİLİĞE DOĞRU

Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
Her gün bir yere konmak ne güzel,
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
Dünle beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait…
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…
MCR


ÇÜNKÜ

BİR BAŞKA BAHAR İÇİN

Sanmasınlar yıkıldık, sanmasınlar çöktük;

Bir başka bahar için, sadece yaprak döktük…