mavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2018 Cumartesi

19 Mayıs


Bahar buram buram umut mu kokuyor ne?

Havada bir 19 Mayıs coşkusu var, küf tutmuş  zihinlerin çeperlerini kıra kıra mavilikler üzerinden memlekete yayılıyor.

Bizim mai'ye aşkımız Selanik'te açılan bir çift gözle başladı!

19 Mayıs Atatürk'ü Anma , Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.....


29 Mart 2017 Çarşamba

Katarakt

KADIKÖY BELEDİYESİ'NİN BAHÇESİNDEN..BUGÜNE DAİR






Bahardı ama ayaklarım acıyordu. 
Katılmam gereken etkinlik için yürüdüğüm güzergahın güzelliğini görmeye çalıştım.
Bahariye'den Çilek Sokağa indim.
Hava bahar, yüzler şendi.
Renklerin hepsi birbirinden güzeldi.
Güneş ılık ve sevecen, umut taze ve canlı.


Aklım babamda, kalbim babamda..ne kadar zorlasam görmüyor gözüm hiç bir şeyi.
Altıastarı katarakt ameliyatı..namı diğer "hiç bişi değil"

Katarakt ameliyatı önemsiz ve hiç bir şey değil ama babam önemli ve her şey benim için.

Güneşim de o  rüzgarım da o
Hele babam için sesi titremiş annem
Zaten küçücük bişi


Birbirine bağlı,mutlu,güzel bir aileysek biri güneş diğeri  göğün ta kendisi değil mi?


Kıyamadım ikisine de
Gurbet..adın bet

Konuştum ,sordum,yürüdüm,gittim..ama "baban iyi eve gidiyoruz"u duyana kadar ben bugünü yaşamadım.



Allah'ım,

Açlıkla,pislikle,yoklukla,sevdiklerimizin acısıyla sınama

Madem sınayacaksın,

Çok para ile sına. Tası tarağı alıp , çantamı omuzuma vurup gemi ile dünya seyahatine gideyim. Kibre kapılacak mıyım diye sına beni.ardıma dönüp bakarsam namerdim.

Allah'ım,

HAYIR'ların sevinci ile sına beni mesela. Bak bakalım deliriyor muyum? Delirmem ama delirtmezsem namerdim.


Babiş...anne
Saçınızın tek teline, bir gülüşünüze kurban olurum ben.

29 Mart ..öldürdün beni.

14 Eylül 2016 Çarşamba

Valla Çok Klasik Bi Bayram Güncesi




Bayramları çok severim. O-hooo,ölürüm filan bayram için.
Kim uyduruyo küçücüklüğümden beri bayramlara da adetlere de illet olduğumu?

Bu bayram da, bayram öncesi çalışan kadınlara acımayan "temizlik arefe gününe kalmaz" adetini ciddiye aldım. Hayır, Cuma akşamından çocuklarımı da alıp yazlığa filan kaçmadım, nerden çıkartıyo herkes bunu? Aşkla ,şevkle yollara düşüp gecenin birinde elimde iki çocukla Kumla sokaklarına inmedim, sabah da "nassı kaçtım ama" diye keyiflenip mavinin her tonunda kendimi kaybetmedim.

,

Ne diyordum? Ha temizlik. Tabii temizlik yaptım ben. Şunun şurası bi hafta kaçabildik, ne yemek yaparım ne temizliği takarım diye bişi aklımdan bile geçmedi. Sabahtan akşama kadar çocuklarımla mavide bir nokta olmaya adamadım kendimi. Ne haddime canım öyle şeyler,tövbe valla.


Sonra, robotum ben yorulmam ya, bayramda gelenlere ne ikram edecem derdine düştüm. Gece baklava gündüz su böreği açtım. Kendimi sahillere atıp haşlanmış mısırı kemirmenin dayanılmaz mutluluğunda yok olup erimedim. Çocuklarım utanmadı benim "gnam gnam oh mmmm " sesleri çıkarta çıkarta mısırla aşk yaşamamdan.


Kızlarıma kahve nasıl yapılı,nasıl ikram edilir,nasıl hizmet ediliri öğrettim itina ile. Yarın koca eline gidince ay anası bişi öğretmedi demesinler hayatta yegane derdimdi çünkü. Bu gaye ile ezdim onları, hiç acımadım. Yoksa her gün elceğizimle kızlarıma ve bana keyif kahveleri yapıp bi de üstüne kakara kikiri fal bakacak halim yok di mi? Fincandan bi hüptürük alınca üstünde kalan şekle bakıp yarım saat benzetmeler yapa yapa gülmedik yani.Yarın bugün el alem ne der ayyyy


Velhasıl bunca bayram emeğine babayı dahil etmemek olmazdı netekim. İşim gücüm var diye realist saçmalıklarla dolu beynini "çocukların boynu bükük bayram günü yazık ayyyyy" ajitasyonları ile tırmıklamadım hayır. Bayram günü ,sonradan onu zorla getirmedim Kumla'ya. Öyle yapsam kızardı ananeler,gelenekler,örfler,adetler. Öyle kızılsa eşim sürpriz yapıp kapıdan içeri girer miydi bir sabah ansızın. Güzel anılar biriktirmezmiydik yani? Hayır hayır ama 70 sene bizi aramayan insanların sırf yaşça  büyükler diye kapılarını çalıp evlerine gitmek var, sokaklarda dere gibi akan kan kokularının arasında çocukları bunun bayram olduğuna ikna etmek var.


Sıcak,trafik,bütçe,aslında kim sizi takıyo ki  sözcükleri beynimizden uzak akraba akraba,eş dost gezdikten sonra iade-i ziyaretler için eve tıkıldık kaldık sonrasında. Üzerimizde bayram kıyafetleri. Bayramın 3. günü havada Eylül varmış, bu yaşanan güzel bi sonbaharmış filan demedik hiç. Bakınız, bayramlıklarımızı giymiş halde çocuklarım ve ben eve tıkılı bekliyoruz ya gelen olursa diye.



Bu hanfendinin adı Osman. Kız olduğunu anlamadan Osman deyivermiştik ona. Hayvanlara dost kendileriyle barışık çocuklar yetiştirmişim. Onu gördüm sevindim bu bayram. Osman ellerimizden öptü, biz de onu besledik.  Kurban bayramında kemikler ve atık etlerle bayram yaptığını anlattı bize. Saygıyla dinledik.



Deniz,mavi,kitap,güneş
Kalanın tamamını unutmak istiyorum bütün kalbimle
Bayram,şimdi bayram gönlüme.



3 Haziran 2016 Cuma

Mavi Liman - NHR



Mavi Liman

Çok yorgunum, beni bekleme kaptan. 
Seyir defterini başkası yazsın. 
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman. 
Beni o limana çıkaramazsın...

Nazım Hikmet Ran


12 Ocak 2016 Salı

Kıvırcık Mai


Selin'in ilkokula başladığı güne ait bir resim bu.

Ne o kanepe var şimdi ne o yepyeni çoraplar ne o gıcır gıcır pabuçlar

Saçlarını iki yandan toplayıp tombul tatlı yanaklarını ve gül yüzünü açıkta bıraktığım, kıvırcık saçlarının her lülesine taptığım o minik kız da kalmadı..


Bi sürü insan var Selin'i tanıyan seven.İtinayla her birinden ayrı kıskandım kızımı. Her anne okuldan gelince çocuğuna "deersler nasıldı" filan diye sorar ya. ben direkt "öptü mü kimse seni" derdim. Gülerdi halime. Bilirdi yarı şaka yarı ciddi sorduğumu. anlardı onu ve ensesindeki o kıvırcık lüleyi kimselerle paylaşamadığımı.


Babasının feysine girip Selin'e o hesaptan "anneni mi çok seviyorsun beni mi" diye yazdığımda bu numarayı yemeyip " anneeeee çabul çık o hesaptan" yazışı da bundan.Bilir o beni.

Ben de onu bilirim onu izin verdiğince. Herkes muhteşem okul başarılarını bilir, ben anne sütüne lezzet versin diye vanilyalı bi sürü şey yemişken onun karnı doyduğunda yüzündeki masum tebessümü bilirim.Herkes aklıbaşında olgun Selin'i takdir ederken ben ilk emeklemesinde dudak kıvrımlarının keyifle gerilişini hatırlar bilirim. Herkes onun genişi dünyasının sınırlarını merak edip takdir ederken ben yüksek duvarlarının ardındaki dünyanın aslında çok daha geniş olduğunu bilir sessizce seyrederim.
Yüzünden tebessümü eksik olmayan melek.
Ben seni, gökyüzündeki yıldızlardan bile çok severim.

                         
O minnacık kıvırcık saçlı kız yok şimdi. Akşam doğumgününü arkadaşları ile kutlayacak kıvırcık saçlı bir genç kız var.

-e hali -de hali -den hali yalın hali...her haliyle sevdiğim ilk göz ağrım, varoluşu mucizem,miladım.
Var ol,sağ ol ve mutlu ol da nerede ve kiminle olursan ol.

Sen mutlu..işte o zaman ben de mutlu
13:09:07 doğum saati
12.01.2000 doğumgünün
Selin miladım benim
Selin'den önce ve Selin'den sonra oldu ömrüm..

SELİN MAVİDE BİR NOKTA







19 Ekim 2015 Pazartesi

Mai,Lacivert,Gri


Kedilievintarzı  ikinci sene yazısı yazında döndüm baktım ben ne zaman başlamışım diye..9 Ekim'de benim de ikinci senem dolmuş blog dünyasında.

Havva nefis bir sunumla, her zamanki zarafeti ve estetiği ile  yaşadıklarını özetlemiş, güzel bir yazı yazmış. Ben ise ne yazsam diye düşünürken sadece odamın penceresinden görünen gri gökyüzüne dalıp gidiyor gözlerim. 

Yazasım yok.
Düşünesim var.

Oysa her sabah işe gelirken "şunu yazayım" diye aklımdan bi sür kelime ve konu geçiyor.

Odamdaki beyaz orkideye bakıp gülümsüyorum.

Yazasım yok bugün gerçekten..iki senede siyaha yakın Lacivert oldu Mai'm, dostlar kazandım varlıkları beni mutlu eden. İki seneyi yazasım yok, kâh hatırlayasım kâh unutasım gelen binlerce anı var , keşke hiç yaşamasaydım dediğim boynumu büken anları var,bir daha  bir daha ne olur  bir daha yaşayayım dediğim anları var.

Yazasım yok bugün
Yaşayasım var

28 Ağustos 2015 Cuma

Tesadüf Yoktur... Doğru Dileklerin Zamanlanmış Kabulü Vardır

Selam,

Bugün posta kutumda bir kanadı mavi bir kanadı beyaz güzel bir kuş buldum.
İsmi "Alev"
Şu, saçma sapan yön tabelası olmayan 4 yol ağızlarından birinde oturmuş ne yapacağımı bilmeksizin çevreme bakınırken oradan geçiyordu.
Bir gün, bilmeden ona bir anımla dokunduğumu söyledi.
Bilmeden o da bana dokundu yol gösterici olarak o an

Sonra, aşağıdaki şarkıyı hediye etti bana

Ama ben bunu ve bugünü ÇOK sevdimmmmmmmm


11 Ağustos 2015 Salı

Geride Kaldı


İlk kez,  dizlerimi döve döve bir karikatüre kahkahalarla gülerken , saklandığı loş  yerden gizlice beni izlerken fark ettim onu. 

Billur mavisi göğümü lacivertiyle koyultmak istemezliğini gördüm.

Bir kere ağlayabilse tüm irinini akıtabilecekken bir nefes alımlık yer bırakmamacasına her şeyleri içine atan suskunluğunu gördüm.


 Su döküp söndürülebilecek yangınlardan değildi yangını.

Onu çukurundan çıkarabilecek gücüm yoktu.

Yavaşça yoluma döndüm. Karikatüre bir daha baktım , bir daha güldüm.

Dönüp onu almaya, onarmaya gücüm yettiğinde elimi uzatmaya unutmamak üzere sessizce söz verdim.

Zaman..zordu şu son yıllarda çoğu zaman.

Maiyi koyu tonlardan arındırma vakti şimdi. 


24 Haziran 2015 Çarşamba

Şiirin Mai'si / GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ... ..Nazım Hikmet Ran


Güzel günler göreceğiz çocuklar 
Motorları maviliklere süreceğiz 
Çocuklar inanın inanın çocuklar 
Güzel günler göreceğiz güneşli günler 


......


Hani şimdi biz 
İnanın güzel günler göreceğiz çocuklar 
Güneşli günler göreceğiz 
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar 
Işıklı maviliklere süreceğiz 


28 Mayıs 2015 Perşembe

Yarın Yine Bahar Çok Şükür...


Kalp olacak olanı bilir,sana fısıldar...ama sen, dünyanın sığ endişeleri ile çığlık çığlığa muhatap olduğun için onu duymazsın. O sırada bilmeden söylediğini sandığın söz gerçekleşir ve sen hayretler içinde kalırsın.

Büyük laf söyleme başına gelir dedikleri budur aslında...o büyük lafı söylerken hiç düşündün mü : sana bunu kim sordu?

Şimdiki evimin önündeki caddeden geçiyordum yanlışlıkla bindiğim otobüse sayıp söverek...öğrenciydim henüz. Bir yanda binalar bir yanda mezarlık. İçimden "ıyyyy" dedim. "Asla burada oturmam ben..ne soğuk yer"

Bana soran olmamıştı aslında burada oturmak ister misin diye..ama aslında biliyordu kalbim olacağı.Fısıldayıvermişti olanca naifliği ile burada yaşayacağımı hem de tam evimin önündeki duraktayken . Kibrim,günlük hayat endişelerim , sığ suların büyük dalgaları kulaklarımı sağır etmiş olmalı...duymuş ama anlamamışım.


Ne cümleler ne fısıldandı kulağımıza da kalabalığın gürültüsünde duymadık.

Renklerin en güzellerini taşıyan kalplerimizi kimbilir ne olmaz şeylerin patırtısında paslandırdık.

Onca seçeneğin içinde belki de kendi seçtiğimiz şey yalnızlık...




Sonra , arsız çocuklar gibi hayatı suçladık....

Yarın yine bahar çok şükür.
Sevin kendinizi e mi?

Unutmayın ;renklerin en güzelidir mai.

Bir daha denemek ve yeniden başlamak için
Unutun tüm endişelerinizi.

Umut da yaşamak da bizim için var.

Umut, binbir ayaklı Umut, güneşte saklı Umut edenler haklı Umut, insanın hakkı..! Nazım Hikmet


1 Mart 2015 Pazar

1 Bahar





























Bugün 1 Bahar değil mi?

Bahar bahar olsun ömürler
Yeni tomurcuklar açsın dallarınız
Taze sularla beslensin kökleriniz
Yeşili parlak olsun yapraklarınızın
Unutulmuş kokularla canlansın hafızalar






Kuş cıvıltıları ile uyanasınız güzel renkli rüyalarınızdan.   Beklemekten şekli değişmiş umutlarınızın gerçekliği ile açasınız gözlerinizi












Sevmeyi, öğretilmiş kalıplardan uzak hatırlayıp sevebilesiniz bugün

Ki öyle sevilebilmek olsun nasibinizde



Geçmişe yaşananlardan canınızı en çok acıtanlardan birini düşünüp, en az bir kere affedin kendinizi

Yüreğinizdeki öfke...kırgınlık zor geçiyor da öfkeyi silmek daha kolay ya;hah işte o öfkelerin yükünü bırakıverin bugün bahar diyerek bir kenara
Hafiflemiş olsun yürekleriniz






Maviler kucaklasın ruhunuzu
Bugün,ömrünüz bahar bahar yaşansın











25 Şubat 2015 Çarşamba

Kırılma

İşsizlik ağır geliyor bana ..

Çok uzun sürdü kış,
Çok yağdı yağmur.
Güneş, burnunun ucunu göster yeter; binlerce gökkuşağı var çıkmayı bekleyen maviye...

15 Ocak 2015 Perşembe

Mavi Bilye



Mesleki eğitim seminerlerinden birinde, yine aynı şeyleri dinlemekten yılmış biri olarak oturuyordum.Değişiklik olsun diye bazen, ukalalık edeyim, çıkayım adamın lafını ben tamamlayayım istiyordum.

Mesleğim Tanıtım ve Halkla İlişkiler Uzmanı. İş yeri belli. Alan belli..e ama senelerdir aynı konuda seminer verecek adam çağırılmaz ki. Biraz da farklı destekler, farklı bakış açıları,farklı bilgilerle tamamlanmak lazım di mi?

Neyse, kadere isyan yaşlarım geçmiş, "he he" diyerek bildiğimi okuma yaşlarındaydım. Seminerde arkalarda bir koltuk buldum,bacak bacak üstüne attım ve heybemden kitabımı çıkarttım. Kitabımla haşır neşir olacağım en az bir saatin keyfine yoğunlaştım.

Arada bir gülüşmelerin neden olduğu kulak kabartmalarım haricinde farkında bile değildim bir seminerde olduğumu. 

Öyle okuyorum ben;bu dünyadan kopuk, kitabın içinde yaşayarak.

Sonra sessizlik kulağımı tırmaladı. Salonda alışkın olmadığım bir suskunluk vardı.Toparlanarak diğeldim. Konuşmacı didaktiklikten uzak tonlama ile bir şey anlatıyordu.

Off nasılsa biliyorumdur ön yargısına yenik düşmediğim için şükrettiğim anlardan biri o işte. Anlattığı şey, ömür boyu hayata ve olaylara bakış açımı değiştirdi ; çünkü haklı olduğunu biliyordum ve ona inandım.


Anlattığı şey, yarınlarda vazgeçmeyişimdi, umudun matematiksel tanımıydı.

"Her şeyi bildiğinizi düşünebilirsiniz,en basit sorularda en büyük yanılgılar gizlidir aslında" diyordu hoca."Şimdi size bir soru soracağım."

-Bir torbada bilyeler var.20 tane. 3 beyaz,3 siyah,5 pembe,4 yeşil,2 sarı,2 turuncu,1 mavi. Elinizi daldırıyorsunuz ve çekiyorsunuz. Maviyi bulma ihtimaliniz nedir.


Salonda mırıltılar yükseldi ve bir saniye önce bir saniye sonrasında aynı cevabı yüksek sesle söyleyenlerin sesi ortamı doldurdu:

- yirmide bir hocam
-yüzde on hocam
-hiç şansınız yok hocam


Hoca, tebessümü sakin salona bakıyordu.

-Bilemediniz..dedi. Şansım %50

-Nasıl yaaa diye isyankar sesler yükseldi.


Hoca yine gülümsüyordu

-O bilye ya mavidir , ya değildir. Şansınız her zaman %50 'dir. şansınızı zihninizde azaltan, umutsuzluğu yaratan her zaman sadece sizsiniz.


Ne elimi torbaya daldırmaktan korkarım, ne ya olmazsalar dert olur gönlüme.
Ne zaman umutsuzluğa kapılacak olsam, mavi bilyenin sıcaklığı vurur elime



7 Ocak 2015 Çarşamba

Ocak 25


Ocak ayının 25'i güzeldir.
Severim o günde hayallerimi gerçekle buluşturmayı.
Hayat, o gün bi başka sever beni.

Evlilik yıldönümümüz o gün.
6 sene flört nişan derken sonunda evlenebildik.
Çok da acelemiz yoktu sanırım öyle gezip tozmak hoş gelmişti demek ki :-)


Neyse, bu sene de 25 Ocak'ta Allah'tan bir engel çıkmazsa Trabzon'dayım.
Uffffff nasıl özledim memleketimi nasıl özledim anlatmak mümkün değil. Uçaktan inip başımı çevirdiğimde Karadeniz'in o koyu laci dalgaları ile gözgöze gelip ciğerlerimin özlediği o yeşil mavi temiz rüzgarları içime çekmek yok mu?Hücrelerim kıpraşıyor heyecandan keyiften. Geçen ay dilime dolanan Frank Sinatra şarkısı yerini bizim oralılara bıraktı. Sabah kalkıyorum ,çocuklara Hayde diyorum rahmetli Kazım Koyuncu eşliğinde. Sonra Volkan Konak geliyor Denizde Karartı Var diyor ve ben çocuklara atkı şapka takın diye tutturuyorum filan.


















Hayatımda hiç bu kadar uzak kalmamıştım evimden ocağımdan toprağımdan.İyileşmeyen yara gibi,büyüdükçe büyüdü özlem içimde. En çok bizim evin, içeri girdiğinizde sizi sarmalayan ışık ışık ferahlığını ve tanıdık kokusunu özledim. Demliğimizi,yemek masasını.Biliyorum , sabah olsun da balkonda günün ilk ışıklarını Akçaabat üzerinden gelirken seyredeyim, dağlarıma tepelerime içim alabildiğince bakayım isteyeceğim. Renkler, İstanbul'un zihnimde soldurduğu renkler...onlarla kucaklaşacağım doya doya.


Trabzon simidini bilir misiniz?Neredeyse Türkiye'nin yarısından çoğunu gezdim , daha güzelini görmedim.Bizim ora simidi , 5 tane ye olmadı 10 tane ye diye teşvik eder insanı. Yanında bir de buruk çay varsa, hoş sohbetler de eşlik ediyorsa bu ziyafete, hele babam eski kaşar aldıysa İPA'dan...oyyyyyy. Ölümsüzlük iksiri dedikleri bu işte. Ölmeyecem ki, bana ne.


Sonra döner yiyeceğim öyle 100-150 gram filan değil. 2 senedir uzağım sizden, getirin yarım kilo çatlayana kadar yiyeceğim demezsem ne olayım. Dukanmış Karataymış..peeeh. Ölürsem bi de aç gitti diye ağlamasın kimse ardımdan. Doyasıya yiyeceğim özlediğim ne varsa.








































Ah...memleketim memleketim.Şiiri bile var, şarkısı bile var. Pazar sabah oldu mu evin oradaki fırına gideceğim 8 yaşımda da yaptığım gibi ve 9 ve 10 ve 11.....Annem akşamdan kıymayı hazırlamış olur sabaha soğusun hemen gidebilelim fırına diye. Bir Pazar kıymayı bir Pazar peynirli yaptıracağım.  

Falanca yağ öyle zararlı filanca yağ böyle zararlı ..hikaye! Tereyağı kaşık kaşık doldurmak lazım içine. Karadeniz insanı uzun yaşar, ailemdeki neredeyse herkes araba çarptığı için öldü.Tereyağ kalbi de ruhu da besler. İnanmıyorum uzmanlara.İçlerine bir de yumurtanın sadece kırmızısı ama o da pişmemiş...mmmmm (köy yumurtasının içi kırmızı oluyor sarı değilllll)



 Ablamla abimin işe gittikleri bir sabah, annem babam ve mutfağın bana kaldığı o güzel sabah kuymak yiyeceğim.Yaşamak güzel şey mirim diyeceğim...

Sonra ablamın,abimin ve benim çocuklarımız bir arada iken, ortalık desibel desibel çınlamakta iken ablamla kahve içip saçma sapan fal bakacağız birbirimize. Onlarca kere bölünen cümlelerimizde neyi anlattığımızı unutup hep yeniden başladığımızı fark etmeye fark etmeye ama gülümsememiz  kocaman koskocaman konuşacağız. Abim gelecek, boynuna atlayacağım. O yine ciddi takılacak aklısıra ama gözlerinin ta içi ile gülüşü yok mu ya..o yetecek.nnem ve babam..bir de karadenizim deli denizim şarkılarım,anılarım,çocukluğum,çocuklarım...

Ocak ayının 25'i iyi gelir bana hep.

Bir de bakmışsınız..iş bile bulmuşum...kimbilebilir.